Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Sümeyye Şahin Tarafından Yapılan Yorumlar

17.02.2025

yıkılmış kadın benim de beauvoir'le tanışma kitabım oldu. kitapta merkezinde kadınların yer aldığı üç farklı hikaye var. üç farklı kadının hikayesi üzerinden aşk, aile, evlilik, annelik, sevgi, sadakat, aldatılma gibi konuları işliyor yazar.
bu üç kadın bambaşka hayatlara, değer yargılarına, eşlere, ailelere, kariyerlere, karakterlere sahipler ama deneyimleri ve acıları çok benzer. tüm bu hikayelerin ortak noktası okuyucuya kadın olmanın ne kadar benzer ve trajik bir deneyim olduğunu sezdirmesi.
bütün öyküler bir oturuşta okunup aktı gitti. kadınların derinlikli ve karmaşık iç dünyasına dair bir şeyler okumayı seviyorum.
kadınların yaşadıkları karşısında aldıkları pozisyonlar yer yer okuyucuyu sinirlendirse de feminist edebiyat üzerine bir şeyler okumak isteyenlere tavsiye ederim. üç kadın da tüm kadınlardan bir parça taşıyor sanki.
17.02.2025

kitabı iki saatlik bir oturuşta bitirdim ve çok sevdim.yazar çok yalın, çok duru öyle dingin dingin anlatmış ve çevirmen de öyle su gibi çevirmiş ki çok başarılı bir işbirliğiydi.
arka planda büyük bir deprem,bir diktatörün iktidar süreci,dönemin politikasının insanları nasıl ayrıştırdığı ve aralarına sızdığı meseleleri ve tabii ki insan ilişkileri,bir de aile meselesi var.çok az sayfayla yapmış yazar bunu.okuyucuya acılarla yoğrulmuş bir dönemi bu kadar kendiliğinden,okuyucuyu yönlendirmeden,olduğu gibi,çok içten bir anlatımla sunmasını çok sevdim.
ilk kez şilili bir yazar okudum ve toplumun yaşadığı acılar,ülkeyi dönüştüren devrimler ve siyasi ortam bakımından çok benzediğimizi fark ettim.depremle başlıyor hikaye.
insanın çocuk aklıyla garipsediği ve yargıladığı şeylere bir bakmışsın dönüşüverdiğini fark etmek çok vurucuydu.
son tahlilde bence kitabı başarılı yapan bu kadar sakin ve dingin bir anlatımla okuyucunun omzuna böyle bir duygu yükü bırakması. tavsiye ederim.
29.01.2025

kitap bir göz doktoru olan marco carrera'nın ailesinin üç kuşağını ele alıyor. marco'nun aile bağlarını, travmalarını, evliliğini, platonik aşkını, kayıplarını, yaslarını okuyoruz.
kitapta zaman akışı doğrusal bir çizgide değil, okuyucu 1990'lardayken bir anda kendisini 2010'larda bulabiliyor. bu yönüyle okuyucuyu içine alması için biraz sabır gerektirse de sonrasında akıcılaşmaya başlıyor. yazar zaman atlamaları, e-postalar, telefon görüşmeleri, mesajlar ve mektuplarla kendine özgü bir dil oluşturmuş
açıkçası kurguda zorlama ve kurgusal bakımdan zayıf bulduğum pek çok yer oldu. üst üste pek çok kayıp yaşamış ve görece trajik bir hayatı olan marco'nun acıları da bana pek geçmedi.
modern edebiyatın genelde işlediği temalar olan çarpık ilişkiler, yas, mutsuz evlilikler, boşanmalar, travmalar, aldatmaların kitapta yoğun olarak bulunması beni biraz bunalttı, üst üste çok fazla modern edebiyat okuduğum için de olabilir tabii.
21.01.2025

büyük hayal kırıklığı oldu benim için kitap maalesef.
kitapta kendisini hayatındaki insanlardan arta kalan lüzumsuz bir kadın olarak niteleyen, yalnız yaşayan ve bence oldukça bencil bir karakter olan yetmişli yaşlarında aaliya ben diliyle hayatından bahsediyor.
öncelikle kitabın merkezinde oldukça yaşlı bir karakter olmasına rağmen yazar bence yaşlı psikolojisini anlatmakta çok başarısız. yaşlıların kendine özgü bir sükuneti, bir işe yarama çabası vardır, bazen her şeyi anlar gibi bir gülümseyişle dünyaya hikmetle bakarlar ama kitapta anlatılan karakter tam bir ergendi bence. mizah anlayışı eski eşinin cinsel organını "bozuk hortum" diye nitelemekten ileri gidemeyen bir karakter. yer yer bayağı bir üslup, sokak ağzı benim edebiyatta peşine düşeceğim bir şey değil. edebiyat benim için görklü kelimeler ve söyleyiş güzelliğidir.
aynı zamanda dine inanan insanları sık sık ahmak olmakla itham etmesi, vatanını kötülemesi çok rahatsız etti beni.
okuduğuma pişman olduğum bir kitap oldu.
20.01.2025

eszter isimli karakterin tüm hayatını ve iç dünyasını kronoloji gözetmeksizin birine anlatışını okuyoruz bu kitapta. o "birisi"nin sarsıcı kimliği ancak kitabın yarısından sonra ortaya çıkıyor.
bütün ömrü boyunca eszter'in ruhunu ele geçirmiş bir kıskançlık ve nefret anlatısı yapmış yazar kitapta. ama bu kıskançlığın altını öyle güzel dolduruyor, karakterin bu hale gelişinin sebebini öyle sağlam temellendiriyor ki yazarın insan psikolojisini anlatma konusundaki ustalığına hayran kalıyorsunuz. bu öfkeyi, tiksintiyi, nefreti sanki elinizi uzatsanız tutabilecek gibi hissediyorsunuz. arkaplanda bir de dönem ve savaş anlatısı var tabii ki. magda szabo inanılmaz bir yazar gerçekten.
bence yavaş tempolu, neyin ne olduğunu hemen anlayamadığımız, okuyucuyu içine alması için okuyucudan biraz sabır talep eden bir kitap. harika ve bir iç dünya şöleni sunuyor ama magda szabo'ya başlangıç için uygun olduğunu düşünmüyorum. iza'nın şarkısı ya da kapı'yla başladıktan sonra kesin okunmalı ama.