Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

econozzy Tarafından Yapılan Yorumlar

09.10.2001

Yakın tarihin ve o tarihin siyasal-toplumsal meselelerinin
derinlemesine incelendiği “Eksik Taşlar”da ilk dikkat çekici
yan, yazarla anlattıkları arasındaki mesafenin -neredeyse-
yokluğu; Yiğit Bener, yaşanmışlığını hemen hissettiren bu
hikayesinde sanki bir hesabı kapatmak istemiş. 80’li yılları
küçük birer çocuk olarak yaşayıp, isimlerini -Devrim, Ulaş,
Deniz, Mahir, Sinan, Taylan gibi- 68 hareketinin simgelerinden alan
bir kuşakla, bu isimlere -bir zamanlar- büyük anlamlar yükleyen
anne ve babaları arasındaki hüzünlü mesafeyi anlatıyor Yiğit
Bener.
09.10.2001

İlk romanı "Ölü Kelebeklerin Dansı"nda fantastik bir hikaye
anlatıyordu Hüsnü Arkan. Bir cinayete kurban gittiğini bilmesine
rağmen, katilini hatırlayamamaktan dolayı sıkıntılar çeken
genç bir adamın, ölüler ve canlılar dünyası arasındaki
yaşantısını; duyguların, düşüncelerin, zamanın ve mekanın
önemsiz olduğu, insan yaşamının canlı ya da ölü oluşunun bir
düşe, her şeyin bir yanılsamaya dönüştüğü bir metinde
işlemişti. Dar anlamda bir polisiye kurgu, romanın meraka ilişkin
gereksinimlerini karşılıyor, ama, aslolan ölümün, gerçeğin,
zamanın sorgulanışı oluyordu. Bu romanını da "gerçeğin ne,
düşün ne olduğu" sorularına ayırmış yazar ve polisiye
kurgusunu da tekrarlamış. Üstelik yakın tarihin yaşanmış siyasi
olaylarına yapılan göndermeler ve belli bir mekanın seçilmesiyle,
bu hikayesinin polisiye yanı daha çekici. Ne var ki, polisiyeye
özgü motiflerin varlığını sayfalar ilerledikçe, sona doğru
yaklaştıkça fark ediyor ve bütün olup bitenleri bir kez daha
gözden geçirmek ihtiyacını hissediyoruz. Zaten Hüsnü Arkan'ın
amacı da bu; gerçeğin görünürdekinden farklı olduğu, hatta
gerçek bile olmayıp bir kurgudan, bir yanılsamadan ibaret
olduğu..! Tıpkı kapaktaki tanıtımdaki gibi yani; "bir şey
yaşarsınız ama yaşadığınız başka birşeydir. Hıçkırarak
ağlarsınız, ama aslında kahkahalar atmışsınızdır. Sevgi,
mutluluk, zafer hepsi birer yanılsamadır. Yaşam kurgudur, gerçek
düştür. Yalnızca inancınızla biçimlenen bir avuç hamur. Neye
inanıyorsanız gerçek odur".
05.10.2001

Wallerstein'ın kendi deyimiyle "rasyonaliteye giden yol "da
yaptığı, başarmak için kolektif çabalar gerektiren önerileri,
itirazları ve bu yazıya sığdıramayacağım kadar çok meselenin
altına girerek, bizi küreselleşmeye yoğunlaştıran akıl
yürütmeleri üzerinde düşünmeye değer. En azından sabır
tavsiyelerinden uzak durmuş bir kitap.
05.10.2001

Ayşe Kulin romanlarını gerçek olaylar ve kişiler üzerine
kurmaktan vazgeçmemiş. "Bu Öykünün geçtiği topraklarda
yaşayanlara ve köprünün yapımını gerçekleştiren, Cumhuriyet
tarihinin en renkli valisine selam" ederek başlayan kitap, Erzincan
bölgesi ile Vali Recep Yazıcıoğlu'nun iç içe geçmiş hikayesini
anlatıyor. Sadece onu mu? Elbette ki hayır; Ayşe Kulin, Ayşe Kulin
okuyucularını memnun edecek her türlü motifi serpiştirmiş
metnine... Bir bakıyorsunuz Alevi kız-Sünni oğlan aşkı
etrafında Anadolu'daki mezhep çatışmasının anlamsızlığını
ve yarattığı acılara yer veriliyor, bir bakıyorsunuz Başbağlar
katliamından kanlı sahneler sergileniyor, başka bir bölümde Şeyh
Sait isyanından söz ediliyor. Romandaki PKK'lı abi kız kardeşinin
bebeğinin -istemeden de olsa-ölümüne neden olurken, onlar
özelinde Anadolu'daki etnik kavgaya da değinmiş oluyor yazar. Öte
yandan 1950'lerden sonra Anadolu köylülerine el uzatmayan devlete
yönelik eleştiriler ve Recep Yazıcıoğlu gibi iyi yöneticilerle
sorunların çözümleneceğine dair bir inanç da eksik kalmıyor.
Anlaşılacağı gibi Cumhuriyet tarihinin Doğu illerindeki bütün
bir dökümünü, cumhuriyetin kuruluş ideolojisine sadık kalarak
bir çırpıda özetleyivermiş yazar.


05.10.2001

Kayıp Diwan”
sözlü Kürt kültüründen gelen üç örnekten oluşuyor. Muhsin
Kızılkaya, “Dimdim Kalesi Destanı”, Zaloğlu Rüstem Masalı”
ve “Sinem Türküsü” adlı manzum destanların seçiminde özel
bir nedeni olmadığını söylese de, Hakkari bölgesinde yaşayan
dengbejlerin dilinden hiç düşmeyen birer örnek olmaları, yani
popülerlikleri, elbette onlara öncelik verilmesini sağlamış.