Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

emrekardas Tarafından Yapılan Yorumlar

03.10.2009

Tolstoy bu eserinde hümanist üslubunu kullanmış. Bir yanda yoksulluk çeken, masum duygulara sahip ve kaderin bir oyunu gereği bu masum duyguları kirletilerek kötü yollara sevkedilen Katyuşa adlı genç ve güzel bir kız, diğer yanda Katyuşa'yı seven fakat duygularından tam da emin olamayan, soylu olduğu halde köylülerle kaynaşan, toprak reformunu benimseyerek babasından miras kalan toprakları köylülere devretmek isteyen bir asilzade bey Nehlyudov.

Bu romanda sadece Nehlyudov ve Katyuşa arasındaki aşk öyküsü anlatılmıyor, aynı zamanda o dönemin Çarlık Rusyası'nı Comünizm ve Sosyalizme götüren toplumsal olaylara, travmalara da yer veriliyor.

İlgiyle okunabilecek bir roman.
03.10.2009

Bu kitap tam da benim gibi İspanyolcayı yeni öğrenmeye başlayanlar için iyi bir kaynak. Tam aradığım gibi çıktı. Konular anlaşılabilecek düzeyde anlatılmış. Konu anlatımlarında özellikle aradığım şey zaman ve şahıs zamirlerine göre fiil çekimleri ve cümle kurgusu düzeni idi. Gerçekten mükemmel bir kitap. Daha önce bir sahaftan, İspanyolca alanında büyük emekler vermiş İnci Kut hoca'nın "Yoğun Metodla İspanyolca" kitabını almıştım. O kitaptan sonra kesinkes bu kitabı öneririm. Hocalar tarafından harcanan emeğe nazaran kitabın fiyatı bence çok az bile.
29.06.2009

Yorumum oldukça uzun. Bu nedenle okuyana biraz sıkıcı gelebilir. Ancak yine de hurafelerden ibaret bu gibi kitapları almayı düşünürken paranızı israf etmemeniz için bazı şeyleri bilmenizi isterim.

Bu kitapta Müslümanlara göre peygamber, Yahudi ve Hristiyanlara göre de üstün meziyetli bir kral olarak kabul edilen Hz. Süleyman'ın (SAV) bir takım insanüstü özellikleri ön plana çıkarılarak adeta Yahudilerin hurafi inançları ilahi bir inanışmış gibi insanların beynine kazınıyor.

Evet, Hz. süleyman'ın (SAV) bir takım insanüstü özellikleri olduğu doğrudur ancak bunları evreni kontrol etmek amacıyla değil, bu güç ona Allah tarafından ve kontrollü biçimde verildiği için kendisinden önce de sadece ve sadece mucize göstermeleri şartıyla Allah'ın kendilerine gönderdiği elçilere inanan İsrailoğullarını ilahi hakikate çağırmak için kullanmıştır.

Her canlı gibi Hz. Süleyman (SAV) da ölümü tatmıştır. Allah'ın elçi olarak yolladığı koskoca bir kral ayakta, tahtadan asasına dayanmış bir vaziyette uyuyormuş gibi can vermiş ve ölümü günler sonra bir tahta kurdunun asayı kemirip Hz Süleymanı yere düşürmesiyle anlaşılmıştır. Öyleyse nerede onun tılsımları, evrene hakim olmasını sağlayan büyük güçleri? Allah tarafından kendisine verilen bazı özellikleri evreni kontrol etme ve evrene hakim olma gücü olarak kullanabilseydi ölümsüz biri olarak bugün halen yaşıyor olurdu.

Bir de "bu resimlere bakarak dua edin, dilekte bulunun" vurgusu yapılıyor ki bu resmen Ortodoks Hristiyanlığına yönlendirmektir. Ortodokslar da İncildeki hadiselerin kilise duvarlarında resmedilerek anlatıldığı ikonalara, fresklere ve bunlarda gösterilen İsa, Meryem figürlerine dua ederek dilekte bulunuyorlardı ve zamanla Hz. İsa ve Meryem (SAV)'in bu resimlerin içinde yaşıyor oldukları gibi saçma sapan bir inanış sistemine kapılmışlardı.

Ancak onların aydınları bile bu inanış sisteminin yanlışlığını 1600'lerden itibaren haykırarak Avrupa'da Reform, Rönesans ve Aydınlanma Hareketlerini başlatmışlar, asırlarca çeşitli hurafelerle uyutulan Avrupalıları uyandırarak bugünkü ileri noktaya gelmelerini sağlamışlardır.
27.06.2009

İyi de Hitler'in son on üç günüyle bu kitabın ilgisi nedir acaba?
09.06.2009

Hayatı düşünerek yaşamaya çalışan her insan gibi Tolstoy da hayatını akıl ve mantık şablonuna oturtarak algılamak istemiş, ancak bu durum onu çok ciddi manevi med-cezielere sürüklediğinden yaşama ve varoluş gayesine yönelik cevapsız sorular devamlı beynini kemirmiştir.

Aslen Ortodoks Hristiyanı olan Tolstoy bu aşamada çareyi önce dininde aramak ister. Ancak ona göre yozlaşmış olan Hristiyan itikadı çözüm bulmak yerine imanını daha da zedelemeye başlar. İkinci olarak Varoluş Felsefesi ve o zamanlar dinin yerini alacağı iddia edilen bilime yönelir. Ancak bunların da ortaya koyduğu kural ve cevapların toplumsal gelişime göre genel-geçer olduğunu farkedince yine tatmin olamaz; çünkü evrenin sonsuzluğunu genel geçer yasalarla izah etmek imkansızdır.

O halde cevap ne hurafi sembollere dayalı, yozlaşmış Hristiyanlıkta, ne de Varoluş Felsefesiyle bilimdedir. Bunların da ötesinde varlığını bir türlü inkar edemediği Allah ile kullar arasında aracısız kurulan sevgi bağındadır. Yani yaptığı sorgulamalardan edindiği sonuçlar inkarı mümkün olmayan sonsuz güce sahip bir yaratıcının varlığını kafasında daha da kesinleştirmiştir. Artık tüm kanıtların götürdüğü yere; Allaha ulaşmaya kesinkes karar vermiştir. Fakat bu yolculukta saçma sözlerle insanları avutan ruhbanlara, hurafelere değil, sadece daha gerçekçi düşüncelere ve samimi Allah sevgisine gerek duymuştur.

Tolstoy bu eserinde kendi hayatından kesitler vermekle beraber, o sıralarda insanların yeni yeni kabul etmeye başladığı Ateist felsefenin beyhude olduğunu vurgulamak istemiştir.