Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
KAYRA_DORUK Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitap aslında iki romanın iç içe geçmiş hali gibi. Tüyler ürperten cinayetlerin akabininde parçalanmış bir ailenin -Laura, Philip ve Jo'nun- hikayesini takip ederken birden soluğu 1600'lü yıllarda İssac Newton'un yanında alıyoruz. Kitap polisiye, gerilim ve tarihi birbiriyle son derece güzel harmanlamış bir roman. Newton'un simyayla da ilgilenen karanlık yüzüne, 1600lerde kurulmuş karanlık bir tarikatın günümüzde bile etkisini sürdürdüğüne, dair fantastik içerikleriyle sizi kendine bağlayan bir roman. Gerçeklerle kurguyu birlikte öyle ustaca önümüze sunuyor ki nerelerin gerçek olduğunu nerelerin gerçek olmadığını anlamakta güçlük çekiyoruz. Neyseki kitabın sonundaki kurgunun ardındaki gerçekler bölümü bizi bu konuda aydınlatıyor.
Okumanızı tavsiye edeceğim güzel bir roman. Kısa kısa bölümler altında olması sıkılmadan bir çırpıda okumanızı sağlıyor.
yaşamın anlamı, yaşama amacımız vs insanlığın neden yaratıldığı ile alakalı bütün neden ve sonuçları, insanlara nelerin yetmediği ve doyumsuz olduğu, durumu birileri soruyor, durumu birileri anlatıyor. sözcüklere ile anlatamadığımız hislerimizi kaleme alıyor.Herkesini gerçekten okuması gerekene bu kitap hikayelerden oluşmaktadır.
Serinin son kitabı, ilk iki kitaba göre bence macera ve heyecan yönünden tempo biraz düşüktü, sevindim Maya´ya aşkları onları kurtardı,sonuç olarak gelecekte olabilecek olayları içeren güzel bir seriydi...
eykjavik Cinayet Masası’ndan dedektif Erlendur Sveınsson ve yardımcıları Elınborg ile Sigurdur Oli, kafasında bir kurşunla, Rus yapımı bir dinleme cihazına bağlı bir şekilde gölün dibinde yatan iskeletin kime ait olduğunu anlamak için soruşturmaya başlarlar. Kayıp kişilere ait dosyalar açılır. Cesedin, kayıp beş kişiden hangisine ait olabileceğini saptamaya çalışırlar. Erlendur, bir yandan da kendi şahsi ve ailevi sorunlarıyla boğuşur. Reykjavik’te bir adam ise, 1950’li yıllarda Doğu Almanya’da öğrenci olduğu günleri hatırlar.Polis prosedürüne hakim olan yazar, İskandinav yazarların polisiye sihri her neyse, onu da esrarına katmış. Bir de, ön planda olsalar da olmasalar da inanılır ve sağlam kadın karakterler yaratıyor. Eva Lind ve Valgerdur’un yanına, rolleri kısa da olsa katılan hidrolog Sunna ve patolog Matthildur böyle karakterler.Olayların dün ve bugünde aynı tempoyla ilerlemesi de,okuma zevkimizi arttırıyor.
Fatmagül genç bir köylü kızıdır.Bir gün ona 3′ü zengin çocuğu olmak üzere 4 adam tecavüz ederler.Kızın deli bir abisi dışında kimsesi yoktur.Ama devlet onu korumak için failleri yakalayıp hapse atar....İstemeyerek de olsa sığındığı insan onun kurtuluşu olacak mıdır?Zaman,nefret yüklü bir ilişkiye başka bir yön verecek midir?Fatmagül’ün dramı aslında hem büyük kentlerde hem kırsalda pek çok genç kızın, kadının yaşadıklarının bir aynası. Kadının ezilmişliğinin, çaresizliğinin öyküsü.