Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Sümeyye Şahin Tarafından Yapılan Yorumlar

18.01.2025

yayımlandıktan sonra unutulmuş ve yaklaşık seksen yıl sonra ortaya çıkmış bu kitap. kayıp zamanın izinde'yi okuyup proust'a özlem duyan okurlar için büyük bir müjde olsa gerek. ben kayıp zamanın izinde'den önce proust'un üslubuna biraz aşina olabilmek için alıp okudum ve şükür ki şansım yaver gitti.
sosyeteden seçkin bir hanımefendinin; kendi sınıfından, önceleri özel bir ilgi duymadığı bir adamın uzun bir yolculuğa çıkacağını öğrendiğinde birdenbire ona aşık olduğunu fark etmesini konu alıyor bu 28 sayfalık öykü. kadının aşkını fark etmesini de daha önce hiç nefessizlik deneyimi yaşamayan bir çocuğun havasız kaldığında nefesin ne kadar hayati bir şey olduğunu fark etmesine benzetmiş proust. çiçekler, aşk ve kadınlar arasında sıkı bir bağ kurmuş ve metne hep bunun izlerini serpiştirmiş. bu kısacık öyküyü öyle bir söyleyiş güzelliğiyle yazmış ki tadı damağımda kaldı.
öykü hakkında yazılmış oldukça kapsamlı önsözü öyküyü bitirdikten sonra okursanız öykünün sürprizi bozulmayacaktır.
15.01.2025

sandor marai, insanı çok iyi tanıması, insan ilişkileri üzerine müthiş tahliller yapmasıyla en beğendiğim ve yetkin bulduğum, ne yazsa okurum dediğim yazarlardan birisidir ama bu kitabını pek sevemedim maalesef.
çoğu kitabında yaptığı gibi bu kitapta da, sadece bir günü konu alıyor yazar. gençliklerinde bir ilişki yaşamış ve yaş aldıktan sonra tekrar karşı karşıya kalan iki insan var kitapta. erkek olan, kadın karakterin de farkında olduğu üzere düzenbaz ve yalancı, kadını her anlamda sömüren biriyken kadın olansa bu aşkı aşamamış taraf. biz de bu iki insanın yüzleşmevari karşılaşmasını okuyoruz. ferasetli bir kadın olan eszter'in konu aşk olunca nasıl tavizler verdiğini, duygu dönüşümleri işlenmiş.
eszter'in mirası sanıyorum kendisinin ilk kitaplarından birisi, müthiş bir edebi gelişim göstermiş yazar. bence kendisinin kronolojik olarak bütün kitapları okunmalı. aynı zamanda sinematografik anlatımlar bana filmi çekilse güzel olabilecek bir eser olduğunu düşündürdü.
15.01.2025

tove ditlevsen biyografik üçlemesini adeta şaha kalkarak neticelendirmiş. serinin açık ara en çok sevdiğim kitabı oldu.
yazar, çırılçıplak çıkmış okuyucusunun karşısına.
üçlemenin bence hem psikolojik olarak en yorucu hem en yoğun hem de edebi olarak en başarılı kitabıydı. daha evvel bir bağımlıdan bağımlı olmanın ne demek olduğunu hiç okumamıştım. gerçekten psikolojik olarak sarsıcı, yaralayıcı, yürek burkan bir deneyimdi ama yazarın bütün bu yaşadıklarını hiç dramatize etmeden, gündelik şeylerden bahsedermişçesine olduğu gibi anlatmasını çok çok sevdim.
çocukluğundan itibaren hayatına şahit olduğunuz bir kadının, bir erkek yüzünden birdenbire hayatının kayması ve bunu öylece okumak zorunda kalmak okuyucu olarak beni çok öfkelendirse de tüm bu arayışların sonunda en azından aşk adına yüzünün gülmesi ve içtenlikle sevildiğini okumakla içim rahatladı diyebilirim.
tove'nin hayatına ortak olmanın yanı sıra edebi gelişimini gözlemleyebilmek ve o dönemi okumak şahane bir deneyimdi.
05.01.2025

kitaptaki denemelerde yazar genel olarak insanlık hallerini,insanın dünya ağrısını,modern insanın kamburunu berrak bir üslupla yazmış.yazarın iki kitabını okurken de radarıma giren temel şey iyi bir okur olması oldu.kitapta alıntısı yapılan çok fazla iyi yazar var, yazarın kitapta yer vermeyi seçtiği metinler de oldukça nitelikli. özeller,meriçler,gürbüzler,rimbaudlar,rilkeler,cortazarlar okunmuş. aynı zamanda iyi de bir izleyici.kitapta referans yapılan bir sürü film var.dilde yetkin,kelimelerle arası iyi bir yazar.götürdüğü kitapların götürdüğü kitaplarla birlikte ömürlük bir kitap listesi hazırlatabilecek kadar içeriği zengin bir kitap.deneme kitabının ikinci kısmında dokuz tane sanatçıyı ayrı ayrı başlıklarda incelemiş yazar. bu kısım ekstra hoşuma gitti.
yalnız genç bir yazar olmasından kaynaklı olabilir:her yazarın kendine ait kelimeleri vardır ya,sanki bazen ismet özel'in diliyle ve kelimeleriyle konuşuyormuş gibi geldi.yazar ismet özel'den çok etkilenmiş belli.
05.01.2025

ekonomik zorluklar, yokluk, çaresizlik, toplumsal baskıların arasında sıkışıp kalmış edebiyat tutkunu bir genç kızın otobiyografik üçlemesinin ikinci kitabı olan gençlik'te tove ditlevsen'ın yavaş yavaş edebiyata olan ilgisinin meyvelerini yemeye başlamasını, girdiği edebi çevreleri, edebiyat temelinde kurduğu sosyal ilişkileri, erkeklerle kurduğu ilişkileri ve ilk eşinin hayatına dahil oluşunu okuyoruz.
bir genç kızın hayat mücadelesi vermeye çalışması, kendine bir karakter inşa etme yolculuğu, ekmek parası için aşağılanmaya katlanmak zorunda olması, acemilikleri, dünyayı tanıması, kendi çevresi dışında da bir yaşam olduğunu fark etmesi zaman zaman iç sızlatan, kadınlara çok tanıdık gelecek bir yaşam öyküsü. kadın olmak dünyanın neresinde hangi dönemde yaşarsan yaşa çok benzer bir deneyim çünkü.