Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
-ziyra- Tarafından Yapılan Yorumlar
Sıradan bir hikaye aslında. Ama hayata dair basit tespitleri o kadar yerinde ve güzel ki. Kitabı okuması ilginç kılan da bu bence. Martha'nın yaşamındaki karakterler sadece ailesi ile sınırlı diyebiliriz. Okuldaki arkadaşlarını, iş yerindeki birkaç patronu dışında birlikte çalıştıklarını hiç duymuyoruz bile. Çünkü Martha'da duygusal bir iz bırakmıyor hiçbiri. Ama ailesindeki her bir kişinin izi çok farklı, çok derin oluyor. Patrick için bile ilk başta "kuzenim" diyor. Annesi, babası ve kız kardeşi ile olan ilişkisi de yıllar içinde nasıl değişiyor onu izliyoruz.
Ben kitabı beğendiğimi söyleyebilirim. Birkaç günde bitirebileceğiniz, akıcı bir anlatımı var. Okurken kendi hayatıma dair izleri keşfedebildim. Ortak hisler beni kitaba ve karaktere yakınlaştırdı.
** Ayrıca kitapta Martha'nın hastalığının *** şeklinde yazması da güzel bir detaydı.
Meg Mason'nın en ünlü eseri bu ve sanırım diğer eserleri henüz Türkçeye çevrilmemiş. Umarım yakında diğerlerini de okuyabiliriz.
Alper Canıgüz’ün mizahı ve dilinin herkesi rahatlıkla içine alabilecek cinsten olduğunu düşünüyorum. Başından sonuna kadar bir macera içinde buluyorsunuz kendinizi Musa ile ve kendini merak duygusuyla hızlıca okutuyor.Musa’nın hayatındaki yalnızlık, işsizlik ve başıboşluk sırasında, belki de umursamazlığın getirdiği kabullenmişlikle başına gelenleri okuyoruz. Hiç yoktan gelen bir iş teklifi ve işverenin absürtlüğü ile kendini gizli bir dünyada buluyor birden. Çevresindekilerin absürtlük karşısındaki kabullenişlerini Musa önceleri sorgulasa da kendi yolunu bir şekilde bulması bir nevi rahatlama hissi verdi okurken. O gerçekdışılığa biz de Musa ile birlikte inanıyoruz ve gerçek olmamasını reddediyoruz.Bazen dehşet verici, çoğu zaman şaşırtıcı twistler ve çözülmeyi bekleyen gizemlerle dolu bir dünya Musa’nınki. En sonunda ise Musa’nın hayatının boşluğunun bitmesini istiyorsun. Bir anlam bulmasını istiyorsun. Ne olurdu yani Musa’mız gerçek aşkı bulsa, hayatı ilginçleşse, daha az içse.
Kitabın sonunda gözyaşlarımı tutamadım, Mauro ve Elenanın aşkı. Mauronun havalimanında saatlerce bir umut ile beklemesi. Talia'nın son dakikalarda içine düştüğü ikilem, kalmanın gitmekten daha kolay gelmesi. Kalmanın her zaman daha kolay görünmesi.
"Sürekli dikiz aynasından bakarsan önündekini göremezsin."
İnsan alıştığını, ait hissettiğini bırakamıyor. Zaman geçtikçe hayallerine yalanlar karışıyor. Geride bıraktığını peme-be gözlüklerle görüyor. Gitmek istemiyor. Kalması ise çok zor. Kalıyorsun ama senden bir şeyler gidiyor. Onları bir ömür yakalamaya çalışıyorsun.
Mauro'nun sonunda her şeyi göze alıp yolculuğa çıkması beni çok etkiledi. Kaybedecek bir şeyin yok, ama kazanacakların için değecek bir yolculuk bu. Ve gerçekten insan nerde olursa olsun, en sevdikleri yanındaysa, yabancılaşma hissi, yuvasızlık sisi yavaş yavaş kayboluyor.
Aklımda hala soru işaretleri var, travmaların çözümlenmesi ile fiziksel hastalıkların iyileşmesini modern bilimi takip eden biri olarak kabul edemiyorum.
Hayatımızdan şekeri çıkarmak ne kadar zor gelse de sağlığımız için gerekli. Bu kitap da hem motive ediyor hem de şekeri bırakma yolunu güzelce açıklıyor.