Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
KY-1633676 Tarafından Yapılan Yorumlar
Zaman zaman yazmış olduğu öykülerin bir araya gelmesiyle oluşan bir kitap pek sevdiğimi söyleyemem ama içlerinde bir kaç öykü iyiydi diyebiliriz.
Kitaba başlarken bütün bir kitap olduğunu düşünerek başlamıştım aslında ama öyle değilmiş. Hem 1. hikaye olan hem de kitaba ismini veren Küskün Kahvenin Türküsü bölümü bitip de 2. hikaye başlayınca biraz hayal kırıklığına uğramadım değil çünkü böyle parça parça kitapları pek sevmiyorum ve 1. hikayede çok güzel ilerliyordu. Genel olarak güzel bir kitaptı, okurken keyif aldım. Özellikle son hikaye olan Bir Ağaç, Bir Taş, Bir Bulut'ta.
Roma İmparatoru Claudius'un kendi anlatımı şeklinde kurgulanan eserde Roma İmparatorluğu'nun taht mücadeleleri ve birtakım entrikalar yer alıyor. İmparatorluğa ait tarihi ve sosyal olaylar anlatılırken, diğer yandan Claudius'un henüz imparator olmadan önce içinde bulunduğu koşullar, fiziksel ve ruhsal özelliklerine değiniliyor. Fiziksel açidan topal, kekeme ve hasta olmasının yanı sıra ruhsal açıdan da silik, özgüveni eksik bir karakter olarak tanımlanan Claudius'un aslında zeki olmasına rağmen yaşanan bu iktidar mücadelesinde hayatta kalabilmek adına kendini aptal olarak tanıtması kurgulanmış.
İki kez nişanlanıp sonunda ayrılıkla biten bu ilişki esas olarak bir mektuplaşma ilişkisidir. Felice ile beraberliğinin ilk dönemlerinden itibaren Kafka’nın üretkenliğinin artmış olduğunu ve bir yazar olarak giderek büyüyen bir saygınlığa eriştiğini görüyoruz.
Zor bir konu, zor bir kurgu. Ama bu ikisi usta bir yazarın eline geçtiğinde ortaya çok güzel şeyler çıkıyor. Golding ortaçağa alıp götürüyor bu sefer bizleri. Kitapta geçen Meryem Ana Katedral Kilisesi'nin başrahibi Jocelin, bir kule diktirmeye karar verir. Ona göre Katedral dua eden bir azizdir, yaptıracağı kule ise onun büyüklüğünün göstergesi olacaktır. Hikayenin neredeyse bütünü aynı mekanlarda geçiyor. İşte burada Golding'in müthiş kalemi devreye giriyor. Hikaye sürekli aynı mekanda geçmesine rağmen okuyucuyu sıkmıyor. Jocelin'in ruhunun derinliklerine iniliyor. Onu tıpkı Kafka'nın insanlarına benzetiyor. Bazı şeyleri yönettiğini sanan fakat asıl yönetilenin kendisi olduğunu fark edemeyen bir insan haline geliyor Jocelin