Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Sümeyye Şahin Tarafından Yapılan Yorumlar

03.11.2024

o kadar çok seviyorum ki bu kitabı. inanılmaz bir söyleyiş güzelliğiyle, inanılmaz metaforlarla maddi bir yapı olmasına rağmen süleymaniye'nin nasıl maneviyat ve uhreviyatla bezeli olduğunu, ziyaretçisine kutsalı nasıl deneyimlettiğini anlatıyor yazar bize.
sanki süleymaniye'nin avlusundan içeri girmenin üstümüzdeki dünyayı silkeleyip bizi tinsel varlıklar yaptığını hissettim bu metinden sonra. gerçekten şiirsel bir dili var. insanın süleymaniye'yle arasındaki bağı da kuvvetlendiriyor. bu kitabı okuyun ve süleymaniye camii'nin avlusundan içeri bir kez daha girin, kesinlikle aynı olmayacak, camiinin atmosferi sizi daha bir kucaklayacak, huzur ve hayranlık verecek, süleymaniye sizi fethedecek. ecdada daha bir saygı duyacak, kendinizi "hac yolculuğu" yapmış gibi hissedeceksiniz.
kitabın en sonunda allah'ın isimleriyle süleymaniye arasında kurulan bağlantı müthiş bir final oldu. tekrar tekrar okuyacağım, tekrar tekrar süleymaniye'yi ziyaret edeceğim.
03.11.2024

bronte kardeşler okumayı çok seviyorum. emily ve charlotte bronte'nin kitaplarını okuduktan sonra anne bronte'yle tanışmayı da çok istiyordum, nihayet güzel bir baskı ve kaliteli bir çeviriyle kitaba ulaşabildiğim için sevinçliyim.
genel olarak bronte kardeşlerin kitaplarında ilmek ilmek işlediği bazı temalar var: genç kadınların kimlik arayışları, varolma ve dik durma, kendilerine bir hayat kurma ve varlıklarını kabul ettirme çabaları ve tabii ki aşk.
bu kitapta da başarısız bir evlilik neticesinde kendine yeni bir hayat kurmaya çalışan bir kadının, "kadın" kimliği yüzünden gittiği her yerde dedikodulara ve kötü bakışlara maruz kalması anlatılıyor.
aşkın nasıl dinamik bir yapısının olduğunu, evlilik için aşkın yetmediğini, doğru bir eş seçmenin nasıl önemli olduğunu öğütlemiş bize anne bronte.
bu kitabın o dönemde bir erkeğin ismiyle yayımlanmak zorunda kalması da oldukça ironik.
tüm hemcinslerimin okumasını çok isterim bronte kardeşlerin kitaplarını.
03.11.2024

yazarın yalın tutku ve boş dolaplar kitabını okudum. okumaya da devam edeceğim.açıkçası iki kitapta da beni rahatsız eden ögeler vardı, olmaya da devam edeceğini biliyorum ama beni yazara çeken şey de tam olarak bu. kitabın keyfimi kaçırmayanı, beni sarsmayanı ilgimi çekmez.annie ernaux'da en çok sevdiğim ve özendiğim şey tüm duygularını ahlaki ya da toplumsal kaygılar gözetmeksizin olanca açıklığıyla ifade edebilmesi. ben aklımdan bir şeyler geçirirken bile üzerimdeki etiketlere mağlup oluyorum, yazar tüm normlardan sıyrıldığı bir varoluşa ulaşabilmiş bence. bunu kitaplarına da yansıtması okurken yer yer elektriklenmiş gibi hissettirse de keyif veriyor.bu kitapta da yer yer geçmişe dönerek karakterin ailesiyle ve kendi kimliğiyle çatışmasını ve yüzleşmesini okuyoruz.tüm kitaplarında olduğu gibi "kadın" olmak da kitabın içindeki temalardan.dediğim gibi, yazarın tüm gerçekliği olduğu gibi ve cesurca ifade edebilmesini çok seviyorum ve bu bakımdan tüm hemcinslerime tavsiye ediyorum
03.11.2024

benim için çok ilginç bir okuma deneyimiydi.
varlığı ve kimliği yok sayılan bir adamın hayatındaki her insanda bir başkasının yerini doldurmasını anlatıyor kitap, adam da bunu kabulleniyor.
kitapta "belki de sonu mezara varmayan bir ölümle ölmüştü" diye bir ifade geçiyor. karakterin kimliksizliğini en iyi anlatan cümle bu bence. bedeni değil ama dünyada varlığının kabullenişi ölüyor, kendini yalnızca bir başkasının kimliğinde kabul ettirebiliyor.
kitapta benim için oturmayan yerler vardı, sonsözdeki tahlil olay örgüsünü daha anlaşılır bir zemine çekmesi açısından çok başarılı olmuş bence.
genel olarak varoluşu sorgulayan ve kimlik arayışı üzerine yazılmış kitaplar okumayı sevdiğim için almıştım. kitabı bitirdim ama umduğumu buldum mu henüz anlayamadım.
03.11.2024

benim için ilginç bir okuma deneyimi oldu. barnes bu kitapta "anımsama yoluyla hayatı irdeliyor." aradan yıllar geçtikten sonra, yaklaşık kırk yıl önce yaşanmış anıları hatırladığı biçimiyle bize anlatıyor. ilkgençlik yılları, sevgilisi, arkadaş grubu, lise yıllarında yapılan uçarılıklar, liseli olmanın insanın kanına karıştırdığı hayatla alay etme ve deliliğin yansıdığı diyaloglar, hayata o zaman nasıl baktığı ve şu an nasıl baktığı, ilişkilerinin geçirdiği dönüşüm vs.
kitabın zor olduğuna dair bazı yorumlar okumuştum okumadan önce, yüzeysel bir kitap değildi ama bence zor olduğu da söylenemez. kolayca okuyabilirsiniz.
çok sevdiğimi söyleyemem ama insan ilişkilerine dair şeyler okumayı sevdiğim için kayıp olarak görmüyorum. julian barnes radarıma girdi, başka eserlerine de bakacağım.