Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

emrekardas Tarafından Yapılan Yorumlar

03.09.2008

Bu kitap II. Meşrutiyet Döneminin olaylarını anlatıyor. O dönemden bugüne doğru şöyle bir bakınca bazı meseleleri hala tartıştığımızı vw hala çözümleyemediğimizi anlamaktayım.

II. Meşrutiyetin ilan edildiği 1908’den bu yana tam bir asır geçti ama hala o dönemdekine benzer çatışmalar yaşamaktayız.

Yazar İslamın, çağdaşlığın ve Türklüğün birbiriyle çelişmeyen, tam tersine iyi değerlendirildiğinde birbirini besleyebilenakımlar olduğunu söyleyerek bir tez ortaya atmış: “ Çağdaş İslam Türklüğü”. Bizse bugün hala “Çağdaş, Laik ve Müslüman Türkiye Cumhuriyeti” olabilme yolunda gerek ABD’ye gerekse Avrupa’ya gereksiz tavizler vermekteyiz.Oysa Ziya Gökalp bütün bunları başarabilecek güçte olduğumuzu keşfedebilmemiz için sağımıza - solumuza bakmak, özümüze uymayan uygulamaları toplumumuza aşılamak yerine önce kendi kültürümüzü, kendi öz değerlerimizi iyice tanıyıp kendimize güvenmemiz gerektiğini söylüyor.

Yazar bir de “radikal değişimci - muhafazakar” çatoşmasından söz ediyor ki biz de bunu bugün “laik - antilaik, ilerici - gerici” tartışmasına çevirmişiz.

Görünen o ki Ziya Gökalp’in kişiiliğini ve fikirlerinihala tam olarak algılayamadığımız gibi makalelerinden de bir satır bile ileriye gidememişiz.

Ziya Gökalp’i ve eserlerini anlamak zorundayız. Çünkü o hem cumhuriyetimizin fikir babası, hem de Atatürk’ün fikir danıştığı, yabancı fikir adamlarını ve çağını çok iyi izleyebilen bir fikir adamıydı.
07.08.2008

Bu kitapta SSCB'nin dağılmasıyla ortaya çıkan Bağımsız Türk Cumhuriyetlerinden Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan'ın Rusya'dan tamamen kopmak (ya da bağımlılığını azaltmak) amacıyla ellerindeki doğalgaz ve petrol rezervlerini kullanıp çok uluslu şirketlerle antlaşmalar yaparak iktisadi ivme kazanma gayretleri ve Rusya Federasyonu, İran, Türkiye, Çin gibi Hazar Bölgesine yakın ülkelerle ABD'nin bu ülkeler üzerinden elde etmek istedikleri menfaatlere dair çıkar çatışmaları ince ince anlatılıyor.

Kitaptan üç alıntı:
1) 1917 Ekim Devrimine katılmayıp kendi yapılanmalarıyla Bolşeviklere karşı çıkmak isteyen Rusya Müslümanları ve Azerbaycan Musavvat Partisi yöneticileri Bolşevikler ve Ermeni Milislerce etkisizleştirilmiştir. Aynı şey 1924-31 yıllarındaki Müslüman Basmacı Hareketi için de geçerli.

2) Azerbaycan'ın 1993'teki Devlet Başkanı Elçibey'in devrilmesinin ardında BP Petrol şirketine Azerbaycan petrollerinden hisse vermek istemeyişinin olduğu ifade ediliyor. Sonrasında Haydar Aliyev'in iktidara gelişiyle bu meselenin çözüldüğü, hatta o dönemdeki Ermeni saldırılarının birden durduğu ve Azerbaycan'ın IMF ile görüşmelere başladığı anlatılıyor.

3) ABD'nin Irak'ı işgalinin ardında Çin'in yılda yaklaşık üçmilyon varillik petrol ihtiyacını karşılamak için bu ülkeyle yaptığı antlaşmaların olduğu, ABD'nin işgaliyle Çin'in Irak'taki petrol arama faaliyetlerini bırakıp yaptığı antlaşmaları geri çektiği anlatılıyor
20.05.2008

Harun YAHYA, Darwinizm ve Materyalizm türevi görüşlere bilimsel araştırmalarla muhalefet ederek Evrim Teorisinin aldatmacalarını ve yaratılış felsefesiyle Allah'ın yaratıcılığındaki tasarım mükemmeliyetini ortaya koymakta ve benim fikrimce de bunu başarıyla yapıyor. Asıl adı Adnan OKTAR olan yazar bu müstear ismi seçmesinin sebebini tüm peygamberler gibi inançsızlıkla mücadele eden iki peygambere; Hz Harun'a (Hz. Musa'nın biraderi) ve Hz Yahya'ya (Hz. Meryem'in teyze oğlu) hürmet ve isimlerini anmak olarak anlatıyor.
14.04.2008

Dünyanın en zengini Bill Gates'in Liderliğinin sırlarını okurken kendini sürekli yenileyen ideal bir girişimci olabilmenin yollarını da öğreneceksiniz.
01.04.2008

Bir gün internette gezerken Üniversiteli genç bir delikanlıyla kolejli genç bir kızın duygusal irtibatını anlatan Hıncal Uluç'a ait bir hikaye okumuştum. Hikayenin başlangıç ve bitişi tıpkı Fuzuli'nin Leyla ile Mecnun'u gibi. Delikanlı kıza tutulur ve Necip Fazıl Kısakürek'in iki kıtalık "Beklenen" şiirinin ilk dörtlüğünü sunar "Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar, Ne de Şeytan bir günahı, Seni beklediğim kadar." Ancak bir sorun vardır; kız bu delikanlıdan başka birisinden daha hoşlanıyordur. Karar vermek için zaman ihtiyacı olduğunu söyler. Delikanlı sınırsız zaman vererek beklemeye başar ancak uzunca bir süre sonra umutları kararır. Kız birgün karşısına çıkar ve "artık hayatımda senden başkası yok" der ancak bu sefer delikanlı kıza şiirin ikinci dörtlüğünü verir: "Geçti, istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni, Bırak vehmimde resmini, Gelme artık, neye yarar..."
Bu hikayenin yanısıra "45 Yıl Sonra Çalan Telefon" ve "Üçüncü Şahsın Şiiri" hikayelerinden de çok etkilendiğimi belirteyim.