Toplam yorum: 3.284.917
Bu ayki yorum: 6.423
E-Dergi
umutbarantr Tarafından Yapılan Yorumlar
Özellikle görsel sanatlar, sanat felsefesi ve estetik alanlarında, akademik çalışma yapacaklar için başvuru niteliğindeki kaynak eserlerden. Husserl'in fenomenoloji geleneğinden hareketle, "görme" olgusunun, farklı toplumlarda "temsil ve hakikat" ile bunların "anlamlandırma" pratiği üzerinde durulmuş, bir araç olarak üretilen "görsel nesnelerin" işlevleri, tarihi seyri içinde sorgulanmış.
Türk Edebiyatında yeni bir biçim; post-modern bir tarz; çığır açıcı ve zekice bir kurgu. Kabul gören geleneksel-klasik roman tekniğinin kabuğunun çatlatılması yönünde atılan bir adım; ve kendi zamanı içerisinde, edebiyatımızdaki yeni üslup denemeleri. Oğuz Atay, doğrudan anlatım yerine; yer yer kendi iç sesiyle konuşma; hemen arkasından karakterler arasında geçen diyaloglar; ya da dışarıdan üçüncü bir kişinin gözüyle anlatım teknikleri gibi farklı bir üslupta oluşturmuş romanını. Zaten kitabın özgünlüğü de buradaki anlatım tekniğindeki yenilikler oluşturuyor. Okuyucu eğer bu tarz anlatım tekniklerinin ve zaman kurgusundaki ayırımların farkında olmadan romanı okumaya çalışırsa, konular arasındaki bağlantıyı kaçırabilir ve bu durum yer yer okumayı zorlaştırabilir.
Modernite Dayatması: Aydınlanma sonrası, 19. yy. Pozitivizminin de yükselişiyle birlikte, doğayı dönüştürme iradesi yüceltilerek oluşturulan "Modernite algısı", insanlık için vazgeçilemez bir ülkü ve tek doğru olarak kabul edildi. Böylece; insanın bu dünyadaki varoluşsal-içsel yolculuğu, insanlığa unutturuldu. İnsanın özü, doğayı dönüştürmek için araç üreten, "organik makinelere" indirgendi. Doğu'yu küçümseyen bu "Oryantalist [Şarkiyatçı]" tavır; kültürel faşizme varacak kadar insanlığa dayatıldı. Moderniteye duyulan bu sarsılmaz güven, insani olanın unutularak, kültürün bir tüketim endüstrisi nesnesi haline dönüşmesine; insanın kendisine ve topluma karşı yabancılaşmasına; böylece de, kapitalizmin yükselerek, akabinde 20. yy'da 2 büyük dünya savaşının doğmasına yol açtı. Batı'nın Doğu'ya karşı tek taraflı baktığı bu Şarkiyatçı bakış; 50'ler sonrası bilime karşı duyulan sarsılmaz güvendeki algının kırılarak, post-modern hareketlerin yükselmesine yol açtı.
Hegel'in felsefesi zaten (kendi içerisinde) zor iken; çeviride bir de eski Osmanlıca kelimeler kullanılarak metin daha da zorlaştırılarak, konunun ifadesi daha karmaşık hale getirilmiş. Çeviri metinlerde öz Türkçe'de ısrar etmek ile Osmanlıca'da ısrar etmek arasında zihniyet olarak hiçbir fark yoktur. Her ikiside dayatmacılıktır.
Özellikle sinema bölümü öğrencilerinin ve bu alanda akademik çalışma yapanların kitaplığında mutlaka olması gereken bir eser. Sinemanın tarihi, belli başlı kuramları, sinema ve kültür ilişkisi ile doğu ve batı sineması üzerine yazıların olduğu değerli bir çalışma. Sinema kuramcısı Laura Mulvey'in "Görsel Haz ve Anlatı Sineması" isimli önemli akademik makalesi de kitabın içinde yer almış.