Kitap yetkin bir kafadan çıkmış. Bediüzzaman Said Nursi'nin Kahraman-ı Vatan olarak tarif ettiği Enver Paşayı subjektif tariflerden çok yaptıklarıyla anlatmayı seçmiş yazarımız. Yine de ona olan kuvvetli sevgisini baştan itiraf etme dürüstlüğüyle almış kalemi eline. Enver Paşanın hem cesaret hem de hamiyet öyküsü olarak tarif edilebilecek hayat öyküsüyle karşılaşacaksınız bu kitapta.
"Hak bellediğin yola yalnız gideceksin" diyen Enver Paşa'nın hayatı bounca geri çekilme emri vermemiş bir Osmanlı Zabiti olduğu kadar bir iman ve tefekkür adamı da olduğunu bu kitapla daha iyi anlayacaksınız.
Şehadeti sırasında bir atımlık bile kurşunu kalmayan bir Genel Kurmay Başkanının esarete mahkum olmaktansa kılıç hücumuyla mitralyözlere hedef oluşunu okuyup irkileceksiniz. Onun ölümünü takip eden yıllarda neden Libyadan Tacikistana kadar pek çok yerde doğan çocuklara Enver adının verildiğini daha iyi anlayacak bunu onun aziz hatırası karşısında değersiz bir hamiyet ve kadirşinaslık timsali olarak göreceksiniz. Enver Paşanın zayıf bir ordudan savaş kazanabilen bir ordu kurmaktaki süratini ve teşkilatçılıktaki muzafferiyetini Mustafa Kemalleri yetiştirmesinden ve onlara genç yaşta ağır mesuliyetler yükleme cesaretinden anlayabileceksiniz.
Enver, sadece bir kahraman değildir. O ruhundaki kahramanları ve mayasını unutan bir orduya "kahraman" olmayı öğreten adamdır. O yalnız bir kahraman değildir. Ama yalnız da olsa kahramanlığı bırakmamıştır. Şehadeti sırasında üzerinde hiç cephanesi olmadığı anlaşılmış ve şehadete kılıç hücumuyla koşmuştur.
"Hak bellediği yola yalnız çıksa da şehadetinde yanında iki Osmanlı Zabitiyle koyun koyunadır."
Allah mekanlarını cennet eylesin. "Amin"