Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
guraba_ Tarafından Yapılan Yorumlar
Üstadımla Türkiye'nin Manzara'sına bakmak demek çok yüksekten çok derine bakmak anlamına geliyor. Hem çok yüksek, hem çok derin ama meseleleri atomlarına kadar ayırıp tahlil etme kabiliyeti de üstadımın harcıdır. Kitabı anlatmak bu kadar yeterli. Peki ya meseleler?
Şu anda da bu kitaptaki meselelerden farklı şeyler yaşamıyoruz aslında. Biraz daha farklılaşmış bazen evrimleşmiş olarak olsa bile kökü itibariyle memleketimizin sorunları hep aynı. Ve esefle söylüyorum ki köklü bir zihniyet değişimine gidip özümüze dönmezsek kişiler değişecek olmakla birlikte meselelerde yine yerimizde sayacağız gibi gözüküyor. Hatta ne yerinde sayması daha beter olması beklenen şeydir hafazanallallah.
Rabbim üstadımıza gani gani rahmet eyleye, amin.
Kitabı herhalde sırf Sezai ağabey hatrına okudum. Tercüme kitap okumak bile bana soğuk gelirken nerde kaldı tercüme şiir... Küfrün yüzünün soğukluğundan bahsetmiyorum bile. Ama bir cümle ile bahsedersem bir büyüğümün bir sözünü serdetmeyi şeref bilirim: "Ben gavurun beğendiğim şeyini bile beğendim demem." Haydi, diğer kitaplara.
Sâmiha annenin sanki bin yıllık öteden gelen bir sesini okudum adeta. Hani böyle eski zamanlarda, bir dağ başında, çiçekli entarisini giymiş ve ben Sâmiha annenin dizine başını koyup, onun o latif, zarif, nahif hikayelerini dinliyor gibi hissettim kendimi. Bilmiyorum bu eser nasıl anlatılır ama, yok yok anlatamıyorum. Muaazam bir dil ve gönül şöleni desem herhalde az çok anlatmış olurum. Mevlam Sâmiha anneye gani gani rahmet eylesin, âmin.
Efendim öncelikle bu kitabı bitirdiğim için kendimi tebrik ederim. :)) Hem hacimli, hem tarih, hem de öyle tarih menkıbelerinden uzak daha çok olan durumlardan, insanların psikolojileri ve milletlerin sosyolojilerinden bahsediyor. (Ula bu nasıl bir cümle oldu böyle.)
Gerçekten kitapta çok büyük emek olduğunu insan hissediyor adeta. Tarihe ilgi duyan herkesin mutlaka ama mutlaka okuması lazım diye zannediyorum. Ben tarihi sevmem ama ecdadımı seviyorum derseniz de okumalısınız mutlaka.
Kitap genelde ecdadın "iti öldürme korkut" siyaseti üzerine kurulu. Ecdat düşmanını öyle bir korkutmuş ki adamlar nereden, nasıl saldıracaklarını şaşırmışlar. Hani kuyruk acısının bile halen yankıları olmasını bu kitabı okuyunca daha iyi anlıyorsunuz. Bu korkutma siyaseti herhalde Osmanlı'yı Osmanlı yapan bir durum. Acayip bir psikoloji yaymış cihana. Küffara adı yetmiş adeta. Çoook uzun sürer anlatmak, ecdadımı övmek. Bize bu yüz akı tarihi bırakan ecdadımı Rahmetle anıyorum.
Nedir samimiyet? İnsanın fıtratı, özü, tabiiliği son olarak doğallığıdır diyebiliriz. Bunu insan zannımca en güzel diniyle yani İslam olmasıyla yansıtır dışarıya. Lafın tamamı deliye söylenir ama ben akıllılara da buradan ilan edeyim kısaca: İslam olmak eşittir samimi olmaktır. Özün ve sözün, kadîm tabirle hâlin ve kâlin birbirini tutmasıdır. Bunu insanlar üzerine ifrat ve tefrite düşmeden de en güzel şekilde yalnız İslam yani İslam olan Müslüman sağlayabilir. (Bunları neden anlattım? Çünkü anlatmak istedim.)
Samimiliği anlatıyor kitapta. Bizim ondan nasibimizin ve dolayısıyla İslam'dan uzaklaştıkça da daha da samimiyetsiz olduğumuzu da anlatmış oluyor bir bağlama. Bu kitabın baskısı benle yaşıt yani eski. Bulmanız zor olsa da her yanda duyabileceğiniz şeyleri yazar o kadar içten, o kadar samimi yazmış ki herhalde aynı konuları başkası daha güzel bir üslupla sunamazdı. Öldü ise Mevlam gani gani rahmet eyleye. Sağ ise Mevlam selamet vere, âmin.