Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
emrekardas Tarafından Yapılan Yorumlar
Rauf Denktaş bu kitabında siyasetin dışına çıkarak İslam dini'nin inceliklerini ve yüceliklerini öne çıkarmış, gençlere dinimizin güzelliklerini, yobazlık ve gericiliği reddedip Kuranda belirtilen İslami ahlak anlayışının dışına çıkmaksızın gelişimciliği ve ilericiliği emrettiğini, Başörtüsü başta olmak üzere Allah'ın helal ve haramlarının üzerinden siyaset yapmanın hem halkın İslami inancını, hem de siyasete olan güvenini zedeleyeceğini söylüyor.
Bu kitabı okudukça yılların ve mücadelelerin yıpratamadığı idealist siyasetçi Rauf Denktaş'ın iç dünyasını ve yılmadan verdiği mücadelelerin gücünü aldığı kaynağa dair sırları keşfetmek mümkün.
Rauf Denktaş bu kitabında siyasetin dışına çıkıp genel toplumsal ahlak ilkelerine değinerek gençlere topluma yararlı, Türk törelerine sahip çıkan, helal yoldan kazanan, dürüst, en önemlisi de Allah'tan korkup kuldan utanan bir birey olmanın yollarını gösteriyor. Yol göstermekle de kalmayıp hayattaki mutluluğun namuslu ve vicdanlı insan olmaktan geçtiğini öğreterek hayat dersi veriyor.
Kitabın adı Asker ile Cemre olduğu halde tema olarak Asker rolündeki sufi hafız Ali Osman ve asortik ve zengin bir ailenin kızı Cemre'nin birbirlerine duydukları sevginin ötesinde, dergah terbiyesiyle yetişen sufilerin iç dünyalarında cereyan eden hisleri, vicdan muhakemelerini, dış dünyada gözlemledikleriyle iç dünyalarında yaşadıkları med - cezirler ele alınıyor.
Kitap ders alınacak türden dini anlatımlara yer verse de okuyucunun beklediği aşk hikayesine tam olarak tam olarak yer vermediğinden pek de tatmin edici değil.
İslami yaşam tarzını ve düşünce sistemini felsefe'nin üzerine çıkarıp tasavvuf boyutuna taşıyan ilk alimlerden Endülüslü Muhyiddin-i Arabi'nin özdeyişleri yaşadığı zamanda kendinden yaşça büyük olan alimlerin beğenisini kazandığı gibi kendinden sonrakilere de üzerine çıkılamayacak derecede örnek olmuştur.
Mevlanayla aynı dönemde yaşayan Arabi'nin özdeyişlerini okuyarak evrenin ahenkle işleyişini, aşkı, dostluğu ve hayatı yeniden keşfetmek, henüz 11. ve 12. asırda mutasavvıf (tasavvufçu) İslam alimlerinin 18. asırda Batı Avrupa'da ortaya çıkan Aydınlanma Hareketinin düşünürlerinden önce Varoluş Felsefesini nasıl keşfettiklerini ve Voltaire, Goethe gibi oryentalist düşünürleri nasıl etki altına aldıklarını anlamak mümkün
Teknik ve bilimsel açıdan günümüzün gençliğini tatmin edici olmasa da felsefi ve ahlaki yönden eğitebilen bir kitap.
Kitapta başarının yalnızca azim ve iradeli çalışmayla gelebileceği, iradesiz insanların yok olmaya mahkum olduğu vurgulanıyor. Bu doğru olmakla beraber şans unsurunu kabul etmemek ne kadar gerçekçi?Kadercilik elbette kötü bir şey ama şans unsurunu yok saymak kadere aykırı değil mi?
Başarılı olmak, yani her türlü fırtınaya rağmen okyanusları aşıp size emanet edilen gemiyi hedeflenen limana yanaştırmak kadar elde edilen başarının sorumlu olunan kişilerce takdir edilmesi veya umursanmamasının da dikkate alınması gerekmez mi? Bence insanlara özgüveni ve azmi kıran böyle olaylar karşısında kendinden gereğinden fazla taviz vermeden nasıl dimdik durabileceğine dair öneriler de sunulmalıydı. Madem ki bu kitapta gençlerin hayata hazırlanması amaçlanıyor, bu noktalara değinmemesi kitabın eksiklikleri.