Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
cigdema Tarafından Yapılan Yorumlar
1996 yılının sonbaharında, beş çocuklu çalışkan ve liberal bir ailenin en küçük ferdi olan Latifa, on altı yaşının verdiği coşkuyla sürdürüyordu yaşamını. Babası serbest meslek sahibi, annesi jinekolog, iki abisi üniversite öğrencisi ve ablası hostes iken aynı yılın 27 eylülünde başkentin üstüne az çok beklenen ve herkesin bildiği o kara bulutlar çöktü. Afganlılar kendilerini kısıtlayan yeni bir rejimle yeni güne uyandılar. Afganlı 'kız kardeşler' bu yeni rejimle belki de en çok kısıtlananlar olacaktı...
Oysa bundan tam da bir gün önce gazetecilik bölümüne kaydını yaptırmış olan Latifa terzide bayram elbisesini prova ediyordu. Ama, her şey birdenbire tersine işlemeye başladı; artık sabah koşuları olmayacak, okula gidilmeyecek, müzik dinlenmeyecek, dans edilmeyecek, film seyredilmeyecekti. Tüm bunlara ek olarak fotoğraf çekilmeyecek, çektirilmeyecek, alanlarda uçurtma uçurulmayacak, hatta burkalar altından bile makyaj yapılmayacaktı.
“Aşk ve Gurur” romanı, adından da anlaşılacağı gibi aşk üzerine kurulu olsa da kolay bir aşk değil Elizabeth Bennet ve Fitzwilliam Darcy arasındaki yakınlaşma. Çünkü farklı sınıfsal yapıları ve farklı toplumsal ilişkileri olan bu iki gencin evliliğinin önüne pek çok engel dikilir. Hepsinden önemlisi, Darcy, Elizabeth’in ailesinin basitliğini küçümsemekte, Elizabeth’in gururu ise kendisine tepeden bakan Darcy’nin evlenme teklifini kabul etmeye el vermemektedir. Hikaye, olaylardan çok roman karakterleri arasındaki duygusal gel gitler, iyiler ve kötüler arasındaki çatışmalarla ilerler ve mutlu bir sonla noktalanır. Sadece Elizabeth ve Darcy değil, Bennet ailesinin diğer iki kızı da evlenmiş ve mutlu olmuşlardır.
Yazar W adasını ve çeşitli çocukluk hatıralarını bir çeşit paralel kurguyla anlatır. W, ilginç bir spor sistemiyle yönetilen bir adadır, burada yaşayan herkes sporcudur ancak ada, sportmenlik ve hoşgörüden yoksundur. Adaletin olmadığı, sistemin iğneden ipliğe her şeye nüfuz ettiği, toplumsal statülerin, başarı ya da başarısızlığın net bir tanımının olmadığı W gerçekte bir cehennemdir.'En iyi olanın bile kazanmaktan emin olmaması gerekir; en zayıf olanın bile kaybetmekten emin olmaması gerekir. Her ikisinin de aynı derecede riski göze alması, aynı akıl dışı umutla zaferi, aynı sözle anlatılmaz dehşetle hezimeti beklemesi gerekir.
Sporcuların yani W halkının hemen her günü yarışarak geçer. Bu aslında bir hayatta kalma mücadelesi, bir boyun eğiştir. Kaybedenler beslenemezler, en ağır cezalara çarptırılırlar, bir daha kazanma şanslarını yitirirler hatta linç edilirler. Hiç kimse sisteme karşı gelemez ve onu sorgulayamaz çünkü buna asla vakitleri olmaz.
Yazar 'özgüven'in, kadının kendini gerçekleştirme savaşında en önemli silahı olduğuna dikkat çekiyor. Kadınların, kendilerini sabote eden kalıpları kırma ve daha doyumlu hayatlar yaratma amacı doğrultusunda, yüksek ve sağlıklı bir özgüven duygusuna sahip olmaları gerektiğini vurgulayan Branden; kitabında, bir psikoterapist olarak dinlediği
kadınların bu konudaki kişisel öykülerine yer veriyor.
Kitap, ilk olarak Pandora'nın hikâyesiyle başlıyor. Güzelliği güçlü bir silah, hoppalığı zayıf noktası, meraklılığı günaha yatkınlık olan bu güzel şeytan, belki de ilk kadın düşmanlığının karakteridir. Ve modern dünyanın külkedisi olan bizlerin ilk halidir.
Evet, kadın, günahın simgesi, karşısına ise iffet konuluyor. Şimdilerde olduğu gibi hiçbir erkeğin olamayacağı bir şey kadın:
İffetin karşısında günah, güzelliğin karşısında çirkinlik, ölümün karşısında yaşam, gerçeklik karşısında ise sadece izlenebilen sahtelik.