Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
gntl Tarafından Yapılan Yorumlar
Bir arkadaşımın hediye etmesi üzerine okuduğum kitap. Açık ve net zaman kaybı olarak görüyorum. Kitaba zaten edebi açıdan bakmak saçma ancak kitaptan çıkarılacak bir ders yok ya da zevkle zaman geçirtmiyor size. Gayet sıradan bir kadının gayet sıradan hayatı. Yani derler ya hayatımı yazsam kitap olur diye, kusura bakmayın pucca bunun bir örneği değil. Her insan yazar olamaz elbet ancak herkesin anlatacak bir hikayesi vardır. Pucca için bu söz konusu değil. Sıradan bir pembe diziden farkı yok. Nasıl bu kadar beğeni topladığını da anlamak mümkün değil.
Konusu bakımından şahane bir kitap potansiyeli taşısa da yazarın eksikliği yüzünden pek de şahane bir kitap olamamıştır kanaatimce. Çeviri bir kitap olduğunu göz önüne alarak türkçe versiyonunu okuduktan sonra orjinal diliyle okudum ancak sonuç değişmedi. Yazar her ne kadar yaratıcı bir konu bulsa da dili ile bunu pekiştirememiş. Evet yaratıcılık var ortada ama olaylar ilerlese de kitap ilerlemiyor. Bir edebi zenginlik yok zaten kitapta. Ayrıca bu yaratıcı konunun daha iyi bir şekilde işlenebileceğini düşünüyorum. Kısacası hayalkırıklığı oldu benim için.
Janis Joplin ve Jimi Hendrix'le aynı yerlerde olduğu kısımlarda gereğinden fazla kendimden geçmiş olsam da Patti Smith ve Robert Mapplethorpe'nin ilişkisinden çok fazla etkilendim. Eğer yazıları bu kadar samimi ve dürüst olmasaydı hepsini uydurduğunu düşünürdüm gibi geliyor. Birbirlerini oldukları gibi kabul etmişler ve hem iyide, hem kötüde cidden birbirlerinin yanında olmuşlar. Benim gözümde Patti Smith bu kitap sayesinde daha gerçek oldu.
Bu kitap benim için sürpriz gibiydi. Sanki rastgele bir film seçer gibi satın aldım, ilk başlarda pek bana hitap etmediğini düşüncemde sonunda Pablo Neruda'nın çocukluğunu anlattığını görünce çok şaşırdım, güzel bir sürpriz oldu.
Bu kitaba hakkını teslim etmem lazım, müthiş bir kitap. Nazi Almanya'sı ile ilgili o kadar çok kitap, film vb. var ama bu kitabın yerine tutabilecek bir şey gelmiyor aklıma. En çok sevdiğim yanı Almanların gözünden o zamanları anlatması, aslında bir çok Almanın nazi rejimini desteklemedi mecbur olduğu, kamplardaki kadar olmasa da onlarında acı çektiğini göstermesi. Sürükleyici bir kitap ama öyle bir solukta okunacak bir kitap değil, Anlayarak, karakterleri tanıyarak merak için değilde kitabın zevkine varmak için okumak, tıpkı çikolata yemek gibi. Her şeyden öte yazarın dili bu kadar ustaca kullanmasına hayran olmak elde değil, çivirmene de büyük bir övgü kazandırıyor bu. Bakış açısı çok hoşuma gitti, karakterler içime işledi, özellikle Hans, akordeonu körükleyen Hans... Tekrar, tekrar okunacak bir kitap. Yazarı bu kitabı yazması için neyin teşvik ettiğini araştırmanızı tavsiye ederim, güzel bir öyküsü var.