Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

Leyla'nın Biri Tarafından Yapılan Yorumlar

28.08.2018

Hayal ile gerçeğin iç içe geçtiği sarmal hikayelerden ve fantastik kurgulardan oluşan, okuyucusuna betimleme bolluğu yaşatmasının yanında,imgelerin dünyasında onları yolculuğa çıkaran Uykuların Doğusu,Hasan Ali Toptaş'ın bu zamana kadar okuduğum en karmaşık eseri olmasına rağmen okuyup bitirdikten sonra zihnimde bir masal tadı bırakmıştır.
Eserin en ilginç gelen yanı,ilk cümlesinin küçük harfle başlayıp son cümlesinin yarım bırakılarak olayları tekrardan başa döndürmesidir.Bu da esere dairevi bir yapı kazandırmıştır. Yani okur,son cümleyi ilk cümleye tekrar bağlayarak başa dönecek ve böylelikle bitmeyen bir son,yeniden bir başlangıç olacak
25.02.2016

Kendini kendi içinde kaybedip yine kendinde arayan, ararken hayatı sorgulayan kendine etrafına yabancılaşan bir insan profili çıkıyor karşınıza bu kitapta. Yalın ve akıcı bir dil, samimi bir üslupla sunulmuş okuyucuya. Deneme ve öykü tadında bir kitap olması meltem rüzgarı esintisi hissini getiriyor insana. Kaybetmenin insanda meydana getirdiği çelişkili vaziyetleri, yer yer pişmanlık yer yer pişman değilim düşüncesi dönüp duruyor kahramanın kafasında. Yalnızlık almış başını giderken bir de kendinden bıkması insanın çekilir şey değil doğrusu. Bu arada tıpkı Şanzelize Düğün Salonu kitabındaki gibi bunda da kahramanın bir adı yok. Önemli mi ? Hayır.Ben adını hiç merak etmedim. Çünkü kahraman bana adının olmadığını okurken hiç hissettirmedi sanki onu tanıyorum da yıllardır arkadaşız zaten biz...Kitapseverlere naçizane tavsiyemdir.
25.02.2016

Kitaplar, içlerinde barındırdıkları hissiyatı okuyucuya geçirebildikleri derecede başarılı olurlar. İşte şu an tam da böyle bir kitaptan bahsediyorum.
Gülpare'nin Göksu'daki tedirgin,ürkek halini okurken orada olmak geldi içimden. Orada olmak ve o kayıktan inerken elini tutup ona yardım etmek istedim. Hamza'nın Gülpare ile göz göze geldikten sonraki bilmem kaç derece şiddetle atan Gülpare'nin kalp atışlarını duydum gecenin sessizliğine inat.Sonra sağır olan küçük, yetim Ahmet'in başını okşamak...Dahası Halim Efendi'ye talebe olmak istedim.
Zehr-i Bal...Aşkın,tarihin, polisiyenin bir arada olduğu bir roman. Romana ait bir de albüm bulunmakta. Kitabı okurken kulaklarımda dolaşan öyle şarkılar vardı ki bedenim bulunduğum yerde kanepemde oturmuş haldeyken ruhum eski dönemlerde gezinmekte idi... Benim gibi okumaya tutulmuşlara naçizane tavsiye. " İlk kez korkuyorum! ya aynı zehir sende de yoksa?
25.02.2016

Daha ilk sayfalardan itibaren sade ve akıcı bir ayakta karşılıyor sizi. Hemencecik kıvrılıveriyorsunuz kurgunun köşesinde bir yere. Olup bitenleri seyretmeye başlıyorsunuz meraklı gözlerle.
Füze kalkanı mevzusunun bir romanda ilk defa konu edilmesi, baykuş ve gözlerinin benzetildiği şeyler, kitabın en ilginç taraflarından biri. İran devletinin öngörüsüzlüğü ve bu sebepten başına gelenlerin yer aldığı kısımları da atlamamak lazım. Bir başka dikkatimi çeken olay talihsiz bir gencin yaşadıklarıydı. Bu kısımları okurken nerdeyse gözümün birini kapatmak istedim . Hani bir film seyrederken korktuğunuz yahut canınızı acıtan bir sahne gelir gözünüzün önüne ve bakmak istemezsiniz ama meraktan da izlemek istersiniz. İşte öyle bir durumdu bendeki.
Eğer siz de ülkelerin birbirleriyle gizli kapaklı yahut alenen yapılan temaslarına, soğuk-sıcak mücadelelerine merak saran biriyseniz ve hayal gücünüzün sınırlarını farklı bir konuda zorlamak istiyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.
25.01.2016

''bazı çocuklar yanımızda bazıları da kalplerimizde büyür'' cümlesi beynime kazındı adeta. Akıcı ve sürükleyici bir anlatım, sade bir dil ve mistik bir kurguya sahip Elimden bırakamadığım ve bir solukta okuduğum bir kitap. Tavsiye ederim.