Toplam yorum: 3.285.202
Bu ayki yorum: 6.728

E-Dergi

econozzy Tarafından Yapılan Yorumlar

14.10.2001

Osmanlı İmparatorluğunun başkenti İstanbulun -Constantinopolisin içinde 18. yüzyıldan önce yaşanan köle alım-satımı piyasasını ve bu piyasanın içinde yaşanan olayların güzel ve ince yazılmış bir öyküsünü sunuyor biz okuyuculara.
14.10.2001

Erguvan Güzeli", İsauiralı bir çobanken Bizans İmparatorluğu'na kadar yükselen Leon ile büyük aşkı Antuza'nın romanı.
III. Leon olarak 717 yılında tahta çıktığında Bizans'ı ele geçirmek için gelen Arap orduları ve donanmasını güçlü kişiliği ve zekâsıyla bozguna uğratan imparator, tarihe geçecek bir zafer kazanmıştı.

Bu zaferde en büyük pay, kuşkusuz, 'rum ateşi'ni icat edip ilk kez bu savaşta kullanılmasını sağlayan Kallinikos'tu. Ama Kallinikos'un kızı Antuza'ya duyduğu derin aşk olmasa, Leon için ne zaferin anlamı vardı, ne de yaşamanın...

Kitapseverler "Erguvan Güzeli"nde ölümsüz bir aşka tanık olurlarken, dönemin İstanbul'unu sokak sokak gezecek ve bugünkü İstanbul'u yeniden keşfedecekler!..
14.10.2001

İşkence, insanın insana, insanlık adına yaptığı en büyük vahşet! Ulus, ülke, sınır farkı tanımıyor! Biçim değişse de öz her yerde aynı!.. Beyne acı yükleyip, bilincin bütünlüğünü zayıflatıp, parçalamak... İnsanın kişiliğini elinden almak... Kullanılan aletler değişebiliyor.. Belki sorgu tekniği de.. Ancak işkencenin kendisi hiç değişmiyor. Uluslararası ortak bir dil gibi... Hece kalıpları, kadına, erkeğe göre değişse de, hitap biçimleri veya cümle yapısı farklılık gösterse de. dil hep aynı kalıyor:
İŞKENCE...
İşkence ülkemizin insan haklarına saygılı, demokratik bir hukuk eti olabilmesi: bireylerinin de "insan değerlerini" hak ettikleri düzeyde yaşayabilmesi yolunda, kuşkusuz en büyük engel. Kamuoyu tarafından da yıllarca tartışılan, mağdurlarının ibret verici öykülerinin iliklerimize işlediği bir konu. Filistin Askısından Fezlekeye İşkencenin Kitabı, belki de işkencenin ilk "resmi onayı"nın belgelerini içeriyor.

Dr.Sema Pişkinsüt. bu insanlık ayıbının ülkemizde yaşanan boyutunu gözler önüne seriyor. Başkanlığını yaptığı TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu çalışmaları sırasında elde ettiği resmi ve somut verilere gözlemlerini ekleyerek, ulaşılması kolay olmayan bu bilgileri, öğrenilmesi ve tartışılması amacıyla kamuoyuna sunuyor. Ve ekliyor:

"Türkiye, önündeki engelleri aşacaktır. Bunun için herkese, en başta da devletimize büyük görevler düşmektedir. Açık ve etkin bir yönetim, toplumsal istekleri dile getiren ve bunun izleyicisi olan örgütlü toplum ile bunları dikkate alan bir yasama ve hızlı, etkin işletilen bir yargı, bu sorunlarımızın aşılmasının hem gereği hem koşuludur."

14.10.2001

Ferzan Gürel, kitabın girişinde, teyzesi Hüsnet Ulusoy'dan dinlediği anıları romanlaştırdığını söylüyor. Zaten, anlattığı olaylar sırasında onun henüz 2-3 yaşında bir çocuk olduğunu bilmemiz, metinde geniş yer tutan işgal yıllarının kendi anıları olmadığını anlamamız için yeterli. Ancak, kendi ailesine dair teyzesinin hatıratında yer alması pek mümkün olmayan bir ideolojik bakıştan sıyrılamamış olması, bu metnin tarih araştırmacıları açısından bir belgeye dönüşmesini de olanaksız kılıyor. Oldukça subjektif bir roman olmuş "İzmir'in İşgalinden Kurtuluşa".
14.10.2001

"Gölge Yaşatan", bu yılın pek çok romanında olduğu gibi geçmiş ve şimdi arasında gidip gelen bir hikayeye sahip. Anlatıcı rolünü üstlenen hikaye kahramanının düşleri ya da kaleme aldığı bir romandan parçalar olarak gidilen geçmiş kimi zaman yakın tarih olurken, Reha Çamuroğlu'nun "Ikiilebir"inde 1300'lere, Arzu Özköse'nin "Ortasında Bitiveren Aşk"ında eski Yunan'a kadar uzanıyor. "Gölge Yaşatan"da ise Osmanlı'da, Yeniçeri ocağının artık dejenere olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Romanın kahramanı ve anlatıcısı Kerem, komiserin isteği üzerine çocukluğundan beri kurtulamadığı Timur'a ait anılarını teybe kaydederken, doktorunun önerisiyle düşlerini de bir roman biçiminde yazıya döküyor; bu düşler geçmişe, Galatalı Numan isimli namlı bir kabadayıya ait. Teypteki anlatıda ise Timur, Kerem, Kerem'in sevdikleri ve yitirdiklerine dair anılar var.