Toplam yorum: 3.285.048
Bu ayki yorum: 6.574

E-Dergi

Fatma Kübra İSTANBULLU Tarafından Yapılan Yorumlar

Karabibik; Nabizade Nazım'ın savunduğu fikirlerin bir uygulaması, somut bir eserle ortaya konulmasıdır.
Karabibik ilklerin eseridir:
-Edebiyatımızda realist-natüralist anlayışla yazılmış ilk hikayedir.
-Köyde, taşrada geçen ilk eserdir.
Romanında mekan olarak bir Anadolu köyünü seçmekle hem köy hayatına yabancı olan okuru bilgilendirmeyi hem de yöreye özgü dil özelliklerini kayda geçirmeyi amaçlamaktadır Nabizade..
Salih Bora'nın söylediği gibi;
Nabizade yöreye özgü kelimeleri ve bazı özelliklerini açıklamak için kitabına küçük bir de sözlük eklemiştir.
"Henüz gerçekçi bir roman okumadıysanız işte size bir tane ben takdim edeyim" derken gerçekten doğruyu söylemiş. Sade ve akıcı dili sayesinde hiç sıkmıyor.
"Olaylara kendi duygu ve düşüncelerini hiçbir şekilde katmamak gerçek romancının temel görevlerinden olduğu için hikayem o şekilde yürütülmüştür." diyerek bize daha kitabın en başında çok güzel bir bilgi vermektedir Nabizade Nazım..
“ Bir hatayı daha büyük bir hatayla düzeltmeye kalkışmak o hatadan daha korkunç neticelere yol açar.”
Ahmet Mithat sonsöz de o kadar güzel özetlemiş ki olayı kitabın tam olarak ana fikri bu denilebilir.

Ahmet Mithat Efendi o kadar akıcı bir dil kullanıyor ki eserlerinin hepsini okuyup bitirme isteği uyandırıyor. Okuyucu ile konuşarak, okuyucunun fikirlerini de hiçe saymayarak, empati kurdurarak yazıyor ve zevkle okutuyor.

Eserde ‘Çingenelere’ karşı yapılan ayrımcılıklara ve şu anki zamanda da olan ırkçılık derecesindeki kötü düşüncelere yer verilmiş. Fakat bu saçma düşüncelerin ne kadar yanlış olduğunu sonunda çok güzel bir şekilde anlatmış bizlere.

Kitapseverlere tavsiye ederim.
Keyifli okumalar diliyorum :)
Sıradışı olay örgülerinin olduğu ve sonunun asla tahmin edilen gibi olmadığı polisiye romanlar her zaman favorimdir. Büyük Tess Gerritsen hayranıyım. Agatha Christie ile yeni tanışıyorum ve gerçekten olağanüstü bir olaylar zinciri kurgusu.
Esrarengiz romanlar her zaman benim için ilgi çekici olmuştur.

Keyifli okumalar diliyorum:)
Türk Edebiyatı Klasikleri hayranlığım okudukça, her bir eserde daha çok artıyor.
Mektup romanları okumaya bayılıyorum. Fatma Aliye’de hakkını vererek yazıyor doğrusu. Eseri okurken keşke benim de mektuplaşabileceğim bir dostum olsa diye düşündüm..
Eser de birkaç Osmanlı kadınının evlilik hayatlarını, yaşanılan ve hala da yaşanmakta olan kadınların aile içinde ne kadar ezildiğini, eğitim seviyesi yüksek bile olsa maddi gücü veya arkasında ailesi olmadığı için her türlü zorluğa , aşağılanmaya, psikolojik şiddetlere boyun eğmek zorunda kaldıklarını, günümüzde de olduğu gibi erkeklerin elindekilerle yetinmeyip sürekli gözlerinin dışarıda olduklarını anlatıyor.
Bastığı suç, kımıldadığı kabahat, sustuğu tembellik olup koca konağın boş odalarına sığdırılmayan Fehame’yi, gözlerinin önünde kendini aldatan bir kocaya sahip, insan yerine konulmayan Sabahat’i anlatıyor.

Sunuş kısmında da yazıldığı gibi;
Umarım Fatma Aliye’nin ışığı hepimize rehber olur..
" Nefes alıp vermeye bile korkuyordum. Elimden tek gelen şeker portakalı fidanımın küçücük gölgesine sığınmaktı."
Ne iç acıtan bir cümledir bu..
Çocuk istismarı sadece cinsel açıdan olmuyor ve bunu çok güzel bir şekilde anlatan bir kitap. Zeze'nin hayatının, duygularının, hayallerinin ve içindeki yaşam sevgisinin nasıl istismar edildiğini gözyaşlarımla okudum.. Minicik, küçücük bir cana kalkan elleri, bayıltana kadar dayak yemesini okurken gözyaşlarıma engel olamadım.
Zeze'nin kaderini yaşayan bir sürü çocuk günümüzde de var değil mi? Allah bütün çocuklarımızı kötü kalplerden korusun..

Çok güzel, kalbe işleyen ve ustalıkla yazılmış bir eser.
Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar dilerim :)