Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

emrekardas Tarafından Yapılan Yorumlar

02.03.2009

Kelepir kitap olarak satılmasına rağmen kalitesi fiyatının oldukça üzerinde. Yazarın özellikle fiziksel engelli vatandaşlarımızın yaşam koşullarının iyileştirilmesine ve toplumumuzdaki iletişim; yani insanları fikir ayrımcılığı yapmaksızın, önyargısız ve onları son sözleri bitene dek dinleyerek değerlendirmeye odaklı bir uzlaşma/hoşgörü kültürünün oluşturulmasına yönelik mantıklı tesbit ve önerileri var. Kısacası yazar bu kitabında sorunları vurgulamaya değil, çözüm önerileri üretmeye yoğunlaşmış.
18.01.2009

Voltaire, Fransız Devrimi’ni görmesine ömrü yetmemesine rağmen bu devrimin temel taşı niteliğindeki bir fikir adamıdır. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbulu Fethinin ardından Avrupalı halkın ruhban sınıfına karşı güveni iyice sarsılmaya başlar. Bunun üzerine Avrupa’nın gelişmiş şehirlerinde Hristiyan Misyonerleri yetiştiren Cizvit (Jesuit)okulları açılır. Bu okullarda resmen Müslüman halkın arasına yerleştirilmek üzere bölücü, hurafeci, fitneci sahte Müslümanlar yetiştirilir.

Voltaire de aslen bu okullardan birinde yetişmiş olmasına rağmen İslam ve Türk tarihini tanıyınca her ikisinin de özünün Avrupalılara anlatıldığı gibi vahşice insan kanı akıtılarak değil, sevgi ve hoşgörüye dayalı terbiyeyle yayıldığını, iki kültürün de kadınlara o dönemin Avrupa’lı toplumlarından daha çok değer verdiğini farkeder. Bundan dolayı Avrupa’lı ruhban ve soylulara “Türklere ve Müslümanlara hak etmedikleri şeyler söylüyorsunuz. `Türkleri sevmem; fakat, iftiradan o kadar iğrenirim ki, onlara dahi çamur sıçratılmasına katlanamam! ” demeye başlayınca da sürgün cezasıyla tanışır.

Hristiyan okullarında yetişmiş bir Cizvit’in Avrupalı ruhbanları Kuran ayetleriyle yalanlaması, haksız çıkarması şaşılacak bir şey.

Türk – İslam Tarihini tarafsız bir gözle inceleyen bir yazar ve kitap arıyorsanız size Voltaire’i ve yazdığı bu kitabı öneririm.
24.11.2008

Osmanlı'nın 2. Meşrutiyet Dönemi aydınlarından Ziya Gökalp bu eserinde Harsı (kültür) her toplumun kendine özgü ve milli, medeniyetin ise aynı gelişmişlik seviyesindeki toplumların harslarının; yani kültür ve sosyal yaşam tarzlarının birleşmesiyle oluşan milletlerarası bir kavram olduğunu, medeniyetten istifade eden her toplumun medeniyetin çağdaş unsurlarını kendi harsı (kültürü) içerisinde özümseyerek diğerlerinden farklı biçimde yaşaması gerektiğini söylüyor.

Ayrıca Türk Milletinin ayakta kalabilmesi için Avrupa Medeniyetine ulaşması, bunun için de Avrupa Milletlerinin harsını, yani yaşam tarzını değil, medeniyetini; yani sanayisini, iktisadinı, bilimsel icatlarını vb alıp kendi Türk - İslam harsına uyarlaması gerektiğine dikkat çekiyor. Avrupayı bu şekilde örnek almadıkları için de Tanzimatçıları olumsuz eleştiriyor.

Bununla beraber yazara üç hususta katılmıyorum. Birincisi Osmanlı idarecileri'nin Türklere "Eşek Türk" demeleri. Osmanlı millet ayrımı yapmamıştır ki zaten Osmanlı'yı kuranlar da Türkmen aşiretlerindendi. Görünen o ki burada o dönemin gereksinimi olan "Türkçülük" fikrini oluşturmak isterken Osmanlı'ya çok haksız davranmış.

İkincisi Türk Musikisi'nin Farabi aracılığıyla Bizans kültüründen alındığını söylüyor. Bugün Türk Tarihi araştırmalarına bakılırsa Türk Musikisinin Uygur Türklerine kadar (daha öncesi de olabilir) uzandığı görülür. Anlaşılan burada da karşıt görüşlü Tarihçilerimizin Türk Tarihi Araştırmacılığını başlatması için kendi tezini ortaya atmış.

Üçüncüsü Servet-i Fünun dönemi yazarlarını çok karamsar, kuşkucu ve ümitsiz bulduğunu söylüyor. Servet-i Fünunla beraber edebiyatımızda roman yazımının başladığına ve romanların da kişilerin ruh halini yansıttığına göre yazarlar eserlerine gerçekçi duygular yüklemek için kendilerini kaptırmış olamazlar mı?

O dönemdeki bütün çağdaşlaşma yanlısı aydınlarımız gibi Ziya Gökalp de Avrupadaki sosyolojik gelişmeleri takip edip toplumumuza hızlıca uygulamak istemiştir. Bu nedenle sonraları bir çok hususta eleştirilmekle beraber Atatürk'e danışmanlık eden, tezleriyle Atatürkün düşüncelerini tıpkı güneş gibi aydınlatan, Cumhuriyetimizin de fikir babası aydınımızdır.
17.11.2008

Kitabın adından da anlaşılacağı gibi konu AKP ve Tayyip Erdoğan üzerine. Küresel Sermaye, ABD, AB ve Rusya'nın AKP'nin kapatılması davası, Tayyip Erdoğan'ın yasaklanmasına yönelik emelleri, Tayyip Erdoğan - Abdullah Gül arasındaki siyasi rekabet ve birlikte çalışmalarının iç yüzü bu kitapta net bir biçimde anlatılıyor. Türkiye'nin uluslararası siyasi ilişkilerine meraklı olanların okumaktan keyif alacağı bir kitap.
16.10.2008

Yaşa Nuri Öztürk'ün söylediklerinin bir çoğunu doğru bulmakla beraber kitabın bilimsel üsluptan uzak, avam ağzı üslubuyla yazıldığını da belirtmeliyim. Türkiye'ye yönelik "Ilımlı İslam" projesinin olduğu doğru, zaten bunu açıkça ifade eden bir çok yabancı kaynak da var. Demek istediğim; halkın önemli bir kısmı, özellikle Hz. Muhammed'in (SAV) hayatını az çok bilen, dini bilgileri olan ve Kuranı en azından mealinden okuyanlar din adına yapılan "yanlış ve kötü" leri zaten biliyor. Bundan dolayı yazar "kötü"yü okuyucusuna "bu kötüdür, yanlıştır" diye doğrudan aktarmaktansa "bu şundan ötürü kötüdür ve yanlıştır, şu art niyetler bu kötüyü doğurmuştur, doğrusu şöyleyken şu art niyetlerle maksadından saptırılmıştır ve İslami kaynaklara göre ancak söyle yapılırsa bu art niyetlerden kurtulabilir, dinimizi daha temiz yaşayabiliriz" şeklinde meselelere kaynak önererek ve açıklamalı çözümler belirterek sunsaydı bu eser, din adına yapılan yanlışların niçin yanlış olduğu konusunda bence daha bilgilendirici olabilirdi. Ancak böyle olmadığı için avam üslubunun ötesine geçememiş. Açıkçası Yaşar Nuri Öztürk'ün fikirlerini değerli bulan biri olarak bu eser beni hayal kırıklığına uğrattı. Onun gibi değerli bir insandan beklediğim kaliteyi bu eserinde bulamadım.