Toplam yorum: 3.284.614
Bu ayki yorum: 6.120

E-Dergi

Rahim Çınar Tarafından Yapılan Yorumlar

30.12.2025

Odysseia, İlyada ile karşılaştırıldığında daha derli toplu, daha “dört başı mamur” bir anlatı sunar. İlyada öfke etrafında parçalı bir şekilde ilerlerken, Odysseia başı sonu belli bir yolculuk hissi verir. Bu yüzden destandan çok, erken bir roman gibi okunur. Odyseus’un hikâyesi savaş meydanında değil, yolda şekillenir; güçten çok zekâ, hızdan çok sabır ön plandadır. Odyseus kusursuz bir kahraman değildir ama aklıyla hayatta kalır. Tanrılarla, canavarlarla ve yıllarla mücadele ederken asıl sınavı kendisiyle verir. Homeros anlatıyı bilinçli bir ritimle kurar; yan hikâyeler dağıtmaz, ana hikâyeyi besler. Eve dönüş, burada sadece fiziksel değil, kimliksel bir tamamlanmadır. Belki de bu roman havası yüzünden, Christopher Nolan’ın Odysseia uyarlamasını büyük bir hevesle bekliyoruz. Doğru bir yorumla, bu kadim yolculuk modern anlatıda yeniden hayat bulabilir.
30.12.2025

İlyada, yalnızca bir savaş anlatısı değil; insan doğasının en sert hâliyle ortaya konduğu bir metin. Truva Savaşı sürerken, asıl çatışma karakterlerin iç dünyasında yaşanıyor. Öfke, onur ve kader kavramları, kahramanların eylemlerini yönlendiren temel güçler hâline geliyor. Achilleus’un öfkesi destanın merkezinde yer alıyor. Bu öfke basit bir hırs değil, incinmiş bir gururun ve derin bir kırılmanın sonucu. Homeros, kahramanlarını yüceltirken kusurlarını gizlemiyor; tam tersine onları insan yapan zaafları özellikle görünür kılıyor. Bu da İlyada’yı klasik bir kahramanlık anlatısının ötesine taşıyor. Tanrıların savaşa sürekli müdahalesi, insanın kader karşısındaki çaresizliğini vurguluyor. İnsanlar acı çekerken, tanrılar mesafeli ve kayıtsız. Metin kolay okunur değil; ancak sabırla okunduğunda güçlü bir düşünsel yoğunluk sunuyor. İlyada’nın bugün hâlâ etkili olmasının nedeni, insanın değişmeyen yönlerine tuttuğu aynadır.
27.12.2025

Aisopos’un İş Bankası Yayınları’ndan çıkan Masallar kitabı, ilk bakışta sade ve kısa metinlerden oluşuyor gibi görünse de, aslında epey yoğun ve düşündürücü bir dünya sunuyor. Bu masallar bana daha çok küçük hikâyelerden ziyade aforizma gibi geliyor; az kelimeyle çok şey söyleyen, insan doğasına dair net ve zaman zaman sert gözlemler yapan metinler bunlar. Aynı zamanda yazıldıkları dönemin kültürünü, değerlerini ve dünyaya bakışını da açıkça hissettiriyor. Bugün bildiğimiz pek çok masalın ve anlatı kalıbının kökeninde Aisopos’un izlerini görmek de kitabı ayrı bir yerde konumlandırıyor. Öte yandan kitapta yer alan “masalın amacı” başlıkları altında yapılan bazı yorumların her zaman isabetli çıkarımlar sunduğu söylenemez; yer yer masalı yazan ya da yorumlayan kişilerin, anlatının ima ettiği anlamı fazlasıyla daralttığı hissi oluşuyor. Buna rağmen eser, okuru kısa metinlerle uzun uzun düşünmeye sevk eden, hâlâ canlı ve etkili bir klasik olmayı fazlasıyla hak ediyor.
21.12.2025

Odysseia, İlyada ile karşılaştırıldığında daha derli toplu, daha “dört başı mamur” bir anlatı sunar. İlyada öfke etrafında parçalı bir şekilde ilerlerken, Odysseia başı sonu belli bir yolculuk hissi verir. Bu yüzden destandan çok, erken bir roman gibi okunur. Odyseus’un hikâyesi savaş meydanında değil, yolda şekillenir; güçten çok zekâ, hızdan çok sabır ön plandadır.
Odyseus kusursuz bir kahraman değildir ama aklıyla hayatta kalır. Tanrılarla, canavarlarla ve yıllarla mücadele ederken asıl sınavı kendisiyle verir. Homeros anlatıyı bilinçli bir ritimle kurar; yan hikâyeler dağıtmaz, ana hikâyeyi besler. Eve dönüş, burada sadece fiziksel değil, kimliksel bir tamamlanmadır.
Belki de bu roman havası yüzünden, Christopher Nolan’ın Odysseia uyarlamasını büyük bir hevesle bekliyoruz. Doğru bir yorumla, bu kadim yolculuk modern anlatıda yeniden hayat bulabilir.
21.12.2025

Hesiodos’un Theogonia ve İşler ve Günler’i, Yunan mitolojisinin merkezinden değil, taşradan konuşur; tam da bu yüzden sahicidir. Homeros’un aristokrat, kahramanlıkla örülü dünyasına karşılık Hesiodos, Anadolu’ya yaslanan kökeniyle daha eski ve daha derin bir geleneğin izini sürer. Theogonia’daki tanrıların doğuşu anlatısı, Hititlerin Kumarbi efsanesiyle açık bir akrabalık taşır; bu bağ, metni yalnızca Yunan değil, Mezopotamya’ya uzanan ortak bir mitolojik havzanın parçası hâline getirir. Hesiodos burada özgün bir “şair” olmaktan çok, kadim bir anlatı zincirinin bilinçli bir halkasıdır.
İşler ve Günler ise mitolojiyi gökten yere indirir. Tanrılar kadar emek, adalet ve geçim derdi de önemlidir. Bu metin, kahramanlara değil, insanın gündelik mücadelesine odaklanır. Hesiodos’un taşralılığı bir eksik değil; mitolojiyi yaşanmış hayatla buluşturan en büyük gücüdür.