Toplam yorum: 3.285.287
Bu ayki yorum: 6.813

E-Dergi

easygo0 Tarafından Yapılan Yorumlar

20.10.2025

Edebiyat ve futbolun aynı sahada buluştuğu bir kitap okumak ister misiniz? Eğer öyleyse, Javier Marías’ın “Vahşiler ve Duygusallar” denemesi tam size göre.

Marías, 1992-2000 yılları arasındaki futbol dünyasını sadece bir oyun olarak değil, insan doğasının, toplumun ve tarihin bir yansıması olarak ele alıyor. Yüz elli üç sayfalık bu deneme, futbolun coşkusunu, trajedisini ve hatta siyasetten psikolojiye uzanan etkilerini ustalıkla işliyor. Marías’ın zarif ve incelikli üslubu, futbolun sahadaki taktik savaşlarından çok daha fazlası olduğunu gösterirken, okuyucuyu da oyunun içine çekiyor.

Bu kitap, futbolu yalnızca bir spor olarak görenler için bir uyanış, onu bir tutku olarak yaşayanlar içinse edebi bir şölen. @_sayfayolcusu_
20.10.2025

Nermin Yıldırım’ın daha önce “Ev”, “Unutma Beni Apartmanı” ve “Bavula Sığmayan” gibi daha iyi anlatılara sahip eserleriyle tanışmış biri olarak, “Dokunmadan” beklentilerimi karşılamayan bir roman oldu benim için.

Kitap, ilk otuz sayfasında vaat ettiği derinliği koruyamıyor ve ilerleyen bölümlerde sığ bir anlatıya evriliyor. Yazar, aforizmalarını ön plana çıkarırken, kurgu bunları taşımakta zorlanıyor ve hikâyenin doğal akışı sekteye uğruyor.

Kitabın konusuna değinmek dahi istemiyorum. Hiç sevemedim gerçekten.
@_sayfayolcusu_
20.10.2025

İtalyan yazar Dino Buzzati’nin, iki yüz otuz iki sayfadan oluşan Tatar Çölü romanı, ilk kez 1940 yılında yayımlanmış.

Roman, genç teğmen Giovanni Drogo’nun ilk görev yeri olarak Bastiani Kalesi’ne tayin edilmesiyle başlar. Ancak bu kale, sıradan bir askeri üs değildir, yıllardır hiçbir saldırıya uğramamış, unutulmuş bir sınır karakoludur. Drogo, burada geçici bir süre kalacağını düşünse de zamanla bu kaleye ve onun getirdiği bekleyişe alışır.

Romanın durağan gibi görünen atmosferi, aslında insanın zaman karşısındaki mücadelesini ve bekleyişin getirdiği sorgulamaları hissettiriyor. Okur, karakterin yolculuğuna ortak oldukça, bu anlatının içinde kayboluyor.

Sonuç olarak roman, insanın kendi hayatı üzerindeki seçimlerini ve beklentilerini sorgulatıyor. Yani Buzzati, okuru beklemek ve yaşamak arasındaki ince çizgiyi düşünmeye davet ediyor: Gelecekteki ihtimaller uğruna bugünü feda etmek gerçekten değer mi? @_sayfayolcusu_
20.10.2025

Perulu yazar Mario Vargas Llosa ile edebi yolculuğum Genç Bir Romancıya Mektuplar adlı eseriyle başladı. Llosa, bir romanın nasıl yazılması gerektiğine dair sorulara, mektup biçiminde ve oldukça samimi bir üslupla yanıt veriyor bu kitabında.

Her bir mektup, romanın kurucu öğelerinden birini ele alıyor: zaman, mekân, anlatıcı, karakterler, gerçeklik, inandırıcılık… Llosa, bunları örneklerle ve deneyimlerle temellendirerek işliyor. Bu sayede edebi derinlik de kazanıyorsunuz.

Yazarın kullandığı dil oldukça sade ve konuşma havasında. Bu da metne doğal bir akış ve yakınlık katıyor.

Sonuç olarak, Llosa’nın romanı bir “dünya kurma sanatı” olarak görmesi benim için hem öğretici hem de ilham vericiydi. Romanın anatomisini merak edenler için bu eser, güzel bir başlangıç noktası olabilir.
20.10.2025

Yüz yirmi sayfada, Fransa’nın bir köyündeki evin taşlarının diliyle bir ailenin yaşamını, kırılmalarını, değişimlerini ve dönüşümlerini aktarıyor.

Yazarın dili sade, şiirsel ve çok dokunaklı. Taşların anlatıcı oluşu ise çok orijinal.

Empatiyi adeta iliklerinize kadar hissettiriyor Taşların Anlattığı. Çünkü bazen “Bir insan ne yaşadı da böyle oldu?” diye sorarız ya, işte bu kitap tam da o sorunun cevabını veriyor.@_sayfayolcusu_