Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Fahriye Akgül Tarafından Yapılan Yorumlar
Ilk defa bir Debbie kitabında bu kadar sıkıldım. Ilk yüz sayfa ve son yüz sayfa kitabın tek idare eder tarafıydı. Orta kısımlar sürekli birbirinin tekrar diyaloglarla dolu, bir olayı yaşıyor diğer sayfalar da birilerine anlatıyor da anlatıyor... Kurgusu güzeldi ama dediğim gibi 400 sayfa olsun diye uzatıldıkça uzatılmıştı...Debbie Macomber'in nazar boncuğu olsun bu. :)
Öyle bir yaşa geldim ki neye dokunsam sonsuz bir gözyaşı, neye dokunsam birikmiş sonsuz bir gözyaşı,neye dokunsam sonsuz birikmiş yaşama özlemi…
Geçim sıkıntısı çeken bir aile de babanın hasta yatağında bile, dönüp eşine "çocukların harçlıklarını verdin mi hanım" diyen, çocukları için hayal kurmayı unutan bir baba... çok ama çok ağladım o bölümü okurken :( "HAYAT BİR KEZ OLSUN EĞİLİP ÖPSÜN ALNIMIZDAN"
Dağ gibi bir yiğitti Murad! Güçlü, inatçı, onurlu... Akdeniz'e korku salmış Osmanlı donanmasının kaptanlarından biriydi o... Cezayir'in fethi, Preveze Deniz Savaşı gibi pek çok zaferde Barbaros Hayreddin Paşa ile birlikte savaştı. Köle kız Lilyeva'ya sevdalanıp törelere karşı geldiğinde Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle ünlü Şair Amiral Seydi Ali Reis'in Hind seferine gönderilen levendler arasında buldu kendini..
Ve bir nazlı çiçekti Lilyeva... Engizisyondan kaçan bir İspanyol güzeliyle çaresiz bir Macar Beyi'nin soylu fakat lanetli kanı dolaşmaktaydı damarlarında... Savaş rüzgarlarının önünde, bir ülkeden diğerine savruldu, asla bir vatanı olamadan...
Yazgıları bu iki sevdalı yüreğe eziyet etmekten yorulmadı, usanmadı uzun yıllar boyunca... Yine de umutsuzca ulaşmaya çalıştılar birbirlerine...
***Minnettarım tüm hayatımı vakfettiğim cüzamlılarıma, çünkü onların onların sayesindedir ki, memleketimin binlerce başka çocuğuna da uzanabildim. Yoksul olmaları, çaresiz olmaları koşuluyla, hiç ayrım yapmadan, Türk, Kürt, Süryani vs. demeden, kırsalın evlere hapsedilmiş kızlarına kapıları araladım, ışık tuttum yollarına. Beni hırpaladılar, yerden yere vurdular, ne gavurluğum kaldı, ne Kürtçülüğüm, ne de komünistliğim. Şu son aramayla da darbeci yerine kondum. Umurumda bile olmadı. ***"Günbatımını, şafağı, mehtabı seyrettiğimde ya da yıldızlarla dolu lacivert göğe baktığımda içim sevinç doluyor. Acılarıma rağmen, yaşadığıma şükrediyorum."
Yüreğim Seni Çok Sevdi kavuşamayan iki aşığın İstanbul-Amerika-Bursa arasında sürüp giden hayatlarının hikayesini anlatıyor. Yüreğim Seni Çok Sevdi’yi Piraye‘yi okumasaydım eğer daha çok beğeneceğimi düşünüyorum. Ancak iki kitap arasında o kadar ortak nokta var ki, Aslı Amerika’ya gidene kadar aynı kitabı okuduğumu düşündüm bile diyebilirim. Aslı karakteri ile Piraye neredeyse aynı özelliklere sahip. Özgürlüklerine düşkün, şiirlere tutkulu, Nazım Hikmet hayranı. Şiirleşme kısmının beni sıktığını üzülerek söylüyorum. Yaşanılan imkansız aşkta bile Piraye ile ortak noktalar çok fazla. Ancak Amerika sonrası hikaye değişiyor ve yeni bir boyut kazanıyor.