Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

emrekardas Tarafından Yapılan Yorumlar

18.05.2009

Tolstoy bu eserini Rusya'nın Çarlık yönetiminden Komünizme geçiş yaptığı, yani; toplumun tahsilli kesimi başta olmak üzere halkın sahtekar ruhbanlara tepki gösterip Tanrı kavramını reddeden Darwinist bilim felsefesine yönelmeye başladığı dönemde yazmıştır. O yüzden yazarın bu eserini okumaya başlamadan önce Tolstoyculuk (Tolstoyanizm) Felsefesi hakında biraz fikir sahibi olmanızı öneririm. Bu felsefeye göre sanat, ilmi gelişmeler, din vb insan hayatını birebir etkileyen toplumsal olguların insanlara ahlak ve eğitim açısından hiçbir olumlu katkı sağlamayan, insanları sömürmek için oluşturulmuş, toplumları bunalımdan bunalıma sürükleyen türüne karşı çıkılmalıdır.

Tolstoy bu kitapta dine ağırlık vermiş ancak din'den kastedilen Hz. İsa'nın öğretilerinin Ortaçağ Avrupasındaki Ruhban sınıfı tarafından gerçek dışı uygulamalarla saptırılması sonucu ortaya çıkan hurafi inanç sistemidir. Fransız Devrimi ve Aydınlanma Çağıyla beraber halk bu zümreye itibar etmemeye başlamıştır.

Tolstoy, hayatı "güçlü ile zayıfın çatışması" olarak ifade eden Nietzsche'ye bu eserinde açıkça "manyak" demiştir. Çünkü ona göre kalpleri sevgi ve merhametten uzaklaştıran böyle bir felsefe insanlığı katliamdan başka hiç bir şeye sürükleyemez. Bunun doğruluğunu anlamak için Stalin ve Hitler Dönemi Avrupasına bakmak yeterlidir.

Tolstoy, bir yandan asırlarca insanların inançlarını sömüren, sahtekarlıkları anlaşılınca da toplumların tanrı tanımaz hale gelmesine vesile olan Ruhbanlara, diğer yandan da bu durumu insanları birbirine kırdırmak için kendi faaliyetlerinde kullanmak isteyen Darwinistlere karşı çıkmıştır. Çünkü ona göre gerçek bir dinin temelinde ruhbanlık gibi tanrıyla kul arasındaki aracı bir sınıf değil, sevgi, merhamet, adalet ve hoşgörü vardır. Aklı başında hiç kimse Tanrısız, daha doğrusu Allah'sız ve dinsiz yaşayamaz. Böyle bir yaşamın sonu ışığı ve çıkışı kolay bulunmayan, kaskaranlık bir tünelde yürümeye çalışmak gibidir. Böyle bir tünele düşen için bir tek çıkış çaresi vardır; tanrı'ya (Allah'a) sığınılması gerektiğini anlayıp kurtarıcı bir ışık yakması için ona yalvarmak.

Tolstoy, Allahı kabul etmeyen bilim'in asla dinin yerini alamayacağını savunmuştur. Çünkü din, Adem ile Havva'dan bu yana insanları iyiliğe yönlendirmek için Allah tarafından konan evrensel kurallardır. Bu kurallar sevgi, merhamet, adalet ve hoşgörüdür. Dünyada iyilik ve güzellikleri yaşatmak isteyen herkes bu kuralları sonsuza dek uygulayacaktır. Ancak bilimin kanunları gelip geçicidir. Bugünün şartlarında doğru bulunan bir varsayım bilimsel araştırmalar ilerledikçe reddedilmeye mahkumdur.
27.04.2009

Bu adam hakkında bildiğim bir kaç şey var. 1) Kadın anatomisi üzerine ihtisas yapıp kronik biçimde seksopatlık hastalığına yakalandığı, 2) Çarlık Rusyası'nın yerini hissedilir biçimde Komünist Devrim'e bıraktığı yıllarda muazzam biyoenerjisi sayesinde insanları "şifa dağıtan kutsal bir din adamı" olduğuna inandırarak hipnotize eden, halkın dini duygularını sömürerek kafasındaki seksopatça fikirleri "bunlar Allahtandır" diye millete aşılayan, bu nedenle de Tolstoy'un ahlaksızlar ligindeki "Sahtekar Hrıstiyan Dinadamları" klasmanında şampiyonluğa oynayan biri oluşu, 3) Rus sosyetesinin o dönemde ileri gelen kadınlarının ve Çariçelerin gönlünü çalarak onlarla kocalarından gizli cinsel ilişkiye girdiği. Mesela: Rus Çarı İkinci Nikola Rus ordunun başında savaşlara katıldığı zamanlarda Çariçe Alexandra Fyodorovna'nın sevgilisi olup onunla cinsel ilişki kurmayı başarmış. 4) Ölümünden yaklaşık 70 yıl kadar sonra, 1980'lerde Boney - M adlı bir Alman müzik grubu onun kadınlara karşı zaafiyetile dalga geçen, biraz da soğuk savaş döneminde Moskova'yı taşlamak için "Rasputin" adında bir şarkı yapmış Şarkının hatırlayabildiğim sözleri: Ra Ra Rasputin, Lover Of The Russian Queen / Ra Ra Rasputin, Russia's Greatest Love Machine (Ra Ra Rasputin, Çariçe'nin Sevgilisi / Ra Ra Rasputin, Rusya'nın En Büyük Aşk Makinesi)
26.03.2009

Redhouse sözlüklerini tartışmaya gerek yok. Ben henüz internetin bilinmediği lise yıllarımda İngilizceyi bu sözlükten yararlanarak öğrendim. Yanında sözlük taşıması gerekenler için son derece vazgeçilmez bir şey. Tabii ki bu sözlük sınırlı kapasitede ve dil denn şey sürekli değişiyor, dile yeni kelimeler giriyor. Ancak temel kelimeleri hem telaffuzlarını, hem de çeşitli hal ekleriyle nasıl değişime uğradığını bu sözlükten öğrenebilirsiniz. Onun dışında yabancı dile giren güncel sözcükler için de internet sözlüklerinden yararlanabilirsiniz. Tekrarlayayım; yanında sözlük taşıması gerekenler için harika bir sözlük. Bence gazetelerin asrın icadıymış gibi bahsederek kuponla verdikleri aptalca ve hiç de kullanışlı olmayan dijital sözlüklere para akıtmaktansa Redhouse sözlükten bir tane kitaplığınızda bulunması çok daha iyi olur.
26.03.2009

Ben bu yazarın daha önce "En Güzel Espiriler" kitabını da okumuştum orada da 19. ve 20. yy Edebiyatımıza damga vuran ünlü isimler var. Mehmet Akif ve Neyzen Tevfik oldum olası birbirine zıttır. Onların birbirine espiriyle ve incitmeden söylediği hazır cevaplar hoşuma gitmişti. Burada da benzer durum söz konusu. Kesinlikle alıp okuduktan sonra kitaplığınızda ömür boyu saklayın ki eski edebiyatçı üstadlar nasıl kırıcı olmadan hiciv yapabiliyorlar görün.
22.03.2009

Eserlerinden gerçek bir Ortodoks Hristiyanı, dindar olduğu anlaşılan Lev Nikolayeviç Tolstoy, bu eserinde Allah’ın insanlara verdiği en güzel duygunun sevgi ve merhamet olduğunu ve hayatı da bu iki güzel duygunun egemenliğinde var ettiğini vurguluyor. Ona göre susuzluk ve açlığın hakim olduğu bir Dünya ne kadar yaşanamaz bir haldeyse, sevgisizlik ve merhametsizliğin hakim olduğu bir Dünya da o kadar yaşanamaz bir hal alır. Bu nedenle hikayelerde Hristiyan kültür temel alınsa da anlatılanlar İslam inancıyla örtüşmektedir.

Ben bu eseri okuduktan sonra şöyle özetledim: Allah insanlara akıl, irade ve vicdan vermiş ve vicdanları da sevgi ve merhametle doldurmuştur. Allahın en büyük emri kullarının birbirlerine sevgi ve merhametle yaklaşmalarıdır. Yeryüzünde Allah’ın belirttiği huzur ve adalet yalnız sevgi ve merhametle vücut bulacaktır. İnsanlar barış içinde yaşamak istiyorsa sevgi ve merhamete muhtaçtır. Yazar bunu eserindeki şu sözle ifade ediyor: “insan anasız, babasız yaşar da Allahsız yaşayamaz”

En güzel ibadetin bu iki duyguyla yaşamak olduğunu belirtmek için ise İncil’den “Tanrı’yı seviyorum deyip de kardeşinden nefret eden yalancıdır. Çünkü gördüğü kardeşini sevmeyen, görünmeyen Tanrıyı sevemez” sözünü alıntılıyor. Tıpkı Yunus Emre’nin “Yaratılanı sevdik, yaratan’dan ötürü” dediği gibi.

Bu eserin yanısıra Tolstoy’un şu eserlerini de okumanızı öneririm: Din Nedir?, Sevginin Olduğu Yerde Allah Vardır, Hacı Murat, Muhammed