Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Yasemin Erkut Tarafından Yapılan Yorumlar

14.01.2016

Çok severek okudum, bir çırpıda. Sürükleyici ve zeki ve duygulu.
Bu kitap, en çok bir yalnızlık roman, ve aşkı.
Ve söylemek isteMEdiklerimizi söyleyen bir kitap. Çağın tanıklığı.
Yalnızlar arasında yalnız hissetmek.

"Elimi uzatsam tutabileceğim birileri az önce buradaydı ama şimdi yok. Şimdi mi? Zaman sadece bir kelime, riyakar."

Önce zihnen kavrıyor insan yalnızlığı. Zekice ve çok ilginç bir kurguyla.
Romanın sonuna doğru ise artık kalbinin derinliklerinde hissediyor insan yitirmeyi.

"Sırtımı dünyaya dayamış uzaya bakıyordum.
Yıldızlar, evet, umursamaz, uzak, kibirli ve güzeldiler."
10.01.2016

Çok kolay okunan, sade anlatımlı ancak çok şey anlatan bir kitap. Bir solukta okudum ve keyif aldım.
30.03.2015

Polislerin ille de iyi, katillerin ille de kötü, dindarların ille de namuslu olmadığı bir polisiye. Klişesi az, karakteri bol, ilginç ayrıntıları da var. Biraz fazla uzamış. Çok iyi değil ama iyi.
27.02.2015

Epeyce kalabalık bir casusluk romanı. İspanyol, Sovyet, Amerikalı ve Doğu Alman ajanlar birbirlerinin peşinde. Semprun tüm karakterlerini bize yakından tanıtıyor. Eşlerini, özel yaşamlarını, hayata bakış açılarını öğreniyoruz. Amsterdam, Mardin, Zürih, Prag, Moskova ve Meksika, İspanyol Meyaheneleri, barlar, resim müzeleri, nehirler, parklar, havaalanları, oteller, tarihi evler romanın mekanlarının bazıları.

Hikaye ve yan hikayeler sarmal halinde gelişiyor ve birbirinden bağımsız görünenler dahi ana olaya eklemleniyor.

1966 yılı ve hemen öncesinin siyasi hareketleri ve kimi olaylarının işlendiği roman yine Semprun'un zenginliğine sahip.

Hareketli bir kitap ancak ilk birkaç sayfa durgun, çünkü Vermmeer'in bir tablosunu seyreden bir adamın izlenimleriyle başlıyor roman.

Ben Semprun'un romanlarını çok severek okuyorum ve bu roman da benim için onlardan biri.
20.02.2015

Avrupa'nın farklı ülkelerinden beş arkadaş, üç erkek ve iki kadın, haftasonu buluşurlar. Ressam, film yönetmeni ve yazar olan bu üç adam 1930 yıllarında doğmuşlar. Avrupa'nın çeşitli başkentlerinde ( Venedik, Zürih, Viyana, Prag …) zaman zaman buluştukları geçmiş yıllarda katıldıkları sanatsal, kültürel ve siyasal ortamlar hakkındaki ilginç ayrıntıların anlatımı okuyucuyu sürüklüyor.
Her birinin geçmişlerindeki farklı travmaların kişiliklerine ve davranışlarına etkilerini fazla söze dökmeden ustaca vermiş yazar. Unutmak, hatırlamak, yaşadıkları hakkında konuşabilmek ya da konuşamamak ve zaten anlatamamak bağlamında yaşadıkları zorlukları hissediyoruz.
Aşkları ve kıskançlıkları, hayatlarındaki kadınların fedakarlıkları ya da ihanetleri romanın diğer bir katmanı. Ancak esas olan ve daima kazanan erkeklerin birbirleriyle dostlukları.
Romanın başlangıçtaki hafifliğine aldanmamak gerek, çok zengin bir roman.
Ve iyi ki okudum dediğim kitaplardan biri.