Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

easygo0 Tarafından Yapılan Yorumlar

30.10.2025

Stamm’ın bu kısa romanında, uzun yıllar gazetecilik yapmış isimsiz bir karakterin işten çıkarıldıktan sonra kendi iç “arşivine” yani geçmişine, anılarına ve ilk aşkına dönmesine tanık oluyoruz.

Okurken sanki birinin sabah sayfalarını okuyormuşum gibi hissettim. Düşünceler, duygular, küçük gözlemler birbirine çok sade ve doğal biçimde akıyor. Geçmişle şimdi arasında o kadar akıcı geçişler yapıyor ki yazar, bazen ne zaman geçmişte, ne zaman şimdide olduğumu fark etmedim bile.

Bu yolculukta karakterin özellikle ilk aşkı Franziska ile olan anılarına sık sık geri döndüğünü görüyoruz. Onunla geçen yıllar, onsuz geçen zamanla iç içe geçiyor. Hatırladıklarıyla, unuttuklarıyla, kabullenişiyle… yavaş yavaş çözülüyor karakter.

Eğer Wilhelm Genazino’nun Ne Para Ne Saat Ne Kasket ya da Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk kitaplarını sevdiyseniz, Duyguların Arşivi de sizi mutlaka yakalayacaktır.@_sayfayolcusu_
29.10.2025

Yazar Murata gerçek hayatta yarı zamanlı kasiyer olarak çalışmış. Kitaptaki otuz altı yaşındaki Keiko Furukura da bir markette yarı zamanlı kasiyer olarak on sekiz yıldır çalışıyor. Görevini her zaman mükemmel bir şekilde yerine getiriyor. Ancak kendisi gibi olduğu ve davrandığı için çocukluğundan itibaren “tuhaf” olarak damgalanıyor. Bu şekilde damgalanmamak ve ailesini mahçup etmemek için yıllar içerisinde toplumun kurallarına uymaya çaba gösteriyor.Sonunda “elalem hapishanesi”nde yaşamaya mecbur bırakılıyor ve okuyucular da bu yaşamın sonuçlarına tanıklık ediyor.

Ünlü düşünürlerimizden Tarkan’ın “kır zincirlerini” ile Kant ‘ın “bilmeye cesaret et” mottoları kitabı okurken bana eşlik etti. “Bilmeye cesaret etmek” önce kendini anlamaya ve kendin olmaya cesaret etmekten geçiyor. Ondan sonra toplumun yarattığı o baskıyı veya zinciri kırabiliyorsun. Üstelik, elaleme rağmen!@_sayfayolcusu_
27.10.2025

Arjantinli yazar Norah Lange tarafından 1937 yılında yayımlanan ve kısa bölümlerden oluşan bir anı kitabı.

Yazar 1905 doğumlu, yani çocukluğu 1910-1915 yıllarına denk geliyor. O yıllarda, dört kız kardeşi, bir erkek kardeşi, dadısı ve anne babasıyla Arjantin’in kırsalında yaşıyor.

Okumaya başlamadan önce yazarın biyografi kısmını atlayıp direkt metne dalmıştım. Bu yüzden yakın geçmişte çocukluğu geçen birinin yazılarını okumayı bekliyordum. Ama ilerledikçe anlatılanlar farklı geldi. Mesela hiç ailesiyle televizyon programı anıları yok, eve atlı ve büyük şapka takan kişiler geliyor, dadı ile büyüyorlar…O zaman yazarın kaç doğumlu olduğunu öğrenmek için kitabın en başına döndüğümde her şey birden anlam kazandı.

Televizyonun bile olmadığı o dönemde çocukların kendilerini nasıl oyaladığını, dünyayı nasıl kendi hayal güçleriyle kurduklarını, insan ilişkilerini, Arjantin’in o tarihteki toplumsal yaşamını çocuk bakış açıcıyla görmek isterseniz bu kitap sizi bekliyor. @_sayfayolcusu_
21.10.2025

Roman, fantastik bir varsayıma dayanıyor: Hitler’in yolu Türkiye’ye, hatta Tarlabaşı’na düşse ne olurdu? Dahası, kötülük tohumları Yermük’ten Trafalgar’a kadar filizlenmeye başlarsa bu durum nasıl sonuçlanırdı? Ana karakter kâtip Ali Ulvi, bu garip olaylar zincirinin tam ortasında kendini buluyor ve macera başlıyor.

Kitap, absürt ve yer yer komik sahneleriyle dikkat çekiyor. Bu hâliyle hikâyeyi sahnede bir tiyatro oyunu olarak izleme fikri oldukça cazip geliyor. Çünkü karakterlerin abartılı özellikleri ve olayların görsellik açısından zenginliği, tiyatro sahnesinde çok daha etkili bir hâle gelebilir.

Komik ve absürt hikâyeleri seven okurlar için keyifli bir tercih olabilir, fakat edebi beklentilerinizi çok yüksek tutmamanızı öneririm. @_sayfayolcusu_
21.10.2025

Hayatınızda bir değişim ya da kriz döneminden mi geçiyorsunuz? Cevabınız “evet” ise, bu kitap sizi çağırıyor.

2020 yılında yayımlanan kitap, giriş ve sonuç bölümleri dışında beş ana bölümden oluşuyor: aile ilişkileri, aşk, iş, sağlık ve kimlik. Her bölümde, psikoterapist yazar danışanlarının gerçek yaşam öykülerinden kriz veya değişim anlarını paylaşıyor. Ancak bu örneklerde çok derine inilmemiş, yaşananlar özet ve yüzeysel bir şekilde sunulmuş. Bu kriz anlarının içinden nasıl çıkıldığına daha fazla değinilmesini isterdim. Yine de, bu sade anlatımın arkasında güçlü bir ortaklık duygusu uyandırdı bende. Kayıplar, hayal kırıklıkları, korkular ya da değişim karşısında duyulan belirsizlik… Hepimiz benzer duygulardan geçiyoruz.

Kitap akademik bir dille yazılmamış.Yazar bilinçli olarak sade bir anlatımı tercih etmiş. Ancak daha fazlasını arayanlar için kitabın sonunda, her bölümle ilgili akademik makale ve kitap önerileri yer alıyor. @_sayfayolcusu_