Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
ahlatt42 Tarafından Yapılan Yorumlar
Eserin arkasında denildiği gibi"Firavunların bile Tanrılar tarafından görevlendirildiği memurlar olarak algılandığı Mısır'da küçük bir arşiv memuru olarak atanmış; Devleti Allah'ın bu dünyadaki mabedi olarak gören ve devlete hizmet etmeyi Allah'a ibadet etmek gibi düşünen" Osman Bayyum'un hayat hikayesi.
Hayata yabancılaşmış sadece kendi bildiği ve hayal ettiğine karşı bir istek ve ihtiras duyan bir adamın öyküsü. Her şeyden yüce amacı için vaz geçebileceğini düşünen bir kahraman gözüyle görüyor kendini.
İman etmiş ama teslimde zorlanan bir insan. Hayaller celî dîvânî, hayatlar gubârî nesta'lik olduğunu göremeyecek kadar zavallı bir konumda.
Tıpkı tüm insanlar gibi, tek farkı onun ihtiraslarında istikrar ve azmi var %99'da olmayan.
Bu onun hem güçlü yanı hem de acınacak sefil sonunun hazırlayan yönü.
II. dünya Savaşı esnasında Kahire de Mısırlı küçük bir ailenin yaşantısına konuk olan bir eser. Devir zıtlıkların devri. Her şey zıtlıklarıyla beraber yaşıyor. Eskinin üzerine yeninin, geleneğin üzerine modernin inşa edildiği bir dönem. Mısır'daki sosyal çarkların çarpıklığı ve toplumun iç seyrine dair çok geniş bir pencere.
Korkunun peşinden gelen ayrılık, arkasından bir trajedi bırakarak sona eriyor. Yaşı kırkı bulmuş kahramanımız Ahmet Akif, okuyan, eskiye dönük kalıplaşmış korku ve evhamlara sahip ve de hayatını kaçırdıklarına yanmayla geçirmiş bir karakter. Biraz itici bir tip olarak görülüyor. Hayatın yükünü erken sırtlanmış, fedakarlık için hayallerine set çekmiş bundan dolayı içini kaplayan başarısızlığın arkasındaki gizli öfkenin eşiğinde hayata mahkum olmuş bir esir.
Necip Mahfuz'un 1952 Mısır darbesinden sonra kaleme aldığı ilk romanıdır. Devrim sonrası Mısır'daki sosyal durumu anlatmaktadır. Eski bir hırsız olan Said Mehran üzerinden bir devrin tahlili yapılmıştır.
Said Mehran'ın genç iken idealizm üzerine bina edilmiş bir gelecek tasavvuru ve bunu inşa eden Msıır'ın sosyalist devrimcilerinin ilk nutuklarının haykırışları da bulunmaktadır.
İdeal Toplumu inşa etmek isteyen devrimci ruhların içi boş zafer! sonrası ilk işlerinin hızlı davranıp kendilerinden öncekilerin boşalttığı yerleri kapma telaşını da gözler önüne sermektedir.
Baudelaire'ı Elem/Kötülük Çiçekleri adlı bohem dünyasının baş yapıtlarından biri olan şiirlerinden tanıyorum.
Nesir ile ilk karşılaşmamız oldu. Gerçi bu eserine de düzyazı şiiri denmiş ama olsun. Eser buram Baudelaire kokuyor.
Nefrete, ihtirasa, yalnızlığa, git-geller, kararsızlıklar sevgi ve ölümsüzlüğe dair kısa bir günce gibi.
Oturmuş her şey hakkında kendinden bir şeyler üretmiş bir tarzda geliyor ama üslubu sevdiriyor.
Ne için okumalıyım derseniz: Biraz Baudelaire hayranı yahut takipçisi olmanız lazım. Yada bohemde ki bir ruh tahlilini yapmak için dökülmüş olan kelimelerin ardına düşerek var olan acıyı bizzat hissedebilmek için okuyabilirsiniz.
Yazar eserinde Türkistan diye adlandırdığımız coğrafya üzerinde 18.yy ve 19.yy da hüküm sürmüş Türk/Özbek Hanlıklarının son devirlerini işlemiştir. Bölgede yaşayan halkların ve özellikle Türklerin dünya mirasına yapmış oldukları katkının ilk başlangıcını oluşturmaktadır. Türk halklarının yerel siyaset sahnesinden başlayıp küresel ölçekte söz sahibi oldukları çağlardan müellif V.V.Bartold’un yaşamış olduğu 20Yy’ın ilk yıllarına kadar bölgenin daha önce hiç yapılmamış olan tarihsel gelişim kurallarını göz önünde tutarak, kıyaslama metodunun yardımıyla gözden geçirilmiştir. Ayrıca bu yeni bilimsel usulle yazıldığı için modern bilim dünyasındaki ilk Orta Asya incelemesi eseri olması dolayısıyla büyük önem arz etmektedir. Bartold’un ömrünü harcayarak yaptığı çalışmaların, incelediği ana kaynakların ve bizzat coğrafyayı dolaşarak ve gözlemleyerek elde ettiği tüm verilerin derlenmesinin yanında kıyaslama ile de değerlendirmeden geçirerek ortaya koymuş olduğu önemli bir kaynaktır.