Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Danishmendo Tarafından Yapılan Yorumlar

07.03.2011

Selin Ongun, farklı meslek gruplarında bulunan, toplumda özellikle muhafazakar kesimde tanınan on başörtülü bayana çeşitli sorular sorup cevaplarıyla bir röportaj şeklinde kitabını meydana getirmiş. Yazar sorduğu sorularla Türkiye'nin modernleşmesiyle birlikte başörtülü kadında ve muhafazakar kesimde yaşanan değişimi sorgulamış. Özellikle son yıllarda çeşitli etkilerle muhafazakar kesimin başörtülü kadına bakışının laik kesimin bakışına benzeşmesi, başörtülü kadının toplumda söz sahibi olmak isterken veya olurken yalnız kalışı, muhafazakar erkeğin iş ve özel hayatında başörtülü kadını tercih etmeyişinin nedenleri, değişen bu dönemde başörtülü kadınların yaptığı hatalar kitaptan çıkarılabilecek başlıca konu başlıkları.

Her ne kadar kitap başörtülü kadın sorunsalı üzerinde dursa da genel anlamda tüm kadınların (başörtülü-başörtüsüz) erkek egemen bir toplumda cinsiyet ayrımından kaynaklanan sorunlarını, muhafazakar kesimin İslami anlayıştan uzaklaşması veya farklı yorumlaması nedeniyle yaşadığı değişimi görebiliyorsunuz.

Muhafazakar kesimin içinden ve sıkıntıyı bizzat yaşamış kişilerle yapılan mülakatlar neticesi bazı sorunların tespit edilmiş olması önemli. Ancak kitap tespit edilen sorunların giderilmesine yönelik herhangi bir yol göstermiyor ve zannediyorum ki yazarın böyle bir amacıda yok.

Kitabın röportaj tarzında olması ve akademik bir üsluptan ziyade günlük ağızla yazılmış olması okuyucuyu okurken sıkmıyor. Son dönemde başörtülü kadın bağlamında muhafazakar kesimde yaşanan değişime ve ortaya çıkan sorunların tespitine ilgi duyanlar için okunabilecek bir kitap.
26.02.2011

Televizyonda ki programlarından da tanıdığımız yazar Cüneyt Özdemir kitabında Türk ve Dünya istihbarat örgütlerini anlatan kitaplardan farklı olarak gözden kaçmış, bilinmeyen veya önemsenmeyen Emniyet İstihbaratı mercek altına almış.

Kitapta yazar Emniyet İstihbaratın 50'li yıllardaki kuruluş aşamasından başlayarak günümüze kadar kurumun gelişme safhalarını anlatmış. Bu anlatımda özellikle son 50-60 yıllık Türkiye'de meydana gelen önemli, sansasyonel olayların (Susurluk Kazası, 28 Şubat, Ergenekon vb...) yanında, medyaya intikal etmemiş, geniş bir kitlenin bilmediği olayları Emniyet İstihbaratın gözüyle anlatırken olayı bizzat yaşamış kişilerle yaptığı mülakatlara da yer vererek o konuyla ilgili yapılanlar ve yapılış şekliyle ilgili birinci ağızdan okuyucuyu bilgilendirmiş.

Ancak yazar kitabında, özellikle Türkiye gündemini uzun süre meşgul etmiş önemli olaylar ve kişiler hakkında Emniyet İstihbaratı açısından daha fazla bilgi vermesi gerekirken bazı bölümler birkaç sayfa ile geçiştirilerek yavan kalmış, bazı bölümlerde ise sorulan soruya cevap verilememiş.

Her ne kadar kitapta bu tür olumsuzluklar olsa da yazarın hakkını teslim etmeliyiz ki: İstihbaratla ilgili kitap yazıyorsunuz ve şuana kadar elinize kaynak olarak alabileceğiniz, size yol gösterebilecek bir çalışmada yok. Sizin tek müracaat kaynağınız ketumluğu mesleğin şiarı edinmiş istihbaratçılar. Bu zorluklar içinde yazarın özellikle son dönemde nüfuzunu daha da arttırarak, bildiğimiz ve bilmediğimiz, yurtiçi veya yurtdışı birçok olayda etkili olmasına rağmen tanınmışlığı ters orantılı biçimde az olan Emniyet İstihbaratı anlatan ilk kitaplardan birini meydana getirmesi önemli. Varolan eksikliklere bu gözle bakarak istihbarata ilgisi olan, Emniyet içindeki istihbarat yapılanmasını öğrenmek isteyenler için akıcı ve konusunda ilk olan bir çalışma olduğu için okunabilecek bir kitap.
20.11.2010

Hasan Cemal kitabı oluştururken gazetecilik mesleğinin vermiş olduğu imkanları sonuna kadar kullanmış. Kitap, genel olarak Kürt sorunuyla ilgili devletin önemli kademelerinde görev yapmış sivil-asker zevat başta olmak üzere sıradan ama sorundan birinci planda etkilenen vatandaşlar ve ülke dışında konuyu takip eden kişilerle yapılan röportajlar ayrıca yazarın yapmış olduğu gezilerde ki izlenimleri ve sorunla ilgili medyada çıkan çeşitli makale ve demeçlerle oluşturulmuş. Yazar her ne kadar bu konunun uzmanı olsa da kendi bilgi birikim ve fikirlerini de araya katarak ayrı bir çeşni meydana getirmiş.

Kitap bakıldığında ebat olarak büyük gözükse de okuyucu, sorunu bizzat yaşayan kişilerle yapılan röportajları okurken roman tadında aklında o anı hayal ederek, yazarın ve konunun uzmanı olan kişilerin fikirlerini okurken de sorunun mahiyetini kavrayarak kitabı sıkılmadan okuyabiliyor.

Kitapta yazar genellikle günlük tutar gibi tarihsel bir sıra izlemiş. Bu da sorunla ilgili okuyucuya dönemlerle ilgili bilgi veriyor. Sorunun varlığını kabul eden Hasan Cemal bazı bölümlerde devleti acımasızca eleştiriyor. Genel olarak Kürt sorununu bir insan hakkı sorunu olarak gördüğünden dolayı da çözümün demokrasi içinde kültürel hakların verilerek olabileceğini söylüyor.

Kitabı akademik bir üslupla hazırlanan ve konunun bütün yönleriyle incelendiği bir başucu kitabı olarak görmemek lazım. Ama okunduğu zaman da mutlaka faydalanılabilecek bilgiler içeren ve zaman zaman duygulanacağınız bir kitap.

03.09.2010

Mustafa Armağan'ın büyük padişah Fatih Sultan Mehmed'i anlattığı kitabında okuyucu yine tarihin bilinmeyen derinliklerine dalıyor. Yazar diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da bilinen tarihi gerçeklerin aslında o kadar da gerçek olmadığını yine okuyucuyu şaşırtarak anlatıyor.

Kitap her nekadar genel olarak İstanbul üzerinde dursada kardeş katli, Fatih'in vasiyeti vb. konularda da aydınlatıcı bilgiler veriyor. Roman tadında hem zevkli bir zaman geçirmek hemde çok da bilinmeyen tarihi gerçekleri öğrenmek adına okunabilecek bir kitap.
27.07.2010

Yazar kitabına öncelikli olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bugüne kadar ülke içinde var olan fikri akımların genelde devlete özelde ise devletin diğer ülkelerle ilişkilerine nasıl baktığını anlatarak başlamış.
Ardından Türkiye ile ABD, Avrupa, Rusya, Çin, Türki Cumhuriyeler, Ortadoğu ve Balkan ülkelerinin geçmiş ve şuanki politikaları arasındaki farklılıklar, yaşanması muhtemel gerginlikler ve Türkiye'nin artık sözünün dinlendiği bağımsız bir bölgesel güç haline geldiğinin üstünde durmuş.
Fuller kitabın yazarı olarak CIA ajanı olduğunu saklamamış ama eğer kitabın gerçek yazarı cidden bu şahıs ise bizi bizden daha iyi tanıyor demektir. Her nekadar dış politikayla ilgilenen kişiler için kitap çok farklı bilgi sunmasa da spot bilgileri öğrenmek ve uygulanan Türk dış politikasının yabancı (Amerikan) gözüyle nasıl göründüğünü anlamak açısından okunabilecek bir kitap. Ayrıca yazarın kitapta ki söylemleriyle şuan ki Türk hükümetinin dış politika söylemleri arasında ilginç bir paralellik olduğu gözden kaçırılmaması gereken bir nokta.