Toplam yorum: 3.285.288
Bu ayki yorum: 6.814

E-Dergi

EşeTopak Tarafından Yapılan Yorumlar

21.11.2024

Kurtlar Ülkesi kitabını çok severek okudum. Bence çıkış noktası, fikri, kurgusu çok iyi bir kitap. Black Mirror dizisini izleyen varsa distopik evrenleri çok benzer. "Çalıştığın kadar varsın, harcadığın kadar varsın. Yaşam döngüsünde dişliyi döndüremiyorsan, sistemin parçası değilsen yani artık kölelik yapamayacak kadar yaşlandıysan bu dünyada yaşamanın ne gereği var? Hadi o zaman seni yok edelim. Ama dikkatleri çekmemek için bunu güzelleyerek yapalım. İnsanlar alıştıkça güzellemeleri yavaş yavaş kaldıralım." Tüm radikal değişimler böyle olmaz mı zaten. Yavaş yavaş ve güzellemelerle.. Bir anda olmaz değişiklikler.. Emekliye ayrılanların öldürülmesini haklı göstererek başlıyor Kurtlar Ülkesi ve neden ve nasıl öldürüldüklerini itiraf ederek bitiyor. Bilinmezliklerle dolu Varlıklılara zevk veren bu işkenceli ölümlerin arkasında kurbanın yakınlarına huzur içinde öldü denecek kadar acımasız ve ikiyüzlü bir distopya....
21.11.2024

Oldukça gerçekçi ve ürkütücü bir distopya. Kitabın kurgusu, her radikal siyasi kararın, halka umut ve refah vaatlerinin gölgesinde yavaş yavaş nasıl empoze edilebildiğinin güzel örneklerinden.
Doğurganlık azalıyorsa, damızlık olarak ayrılan kadınlar bile tabiri caizse her yıl üreyemiyorsa bu distopyanın uzun bir ömrü olmayacağı kanaatindeyim. Hangi komutanın çocuğu, kolonilerde çalışan son işçi/köle de öldüğünde onun yerine işçilik/kölelik yapabilecek?
21.11.2024

Oğuz Atay'ın kitaplarını okumak istiyorsanız #k:548 iyi bir başlangıç olabilir. Zira anlaşılır ve yormayan bir kitap. Yalnız, umutsuz, karamsar ya da karamsarlaşmak üzere olan 8 farklı karakterin kendi dilleriyle anlattıkları 8 farklı öyküden oluşan bir kitap. Tüm öyküler ayrı ayrı güzel ve etkileyici lakin içime en çok dokunanı, içinden geçtiği her mahallede ve sokakta farklı insan güruhu tarafından alay edilen, horlanan, çekiştirilen; kukla misali oynatılmak istenen beyaz mantolu adamın hikayesi...
21.11.2024

8 farklı çiftin hikayeleri ile başlıyor kitap. Her hikaye bir problem yumağının içinden çıkılamaz hale geldiğinde yardım almak için klinik psikologun kapısını çalmaları ve devamında yaşanan çözülmeleri anlatıyor.
Çiftlerin yaşadıklarından feyz almak için anlatılanların akabinde daha akademik bilgilerin yer aldığı sonraki bölümlerde herkesin hayatına ışık tutacak bilgiler verilmiş.
21.11.2024

Kitabı çok beğendiğimi belirterek başlamak istiyorum. Bir kitap değil de tiyatro texti gibiydi. Tüm olaylar bir odada yaşanıyor. Bir kadın başının arkasından vurulmuş, bilinci kapalı olan kocasının başında iyileşmesi için tesbih çekiyor ve kitaptaki hikaye böyle başlıyor. Dışarda kıyametler koparken, bomba ve silah sesleri gelirken, komşularının öldürülüşünü dinlerken çatılarına bomba düşerken gözü yarı açık sessiz kocasının nefes seslerine daha fazla dayanamayan kadın içinde biriktirdiklerini şiddeti artan bir ivme ile anlatıyor. Ama nasıl bir anlatma... Kitabın adı gibi, kocasına Sabır Taşım diyor. Taş olsa çatlar diye başlıyor anlatmaya... Çocukluğu, ergenliği, evliliği, analığı, gelinliği üzerinden sosyal çürümüşlüğü, kadına biçilen statüyü öyle güzel anlatıyor ki.
Şu an kitaptaki karakterlerin var olduğu, hala olayların yaşanıyor olduğu gerçeği kitabı okudukça derinden sarsıyor.