Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

ahmettahir Tarafından Yapılan Yorumlar

25.06.2010

İlk insanın yaratıldığı andan beri iyi ve kötü, iyilik ve kötülük kavramları da hayat bulmuş ve Hz. Adem ile Havva’nı dünyaya inmeleri ile de mücadele mekanı ortaya çıkmıştır.
İnsanın fıtratı iyi olmasına rağmen aile, yaşam şartları, sosyal çevre kişinin iyi huylarının ortaya çıkmasını engellemiş ve içinde barındırdığı kötü huyların çıkmasına -en azından bazı kişilerde- neden olmuştur.
Bu kitapta, insanın içindeki iyiye ulaşmak için yapılması gereken yolculuğu ve yolculuğun safahatını kısa, edebi, sürükleyici, tatlı dilli ve güzel kurgulu şekilde anlatmıştır.
İnsanın iç mücadelesini sembollerle anlatıldığı bu kitabı kitapseverlerin okumasında fayda var.
En azından tatlı bir üslup için…
25.06.2010

Sosyolojik tahlilleri ile tanıdığım ve günlük yazılarını takip etmeye çalıştığım yazarın bu kitabında, dindar kadınlarla ilgili sosyolojik değerlendirmeler yapacağını düşünmüştüm.
Ancak kitabı okumaya başladığımda ilk başta hayal kırıklığına uğradım.
Çünkü cemiyet hayatının içinde olan dindar kadınların kısa hayat hikayeleri anlatılmakta idi.
Daha sonraları kitaba ısındım ve bayanların imkânsızlık, psikolojik ve fiziki baskı ortamlarında dahi insanlara hizmet etme noktasında nasıl çalışkan olduklarını anladım.
Ve kitapta bulunan ve her birinin hikâyesi en az birer kitap olacak hanımları tanıdım.
Çok mutlu oldum.
İçimizdeki hizmet aşkının (körlenen, kurumaya yüz tutan, paslanan) pasını silmeye çalıştığı için ve hanımların hikâyelerini kitaba aktardığı için Fatma Hanıma teşekkür ediyorum.
25.06.2010

1912 yılında cereyan eden ve Osmanlı’dan yakın sayılabilecek tarihlerde bağımsızlığını kazanmış ve 3,5 devlet diye tabir edilen devletlerin karşısında Osmanlı’nın yaşadığı felaketi bir gazetecinin bakışından anlatan bir kitap.
Savaş öncesi; seferberlik anı ve sonrası, askerin kendisine olan gururu, savaş sonrası koordinasyon eksiklikleri, komutanların cepheden bihaber kalması, tümenlerin habersiz olarak birbirini vurmaları, açlık, göç ve diğer şeyler kısa bir şekilde anlatılmış.
Çamur içinde ekmek arayan eratın hali de.
Ve günümüze ışık tutacak ibretlik vesikalarda.
Mesela,
Bir adamı, fiyakalı göstermenin onu iyi bir asker yapmayacağının anlaşılması,
Kırklareli bozgunundan sonra Jöntürk önde gelenlerinin ülkeyi terk etmeye başladıkları,
Hukukun devletten devlete ve Avrupa’nın kimden yana tavır koyduğuna göre değiştiği,
Osmanlı’nın azınlıklara katliam yapmadığı,
Sivas’taki Fransız konsolosunun, elçilik binasına sığınan Ermeniler tarafından öldürülmeye çalışıldığını ve ‘niye konsolosu öldürmek istedin diye sorulan’ ermenin cevaben konsolosu öldürerek Fransa’nın asker göndereceğini düşündüğünü.
Velhasıl 160 sayfalık kısa, sürükleyici günlük ayarında tarihi bir vesika.
Tavsiye ederim.
Allah bir daha böyle acılar yaşatmasın.
25.06.2010

Bir deneme kitabı.
Selahattin YUSUF’un, beğendiği veya okuduğu yazarlar hakkında yazdığı yazılar.
Ama bizim gibi bir kitabını okuyarak yazdığı değil.
Tüm kitaplarını okuyarak, inceleyerek hangi sözü nerede ve hangi sebeple söylediğini anlayarak yazdığı bir kitap.
Yazarlar hakkında yapılan eleştirileri de dikkate alarak yazdığı bir kitap.
Ama yazarken kendini unutmayan bir yazar. Mevlana gibi bir ayağı sabit, diğer ayağı evrende olan bir yazar.
Kitapta olan ve başka yazarlardan yapılan alıntılar esasen insana ne kadar farklı bakış açısı sunuyor.
Mesela,
“Kingstown iskelesi, dedi Stephen; yalnızca hayal kırıklığına uğramış bir köprü…”
“Başkasının fikri için yanmışsın, kül olmuşsun neye yarar; mademki o fikir senin kendi yangınından çıkıp yükselmiyor.”
Bu kitaptan ayrıca lafzen bildiğim ama ruhen bilmediğim Wittgenstein, Faulkner, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay, Tarkovsky gibi kişileri de öğrendim.
Eğer kendini geliştirmeye devam ederse kaliteli bir eleştirmen, denemeci, düşünce adamı olur.
25.06.2010

İki kardeşi ilk defa Yavuz BAHADIROĞLU’nun romanında tanımıştım.
Farklı bir bakış açısı ile tanımak için, bilgilerimi tazelemek için tekrar okudum.
Günümüzü de anlamak için çok faydalı oldu.
Padişahta olsa muktedir olmak için eskiden ders alıp senelerce beklemek lazım geldiğini anladım.
Ve siyasilerimizin tarihi okusalardı çoğu şeyin başımıza gelmeyebileceğini de.
Genç Osman ve IV. Murad.
Biri aceleci, acemi ve zeki.
Diğeri sabırlı, taç ile birlikte tecrübelenen, geçmişten ders alan, dirayetli ve de zeki.
Aynen Erbakan ve Erdoğan gibi.
Herkesin ibret için, anlamak için, entrikalar için okuması gereken bir kitap.
Yazar hakkında konuşmaya zaten gerek yok.