Toplam yorum: 3.284.594
Bu ayki yorum: 6.100
E-Dergi
Danishmendo Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitap aynı zamanda psikiyatrist olan yazar Kemal Sayar'ın psikiyatrinin çeşitli anlayışlarına eleştirel baktığı denemelerden ve günlük hayata dair yine psikiyatrist gözüyle gördüğü tespitlerden oluşuyor.
Kitabın ismiyle ve arka kapağında yazılanlarla amel edip kitaptan beklentim; insanda zaman zaman var olan hüzne, hüzün hastalığına dair tespit ve hüzün hakkında insanı çeşitli ufuklara götürecek deneme, örnek ve teşhisler bulabilmekti. Ancak kitaptan açıkçası hiç beklediğimi bulamadım.
Denemeler, teorik kelimeler ve çeşitli psikiyatrik paradigmalar üzerine inşa edildiği için okuyucu kitabı bırakın özümsemeyi bazı yerleri anlamıyor dahi. Kitap daha çok bu konuda ihtisas görmüş veya belli bir düzeyde psikiyatri adına bilgisi olan kişilere hitap ediyor. Normal okuyucuyu (hele ki beklentisi benim gibiyse) çok cezbeden bir kitap olduğunu düşünmüyorum.
Kemal Sayar Türkiye'de psikiyatri denilince akla gelen ilk isimlerden. Bu kitapla tanışmak pekiyi olmasa da diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
Aynı zamanda psikiyatrist olan yazar Mustafa ULUSOY muhtemel ki terapilerine katılanları tahlil edip iç dünyalarını keşfederek bu dünyada yaşanan sıkıntıların çözümünde günümüzün modern (!) çözüm yollarının yetmediğini, çözümün, Yaratıcı’yla buluşmakla mümkün olacağını denemelerinde işliyor.
Denemeler genel olarak insanın narsistik yönü, insanın kâinatla arasındaki bağ ve kadın-erkek ilişkilerinin üzerinde yoğunlaşıyor.
İlk görüşte iki kelimesine (İhtiyaç Tanrısı) vurulup aldığım kitabın başlarında her ne kadar biraz sıkılıp aradığımı bulamayacağım düşüncesi oluşsa da devamında beni derin düşüncelere sevk eden, yazılanları daha iyi anlamak ve bir şey kaçırmamak adına birkaç kere okuduğum kendi adıma sıkıntılarımı çözmemde, çözemesem de acılarımı azaltmamda çok yardımı oldu. Hani bir sıkıntınız vardır kimselere anlatamadığınız veya tam anlatamadığınız, bir çıkış yolu ararsınız ama bulamaz ve ruhsal yönden çok yıpranırsınız. İşte bu ortamda “Yakınlık” amiyane tabirle cuk diye oturdu. Kitabı okurken kendimi buldum. Sanki bir terapi seansındayız ve karşıdaki terapistle sorunlarım hakkında konuşup bunlara çeşitli çözümler arıyoruz.
Kendi adıma son dönemde okuduğum en güzel kitaplardan biri. Okuyan herkesin mutlaka kendinden bir şeyler bulacağı ve istifade edebileceği bir eser. Sadece okunup bitirdikten sonra kütüphanenin bir köşesinde bekleyecek bir kitap değil zaman zaman çıkarılıp tekrar okunacak bir terapi ve başvuru kitabı.
Kadın ve erkeğin yaratılıştan gelen farklı kişilik yapılarından başlayıp evlilik amacıyla hangi adımların atılması gerektiği, evlilik sonrası karşılaşılabilecek problemler ve bunların çözüm yollarının anlatıldığı nicelik itibariyle küçük gibi görünse de nitelik itibariyle komple bir başvuru kitabı. Öncesi ve sonrasıyla evlilik hakkında bilgi sahibi olmak isteyen okuyucuyu, sıkmadan, herkesin karşılaşabileceği örneklerle konuların anlaşılabilirliği arttırılarak, çok fazla kavram kargaşasına girmeden yaraya merhem olacak şekilde pratik bilgiler veren kitap bence Nevzat TARHAN’ın en güzel kitaplarından biri.
Hayatın en önemli kararlarından biri olan evlilik kararını verirken veya evlendikten sonraki hayatımızı şekillendirirken kulaktan dolma bilgilerden daha ziyade kadın-erkek farklılıklarını ve beklentilerini bilerek, çeşitli araştırmalar neticesi ortaya çıkan bilimsel bulgular ışığında hareketlerimizi planlamamız daha az hata yapma, daha az sıkıntı yaşama veya yaşanan sıkıntılardan kısa sürede kurtulabilme açısından önemli olsa gerek.
Tarihin karanlık noktalarını aydınlatmayı kendine şiar edinen yazar Mustafa ARMAĞAN diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da okuyucuyu şaşırtmaya devam ediyor. Tüm ezberleri yıkıp tarih anlayışını yeniden sorgulayan yazar, bize anlatılan tarihin aslında o kadar da doğru ve masum olmadığını tarihi olayları tek tek ele alarak açıklıyor.
Kitap adından da anlaşılacağı üzere sadece Batı tarihinde değil Dünya tarihinde çok önemli yer tutan Yunan mucizesi, Magna Carta, Rönesans, Sanayi devrimi, Amerika’nın keşfi, Aydınlanma vb. konuların Avrupa merkezli yalan mekanizmasının ürünü olduğunu, gerçekte saf zihinlerimize ekilmek istenen fikir tohumunun emperyalizmi amaçladığını eğip bükmeden anlatmış. Mustafa ARMAĞAN yazılarında genelde yabancı yazarlardan faydalanırken birkaçı hariç Türk yazarların bırakın herhangi bir yayınını bulabilmeyi hala bazılarının Avrupa tarihine toz kondurmaması hayret verici.
Mustafa ARMAĞAN’ ın diğer kitaplarını da okuyan biri olarak söyleyebilirim ki bu kitap serinin en iyilerinden. 50 konudan oluşan kitap, sıkmadan, derinlemesine bilgiden daha ziyade okuyucunun fikri altyapısını oluşturacak bilgiler veriyor. “Batı’nın üstünlüğü” büyüsünün bozulmaya başladığını sizde göreceksiniz. Büyü bozulursa ne mi olur? Dışarıdan bir müdahale ile durdurulan bir medeniyetin küllerinden yeniden doğduğuna tanıklık edersiniz.
Tarih araştırmalarından tanıdığımız Mustafa Armağan bu kitabında biraz farklı olarak yakın tarihte yaşamış, Türkiye’de önde gelen ancak ters orantılı biçimde az tanınan fikir adamlarından Cemil Meriç’i bir portre olarak ele almış.
Kitap Cemil Meriç’i biyografik tanıtmaktan daha ziyade fikir planında tanıtmayı hedeflemiş. Bunun içinde yazar kitabını kendi ifadelerinden daha çok Cemil Meriç’in yazmış olduğu kitaplardan seçtiği çeşitli bölümleri aynen aktararak oluşturmuş. Ayrıca yazar bu bölümleri aktarırken yazının gerçeğinde yanlış yazılmış kelimelerin doğrusunu, bazı kelimelerin günümüzdeki anlamını ve bazı bölümlerde de dipnotlar vererek okuyucunun anlamasını kolaylaştırmış. Kitabın bölümlere ayrılmasında parçaların konulara göre bir araya getirilmesi konu bütünlüğünü sağlamış.
Cemil Meriç’i tanıtma adına yazılan ve ilklerden olan bu kitabın yayınlanması önemli. Ancak kitabın genelde Cemil Meriç’in kendi kitaplarından derleme yapılarak oluşturulması Cemil Meriç’i dışarıdan bir gözün tanıtmasıyla tanımak isteyenler için bir handikap. Her ne kadar yazar dipnotlarla ve kelimelerin parantez içinde anlamlarını vererek kolaylık sağlasa da genele baktığımızda yeterli değil. Buda okuyucuyu sıkarak zaman zaman kopmalara sebebiyet veriyor. Bütün bunlara rağmen Cemil Meriç’i ve fikirlerini tanıma adına okunabilecek bir kitap.