Toplam yorum: 3.284.699
Bu ayki yorum: 6.205

E-Dergi

niyanöç Tarafından Yapılan Yorumlar

18.04.2025

Michael Henchard, saman demetçisi olarak kırsalda çalışmaktadır. Eşi ve kızı ile birlikte iş bulma umudu ile yollara düşerler. Bu yol üzerinde panayıra denk gelirler ve Henchard yoksulluk ve çaresizlik duyguları ile birlikte içer içer ve sonunda sarhoş olur. Kulağına çalınan bazı sözleri kendince çarpıtarak eşinin satılık olduğunu ve belli bir ücret karşılığı satacağını söyler. Anlık bir hata yapsa da artık olan olmuştur.
Aradan yıllar geçer, saman demetçisi olan Henchard artık hem zengin hemde bulunduğu kasabada saygın bir yöneticidir.
Susan ve Elisabeth ise başlarına gelen olaydan sonra yollara düşerler ve Henchard'ı bulurlar.
İlk zamanlar herşeyi telafi etmeye çalışan Henchard, evine ve çiftliğine davet ettiği genç delikanlı Farfrae'yi kıskanmaya ve hırsına yenik düşmeye başlar.
İnsanı duyguların çok iyi betimlendiği, karakter analizlerinin yerinde ve olayların merak uyandırıcı ilerlemesi keyifli bir okuma sunuyor.
18.04.2025

Kitap oldukça klasik bir eser gibi başlıyor; Bernard, yaşadığı evde gerçek babasının aslında bir başkası olduğunu öğrenir ve bir mektup ile evi terk eder. En yakın arkadaşı Oliver'ın evinde geceyi geçirir. Ardından Bernard, (Oliver'ın yazar olan dayısının) Edouard'in çantasını ele geçirir ve bu noktadan sonra farklı bir okuma deneyimine şahit oluruz. Edouard'in günlüğü icerisinden olaylar ve durumlar hakkında bilgilere ulaşırız. Bernard buradan edindiği bilgilerle Eduard'ın yoluna çıkar ve yakın temas kurarak kendi geleceğinde bazı değişikliklere sebep olur. Günlük dışında kalan olaylar içerisinde diğer karakterlerin birbirleri ile olan bağlantılarını okuruz.
Benim için doğru zamanlama ile okuduğum bir eser oldu. Farklı bir deneyim, takip etmesi zor gelebilir. Ben oldukça keyif aldım olayların akışına bıraktım kendimi. Bir anti roman deneyimi olarak bende pozitif bir etki bıraktı.
18.04.2025

İki kez Nobel ödülü kazanmış bilim insanı olan Marie Curie'nin hayatının bir bolumune tanık oluyoruz. Bu tanıklık en yakın dostlarından birinin geride bıraktığı günlükler ile mümkün oluyor. Birinin aslında en özel notlarına erişiyoruz.
Blanche Wittman öldüğünde 102 cm boyunda 42 kilo ağırlığındaydı. Blanche neden böyle öldü, ne oldu hepsini günlüğü ve anlatıcımız sayesinde öğreniyoruz.
Profesör Charcot ile Blanche ilişkisini, tedavi yöntemlerini ve Profesör'ün ünlü asistanlarını,
Salpêtrière Hastanesi ve dönemin bu ünlü hastanesinin ünlü doktorlarını tanıyoruz.
Hastane sonrası Marie ile yakınlaşması bizi Marie'nin özel hayatına götürüyor.
Döneminin en meşhur kadın figürlerinden biri ve aşk hayatı da ilk evliliğinden sonra toplumsal tepkiyi çekmesine sebep oluyor. Bir bilim kadınının evliliğe, aşka, tanınmış olmanın verdiği yük ile hayata bakışını okuyoruz. Alışılmışın dışında, farklı, merak uyandırıcı bir eser.
14.04.2025

Öyle bir yazar düşünün ki Charles Dickens ile arkadaş ve Dickens bu kitaba benzeyen bir kitap yazmak için oldukça uğraş vermiş. Beyazlı kadın klasik eserler arasından oldukça az bilinen ve az okunma oranı olan bir roman. Oysa ki bu roman, türünün ilk örneklerinden biri ve Henry James gibi yazarlardan övgü almış. Beyazlı kadın esrarlı bir kitap.
Victoria döneminde taşra kasabalarından birinde bulunan bir malikane var. Bu malikanede yaşayan iki genç kız için resim dersi verilmesi için öğretmen tutulur. Mr. Hartright bu malikaneye doğru yola çıkar ve yolda beyazlı kadın ile karşılaşır. Daha ilk sayfalarda okuru içine alan konusu ile sizi sayfalara hapsedecek. Masum Laura ,akıllı ve cesur Marian, korkulası Kont Fosco karakterleri çok beğendim keyifle okudum. Okurken betimlemeler karakter analizleri olay örgüsü çok güzel işlenmiş. Sonu güzel bir şekilde bağlanmıştı. Sıkılmadan okuyacağınız eserlerden biri mutlaka bir şans verin.
14.04.2025

Kirke bana göre Tanrılar arasında insani hisler taşıyan tek varlıktı. Doğduğu andan itibaren önemsenmemiş ve aksine çirkin beceriksiz olarak nitelendirilmiştir. Birgün kendi gücünü keşfettiğinde ilk büyüsünü yapar ama bunun sebebi kötülük değil aşktır ,sevilme isteğidir. Kirke'nin büyü gücünden ve yaptığı büyülerden korkan Olimposlu Zeus sayesinde bir adaya mahkum edilir. Adaya uğrayan denizciler, ceza çekmesi için adasına gönderiler tanrı çocukları , adasından geçen yardım isteyen önemli konuklar ve Kirke'yi olgunlaştıran konuk Odysseus sonrasında gelişen olaylar. Böyle bir kitabı okumaktan oldukça memnunum Tanrılar arasında bile kadınların ikinci planda olması oldukça rahatsız edici olsa da , Kirke'nin kendini keşfetme sırasında fark ettiği güçler , tek başına yaşayan kadının erkekler tarafından zayıf görülmesi ancak çok fena yanılmaları , güçlü bir başkaldırı ve gerektiğinde evladı için imkansızı başaracak bir anne olarak bize güzel bir hikaye sunuyor yazar.