Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

KY-180993 Tarafından Yapılan Yorumlar

17.03.2007

Bu küçük kitap, Tamer’in şiirine ve yaşamına kuşbakışı göz atma imkanı sağlayacak. Bu kitap, bize şiirden aslında çok şey mi bekliyoruz sorusunu sorduruyor.

Bir eleştiri yapmak gerekirse kitap biraz daha kapsamlı olmalıydı, belki resimlerle zenginleştirilmeliydi.

Ancak kadir bilmezlerin çok olduğu bir ortamda bu kadarı da sevindirici galiba.
17.03.2007

Ülkü Tamer’in şiiri ilkyaz kıyılarına benzer. O şiirine çiçeği yakıştırır. Şiirinde çocuklar atlara gülümser.. Şiirindeki müzik kendi müziğidir.

“yüreğinden faytonlar geçiyor, çocuklar dolmuş sabahları” dizelerinde ortaya çıkar O.

Türkiye’nin az okunan büyük şairlerinden biridir O. Bu eserinde de nice eşsiz dizeleri vardır onun.
17.03.2007

“Hayatın birinci yarısı, mutluluğa duyulan yorulmak bilmez bir özlem olduğu halde, ikinci bölümü acı dolu bir korku duygusuyla kaplıdır.” diyen düşünürün, Kant’ın aşkın idealizmi ile Hind mistizminden etkilendiği göz önüne alınacak olursa, ‘merhamet’e ilişkin bir eser yazmış olmasının sırrı ortaya çıkacaktır.
Yalnız bu çeviri Arthur Schopenhauer’ın üslubuna olabildiğine yakın olmakla beraber kimi kelimelerde bu yakınlık duygusu zedeleniyor.
Gene de Schopenhauer’a başlangıç olarak düşünülebilecek bir kitap.
08.03.2007

Hatice Bilen Buğra, Türk romanı ve resmi
arasında yapısal bir analoji kuramamaktadır.
Ama asıl soru şu olmalıdır?
Böyle bir analoji gerçekten kurulabilir
mi? Belki de böyle bir çalışmaya öncelikle
Türk resminin Batı resim tarihinin
farklı üsluplarına indirgenmiş bir içeriği
olduğunu temel alarak başlamak gerekiyor.
İzlenimcilik’ten kübizme, inşacılığa
uzanan, her seferinde Batı resminin gerisinde
kalındığı duygusuyla yeniden
onarılmış bir geç-üsluplar tarihi. Türk
resminin bu yapısı ile Türk romanı arasında
nasıl bir ilişki kurulabilir?
08.03.2007

İstanbullular bir çoksatar olmak için
fazla hantal, edebi olmak için fazla basmakalıp.
Romanın kozu İstanbulluluk
kavramını tartışmaya açmaksa
o yol da kapalı; ileri sürülen fikirlerin
genel geçerliği ancak parodiye
konu olabilecek düzeyde.
İstanbullular’ın belki tek
başarısı, bir roman için kusur
sayılabilecek nice şeyi bir
araya toplayabilmesi.