Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

Gülseren Çakir Tarafından Yapılan Yorumlar

12.02.2026

Ayfer Kafkas, yerli polisiyede kendine özgü bir çizgi oluşturan yazarlardan biri. Karşı Odada Cinayet, Osmanlı dönemine göz kırpan atmosferi ve merak duygusunu canlı tutan kurgusuyla okuru baştan sona olaya dahil ediyor. Cinayet etrafında şekillenen hikâye, ihtimallerin adım adım elenmesiyle ilerliyor ve finalde tatmin edici bir çözüme ulaşıyor. Özellikle sona doğru yapılan yüzleşme sahnesi, polisiye okurlarının sevdiği o klasik “her şeyin yerine oturduğu” hissi veriyor. Anlatım yer yer ayrıntıya girerek temposunu düşürse de, olayın mantığını takip etmeyi seven okurlar için bu durum avantaj olabilir. Osmanlı atmosferine yapılan göndermeler romana farklı bir tat katarken, yerli polisiye okumak isteyenler için de keyifli bir alternatif sunuyor.
27.01.2026

Kimberley Freeman’ın Bir Kadının Saklı Mevsimi romanı, yazarın önceki kitaplarını okuyanlar için yüksek bir beklentiyle başlıyor. Uzun süredir yeni bir eser vermeyen Freeman’ın bu kitabında ne yazık ki eski tadı tam olarak bulamadım. Roman, Avustralya Başbakanı Harold Holt ve eşi Zara Holt’un gerçek yaşam öyküsünden esinlenerek yazıldığı için yazarın anlatım alanı ister istemez sınırlı kalmış. Bu durum, kurguya derinlik kazandırmak yerine bazı yerlerde eksiklik hissi yaratıyor.

Zara’nın iş kadını olması, eşi için vazgeçtikleri, erkek egemen dünyada bir kadının yaşadığı zorluklar ve aldatılma gibi temalar roman diliyle aktarılmış olsa da, seyahatler ve tekrar eden olaylar kitabın gereğinden fazla uzamasına neden olmuş. Kısa bir internet araştırmasıyla ulaşılabilecek bilgilerin roman kurgusu içinde sunulması da beni düşündürdü. Okunabilir bir kitap olsa da, sonlara doğru “artık bitsin” hissi oluştu. Kötü değil; ancak yazarın daha güçlü eserleri olduğunu düşünüyorum.
21.01.2026

Asıl edebiyatın öykü olduğuna inanıyorum. Romanın sunduğu geniş alan yazara özgürlük tanırken, öykü sınırlı bir hacimde özü yakalamayı gerektirir. Asıl maharet de burada başlar. Hatice Mert Yunak, bu zor ama kıymetli türü seçerek hikâyelerini kitaplaştırmış ve kalıcı kılmış.

On sekiz öyküden oluşan kitap, sırtını ovaya dayamış bir Ege kasabasını merkezine alıyor. Kasabada yaşayan insanların hayatları, mekânın atmosferiyle iç içe geçerek anlatılıyor. Öyküler bir bütün olarak okunduğunda, aralarındaki bağlar sayesinde kısa bir roman hissi de uyandırıyor.

İlk kitap olmasına rağmen güçlü bir çıkış. Metinler hâl öyküsü geleneğine yaslanıyor; dile önem veriyor, imgeyle düşünüyor ve atmosferi önceleyen şiirsel bir anlatım kuruyor. Her öykü kırılgan, yürek burkan ve okurda iz bırakan bir duygu taşıyor. Kitabın adı ve kapağı da bu bütünlüğü destekler nitelikte. Edebiyata güçlü bir giriş olduğu kesin.
18.01.2026

Psikiyatrist’i çok önce okuduysanız ve olayları net hatırlamıyorsanız, Psikiyatrist 2’ye başlamadan önce ilk kitabı tekrar okumanızı öneririm. Çünkü bu kitap, küçük göndermelerle ilerlemiyor; olaylar doğrudan kaldığı yerden devam ediyor. Aradan on yıl geçmiş olması da anlatının tonunu belirliyor.

Kitabın teşekkür bölümünden öğrendiğim üzere Fobi de bu hikâyenin bir parçası. Ben Fobi’yi unutmuş olmama rağmen, Mark’ın geçmişi bu kitapta yeterince anlatıldığı için büyük bir eksiklik hissedilmiyor. Zaten yazar da Psikiyatrist ve Fobi’nin devamı olduğunu açıkça söylüyor.

Lara ve Mark yeniden bir araya geliyor. Hikâye başlarda Mark’ın kaybı ve iç dünyası üzerinden ilerliyor, ardından her şey yavaş yavaş ilk kitaba bağlanıyor. Merak duygusu güçlü, tempo yüksek. Final iyi düşünülmüş ve açık uçlu. Wulf Dorn’u sevenler için tatmin edici bir devam kitabı. Devamı gelirse şaşırtmaz.
05.01.2026

Virginia Woolf okunması zor bir yazar. Atölye ödevim olmasaydı, bu kadar çok öyküyü okumaya gerek yok diyerek kitabı yarım bırakabilirdim. Ancak öyküleri zamana yayarak, tek tek okudukça metinler açılmaya başladı. Woolf’un dili dikkat isteyen, okuru dağılmaya bırakmayan bir yapı kuruyor; bu yüzden zaman zaman “ne okudum” duygusu oluşabiliyor. Buna rağmen öyküler, kadın, toplum, özgürlük ve erkek egemen düzen üzerine düşünmeyi sağlıyor. Bilinç akışının yoğun olduğu metinlerden çok, olay anlatısının daha belirgin olduğu öyküleri daha fazla sevdim. Yazarın dönemlere göre anlatımını değiştirdiği, kimi zaman uzun cümlelerle ritmi yavaşlattığı, kimi zaman kısa cümlelerle okuru sürüklediği hissediliyor. Bazı öykülerde Kendine Ait Bir Oda’daki düşüncelerin izleri açıkça görülüyor. Edebi açıdan güçlü, fakat kolay okunan bir kitap değil.