Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220
E-Dergi
jazzy Tarafından Yapılan Yorumlar
Nabokov'un kitabın ilk sayfasında "Öykünün hepsi bu kadar. Biz de üstünde hiç durmayabilirdik, eğer anlatmaktan keyif alıp kar elde edebileceğimizi bilmeseydik. Üstelik, her ne kadar bir insanın yaşamının özeti, yosunla çerçevelenmiş olarak, bir mezar taşının üstüne kolayca sığarsa da, ayrıntılar her zaman hoşa gider" diyor. Basit bir konuyla muhteşem bir kurgu yaratmış. Albius'un acınası haline üzülsek mi gülsek mi? Sanırsam Nabokov kahkahalarla gülmemizi istemiş.
-- spoiler --
Özellikle Albius kör kaldığında sevgilisi Margot'un Albius'un karşısında Rex ile yaptıklarını okuduğumda güleyim mi üzüleyim mi bilemedim
---
Suç ve ceza'yı okumayan bir kitapsever hala var mıdır bilemiyorum.
Depresif bir dönemde okunan Suç ve Ceza'nın gençleri tansiyon hastası bile yaptığını gördüm.. Depresif dönemlerde özellikle gençler için çok sarsasıcı etkileri olabilir, aman dikkat. Bu etkiyi de ancak Dostoyevski verebilirdi. Her bir karakteri kendinizi o karakterin yerine koyarak yaşarsınız. Kitabı okurken inanılmaz bir duygu dalgalanmasına kapılırsınız. Kimi yazar Dostoyevski okuduktan sonra yazar olmaya karar vermiştir. Kumarbaz adlı romanını da Suç ve Ceza ile aynı dönemde bitirmesi açısından Kumarbaz'ında okunması ayrı bir keyif verecektir. Kitabın önsözünün Murat Belge tarafından hazırlanması kitabın bu yayınevinden çıkan baskısının alınmasına oldukça katkı sağlamıştır kanımca.. Murat Belge'nin önsözün sonlarında Suç ve Cezada'ki Svidrigaylov ile Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur romanındaki Suad tiplemesini karşılaştırırken yaptığı yorumlar da okunmalı.
Dünyanın Marslılar tarafından işgalini konu alan, döneminde büyük yankılar uyandırmış bir kitap. H.G Wells'in zamanında biyoloji hocasının Aldous Huxley olduğunu belirtmek gerek. Kitabın bazı bölümlerinde canlıların Marsta olmalarıyla dünyada olmarı arasındaki farkları düşünerek yazarın yaratıkların görünüş ve davranış özelliklerine yönelik biyolojik tahminlerinin romanı zenginleştirdiğini düşünüyorum. Ayrıca Wells'in günümüzdeki bir çok bilim kurgucuyu da etkilemiş olduğu bir gerçektir.
Dünyanın uzaylılar tarafından işgal edilme senaryolarının rağbet görmediği, Stanislav Lem ve Philip K. Dick gibi algılara yoğunlaşan, gerçeklik sorgulamalarının yapıldığı bilim kurgu romanlarına (özellikle Ubik) yöneldiğimiz günümüzde Dünyaların Savaşı kendini az da olsa Bilim Kurgu takipçisi olan birine nostaljk gelecektir. Bilim Kurguyla ilgili olanların kitaplığında olması gerekir.
Oldukça bilgilendirici bir önsöze sahip. Hinduizm le ilgi gereken bilgileri verip asıl destana sizi hazırlıyor. Gandhi'ye Göre Bhagavat Gita yorumumda da belirttiğim gibi bu iki kitap beraber okunmalı. Ben öncelikle seçimi Tanrı'nın Şarkısından yana kullanıp önce bu kitabı okudum. Spiritüel bir kitap arayanlar için muhteşem bir yapıt. Ardından Gandhi tefsirini okuyunca bir çok soru işareti kayboluyor. Sırası ne olursa olsun. Kaknüs yayınlarından Gandhi'ye Göre Bhagavat Gita ve Yol Yayınlarından Tanrının Şarkısı beraber okunmalı.
Çeviri ve dipnotları oldukça başarılı buldum. Çok fazla farsça kelimeler kullanılmış olsa da tasavvufumuzda kullanılan terimlerle daha güzel anlaşılacağı önsözde belirtilmiş zaten. Hemen hemen her dipnotta tasavvuftan örnekler ve kıyaslar bulmak mümkün. Bu da okuru bilgilendiriyor ve okuma zevkini artırıyor. Gandhi, kendini en çaresiz hissettiği anlarda Bhagavat Gita'nın herhangi bir sayfasını okuduğunu ve sıkıntılarından kurtulduğunu söylüyor. Bhagavat Gita'yı okumak oldukça keyifli ve kesinlikle öğretici. Bu kitabın bitiminin hemen ardından Yol Yayınlarından çıkan Tanrının Şarısı'nı (Bhagavat Gita tanrının şarkısı demek) okumanızı şiddetle tavsiye ederim.