Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
MeryemSeyda Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazar "Bayan Unguentine'nin Seyir Defteri" kitabının çevirisini yaparken edindiği düşünsel ve ruhsal tecrübeyi deneme türünde bizlere aktarıyor.
Evvela bir nesneye isim vermenin ehemmiyetinden bahseden Angı, bir isme sahip olmanın var olduğunu algılamakla eş değer olduğunu vurguluyor. Çünkü Bay Unguentine'in çocuğuna isim vermek yerine çocuk diyerek büyütmesi kendisini fazlasıyla düşündürüyor. Elbette bu durum kurguda yeri önemli. Tıpkı eşi Bayan Unguentine'nin deniz ortasındaki yüzen evinde aldığı notlar gibi.
Bir kitabı çevrilirken onun ruhunun da çevrildiğini düşünmeyiz lakin yazar her bölümde öyle derinlikli tespitler yapıyor ki hikâyenin sonunu tahmin etse de çevirmeye devam ediyor. Çevirmek yalnızca bir iş değil, çevrilen eserin çevirmende vücut bulması demekti.
Günümüz İstanbul'unun en çok bilenen semtlerdeki gündelik hayatın nasıl olduğunu bir İstanbul aşığı olarak hep merak etmişimdir. Çünkü teknoloji içine doğmuş bir topluluk olarak geçmişteki insanların hangi süreçlerden geçip bu zamanlara geldiğini bilmiyoruz lakin öğrenmek görevimiz. Bu minvalde eserde; İstanbuldaki ulaşım, çevre temizliği, içecek kültürü ve aydınlatma işleri belge ve alıntılarla birlikte okuyucuya sunulmuş.
Tarihe dört önemli yazma ile geçen Oğuz Kağan Destanından ilham alarak tarihi yeniden kurgulayan yazar bize bilenin aksine Oğuz Kağan'ın kaderine ortak olan birinden söz eder; Gökbörü.
ardından Çerçütler ile savaşır. Hedefi büyük, gayesi kutsal olduğundan yaptıklarıyla kıtaları ve ırkları birbirine bağlar. Türkün ulu atası olduğunu bilmese de ululuğa layık bir hüküm sürer. Gökbörü'nün gördüğü rüyalar ise onun ululuk yolundaki kilit taşlarıdır.
Herkesin diline pelesenk olmuş "Olumlu düşün, olumlu şeyleri hayatına çek!" mottosu gerçekten de doğru mu? Evet lakin oturduğu yerden değişim bekleyen için her şey arafta kalacaktır, tıpkı ruhumuzun arafta kalması gibi. Peki ruhumuzun araftan çıkmasına yardımcı olacak olumlamalar nasıl bir güç barındırmakta? Evvela sözün büyüsüne inananlar için süreç daha kolay olduğunu söylemeliyim. Çünkü konu sadece olumlu düşünmek değil. Düşündükten sonra dile getirdiğimiz her cümle aynamız haline gelmekte. Özsaygı, korku dolu duygular, eleştirel iç ses, geçmişi geride bırakma cesareti, affet etmek ve maddi manevi sağlık aynamızın içinden yansıyanlar. Öyle ki kendi sevebilmek bile aynanın bir parçası.
Üniversite yıllarından beri her şeyi erteleyerek hayatına devam eden yazar büyük bir depresyon ve tıkanma ile karşılaşınca tüm sistemi değiştirir. Sistem diyorum çünkü kitapta inanç ve iradeden ziyade sistemden bahsedilmekte. Tabi çekirdek inançlar olmadan olmaz. Lakin inancın haricinde günümüzü nasıl değerlendirdiğimiz bu hususta fazlasıyla önemli. Çünkü günlük sistemimiz ve bir planımız yoksa hem erteliyoruz hem de odaklanma problemi yaşıyoruz. Evvela her şeyi yapmaya çalışmak yerine yapacağımız şeyler arasında elemek yapmak yapılacak ilk şeylerden ikincisi. İlki ise bir sistem kurabilmek için sahip olduğumuz sistemin ne olduğunu anlamak. Bunun en güzel yolu da iki hafta kadar her gün ne yapıp ettigimizi saati saatine yazmak.