Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

econozzy Tarafından Yapılan Yorumlar

21.10.2001

Yaşar Kemal’in kaleme aldığı “Çiçeği Burnunda Bir roman” başlıklı metne de, o metinde geçen “Kürtçe yazarak, Türkiye dışında da, sanıyorum ki, birkaç Kürtçe roman, şiirler yazılmıştır” türü tuhaf cümlelere de öyle çok fazla takılmanın âlemi yok. Hatta, çevirmen Muhsin Kızılkaya’nın “not”una veya ona “Kürtçe’de bir roman yazacak kadar kelime var mı?” diyen “hepimizin tanıdığı gazeteci”nin tuhaflığına da aldırmayın. İlinden, dilinden, gülünden ayrı düşürülenlere âşina bir yürek taşıyorsanız eğer, Memduh Selim’in “yüzyıllık yalnızlığı” sizi de elinizden tutup bir başka kıyıya sürükleyecektir mutlaka.

21.10.2001

“Eleştirmenlerin insanlara yaptıkları kötülüklere dairdir” diye bir başlık atsak Fethi Naci ve Semih Gümüş’e ayıp olacak; sinemadan resme, edebiyattan müziğe bilir bilmez ahkam kesenlere, hazır böyle güzel bir fırsat çıkmışken iki satır laf dokundurmadan geçsek bize yazık olacak. İyisi mi, şu güzelim romanı bu türden ulvi veya iğrenç emellerimize alet etmeyelim de, siz arayıp bulun usta ressam Juan Pablo Castel’in, resimlerini en iyi anlayan durgun su güzelliğindeki Maria Iribarne’yi neden öldürdüğünü...
21.10.2001

Henüz vakit varken yazarın burnumuzun ucundaki yazılı metinleri ve gelenekleri nasıl yeniden okuyup farklı bir biçimde değerlendirdiğini kendiniz görün, şaşırın...
21.10.2001

Türk hikâyeciliğinin yeni isimlerinden Sema Kaygusuz, ikinci kitabı olan “Sandık Lekesi” ile edebiyat gündeminin ilk sıralarına oturdu. Bunda, yazdıklarındaki sahicilik kadar, bakışlarını, nicedir varlığından bile haberdar olunmayan dünyalara çevirmesinin de büyük payı var. Kimin kaç kırat bir yazar olacağı ithafından bellidir denilmiş midir vaktiyle bilemeyiz ama Kaygusuz’un ithafı hemen müjdeliyor Türk edebiyatının usta bir yazar kazandığını...
21.10.2001

Gündüzlerimizi, gecelerimizi, ilişkilerimizi, ilişkisizliğimizi, ne yiyeceğimizi, ne zaman ne giyeceğimizi, nasıl sevişeceğimizi, dünyaya nasıl bakacağımızı, mehtaba nasıl çıkacağımızı, hangi şarkıyı sevip hangisinden nefret edeceğimizi... adına medya dediğimiz o büyük güç belirliyor.