Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
econozzy Tarafından Yapılan Yorumlar
Nietzsche, “Tanrı öldü!” dediğinde, sevinenler kadar üzülenler, hatta gözyaşı dökenler olmuştu “Bizi bırakıp da nerelere gidiyorsun” çığlıklarıyla. Aradan uzun yıllar geçti ve Tanrı dönmeye karar verdi, üstelik gözlerden ve gönüllerden uzak göklerdeki mekânına değil, doğrudan insanların arasına! İtalyan bilim adamı Prof. Franco Ferruci’nin satırları, doğrudan bir roman olarak okunduğu zaman, yerden yarım metre yüksekte veya alçakta gezinir gibi hissediyorsunuz kendinizi. Felsefi bir ironi olarak ele aldığınızda ise insanlığın mı yoksa Tanrı’nın mı haline üzüleceğinize karar veremiyorsunuz bir türlü...
Edebiyat dediğimiz tuhaf nesnenin, sanat dediğimiz yorucu çabanın, yeryüzünün içli çocuklarının acılarından mürekkep olduğunu ve bizim o acıların kıyısına geçip şenlikler derlemeye çalıştığımızı daha erken farkedebilsek, hayatlarımız belki de farklı bir seyir takip ederdi. Evlerimizi, odalarımızı dolduran kütüphanenin karşısına geçip, başbaşa kalacağımız acılı bir insan seçiyoruz kendimize ilkin, arkasından da o acılı insanın kılavuzluğunda, yeni acılara doğru kanat çırpıyoruz ve düşünme zahmetine bile katlanmıyoruz: Değer mi hiç? Pavese’nin cevabını merak ediyor musunuz gerçekten de...
Ustalar ustası Halikarnas Balıkçısı var şimdi karşımızda. Engin tarih bilgisiyle,dolaşmış bir misinayı özenle çözer gibi,doğduğumuzdan beri bize öğretilen tarihi yanlışları bir bir düzeltmekle meşgul bu kitabında.
Bugüne dek batının sandığımız bir çok hikaye,olgu,düşüncenin aslında anadolu kökenli olduğunu gösteriyor.Avrupa'yla daha da kaynaştığımız şu sıralarda daha da önemi artan bir çok avrupai-tarihsel sorulara cevap veriyor.
Bu genel girişlerden sonra yunan mitolojisindeki önemli tanrıları anlatıyor.Bazı hikayeler de katıyor tabii.Daha sonra eski Anadolu Uygarlıklarının etik ve dinsel karakterlerini hikayelerle gözler önüne seriyor.En sonda da yunan veznini anlatan kısa bir bölüm var.
Bu kitabı okurken insan sürekli şaşırıp yine sürekli "A! o öyle miymiş yaa?" demekten kendini alamıyor.Mesela ben temmuzun anlamını biliyordum da böylesi derin bir hikayesi olduğunu öğrenince afalladım.
Aşkın Metafiziği kitapta elli üç sayfa tutuyor. Ben ilk yirmi sayfada aklıma takılanları sizlerle paylaşmak istiyorum.
1-Yazarın ilk önemli belirlemesi: “Bütün aşk serüvenlerinin son amacı,gelecek kuşağın ortaya çıkmasından,yaratılmasından başka bir şey değildir.”
2- “Cinsel istek öznel(sübjektif) bir gereksinim oldugu halde,nesnel (objektif) bir hayranlık kılığına bürünmesini ve böylece bilincimizi aldatmasını çok iyi bilir. Çünkü doğa,kendi öz amaçlarına ulaşmak için böyle bir hile kullanmak zorundadır.”
Sanırım yazar burada; doğanın ,üstün gücü ve bilgeliğini,usta bir kumarbaz gibi kullandığını iddia ediyor. Sanırım burada verdiği doğa tanımı,Uzakdoğu din bilimindeki tao tanımı ile örtüşüyor. Zaten Selahattin Hilav’da yazarın tanıtımında Avrupa’dan çok doğu felsefesinin yazarı etkilediğini belirtmiş.
Tolkien'le tanışmam iki üç ay önce oldu. Beraber proje geliştirdiğimiz bir arkadaşımın elinde Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin ilk kitabını, Yüzük Kardeşliği'ni gördüm. Daha önce fantazi türünde hiç kitap okumamıştım. Bir iki gün sonra üç kitabı da aldım ve okumaya başladım. Proje boyunca da gündüzleri kitaplar üzerine konuşuyor ve akşam eve gidip maceraların devamını okumak için sabırsızlanıyorduk. Şimdi bana fantazi türünde 1000 sayfadan fazla tutan üç cilt nasıl okunur, diyeceksiniz. İnanın, bitmesini istemedim. Hobbit'i daha sonra okudum ama size önce onu okumanızı öneririm. Hatta İngilizce'nize güveniyorsanız, kitapları İngilizce orijinallerinden okumanızı... Çeviride Tolkien'in kullandığı dil özellikleri biraz kaybolmuş gibi geldi bana.