Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

tan0006 Tarafından Yapılan Yorumlar

08.11.2006

Alman müzikolog Martin Greve’in yazdığı “Almanya’da Hayali Türkiye’nin Müziği” adlı kitap, Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlandı. Greve kitabında, Türkiye’den Almanya’ya göç eden toplulukların müzikal yaşamını ve faaliyetlerini yaklaşık 600 sayfalık kapsamlı bir araştırmayla aktarıyor. Kitabın sonunda Almanya’da yaşayan Türk müzisyenlerin çalışmalarından örnekleri içeren bir CD de yer alıyor. Türkçeyi ve bağlama çalmayı öğrenerek “gurbetçiler”in dünyasına giren Greve ile kitabı üzerine görüştük.
08.11.2006

"Tanıdığıma inandığım Fidel Castro budur: Davranışları yalın ama hayalleri iflah olmayan, modası geçmiş sakalları olan, sözcük seçimlerinde tedbirli, görgülü, düşünceleri harikulade olmaktan daha hafif bir deyimle nitelendirilemeyecek bir adam." Küba lideri Fidel Castro'ya ilişkin bu sözler, Márquez'e ait ve içeriğinde bir gram bile abartı yok. Çünkü dünyada pek çok kimse Fidel'i, uzun, meydan okuyan ve genellikle eleştiri dozu hayli yüksek konuşmalarındaki üstün belagat yeteneğinden tanıyor. Márquez'in dediği gibi, onun fikirleri, sevin ya da sevmeyin sıradanlığa giderek daha fazla mahkûm edildiğimiz bu yerküreye birkaç beden büyük. Ama onun farklılığını ve gördüğü teveccühü, sadece fikirlerindeki zenginlik ile açıklamaya yeltenmek onu hafife almak olur. Onu dinleyenler asıl olarak; tek kutuplu dünyanın, beyinleri dumura uğratan tek sesli korosundan farklı bir sesin; 'elveda proletarya, elveda sosyalizm' çığlıklarına kulak asmadan, mazlumları isyana çağıran tınısına meftunlar.
Bütün gücünü okyanusun ortasındaki küçücük bir adanın mücadeleci insanlarından alan bu ses, şimdi hasta yatağında, doktorlar tarafından fazlasıyla sınırlandırılmış olsa da, ne yapıp edip, bunca yıldır biriktirdiği bilgi, düşünce ve analiz okyanusunu, değişim için yeni eşiklere ihtiyacı olanlara sunmayı başarıyor. Havana'da 10-16 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Bağlantısızlar Zirvesi'ne, beklentileri boşa çıkarmak pahasına, sağlık sorunları nedeniyle katılamayan Fidel, tüm misafirlere hoş bir sürpriz yaparak, Le Monde Diplomatique'in başeditörü İgnacio Ramonet'yle gerçekleştirdiği çok uzun bir söyleşiden oluşan Cien Horas Con Fidel (Fidel ile Yüz Saat) adlı kitabın İspanyolca ikinci edisyonunu hediye etmişti. İspanyolca bilmeyen bizler, bir yandan bu kitabı, hatırasının önemine binaen kütüphanemizin güzel bir köşesine yerleştirirken, yanında bir kitaplık boşluk daha bırakmıştık ki, o boşluğun toz tutmasına dahi fırsat kalmadı. Kitap, Fidel Castro, İki Ses Bir Biyografi adıyla Türkçeye kazandırdı.
08.11.2006

Mehmet Ergüven önceki kitaplarında olduğu gibi Aydınlıkta Görmek kitabında da görme biçimleri üzerinde dururken, onun hayatla bağını kurarak bizi rahatsız eder ve ezberimizi bozmaya yönelir. Ezberimizi bozar çünkü gördüğümüzü sandığımızın aslında göremediğimiz olduğunu anlarız. Karanlıkta bakmak ile aydınlıkta görmek arasındaki uçurum üzerine kafa yorulması gerektiğini işaret ederek her denemede sadece bir soru işaretiyle değil birçok soru işaretiyle okuyucuyu muallakta bırakır. Karanlıkta bakmak sıradandır. Aydınlıkta görmek ise cesaret ister. Böylece Ergüven denemeyi, görmeyi bir cevaplar silsilesi olmaktan çıkararak sorularla kuşatılmış olarak bırakır. Öte yandan Ergüven elbette kolay bir yazar değildir. Kendini, kelimelerini kolaylıkla ele vermeyen, çaba gerektiren ve bu çabanın sonunda elbette karşılığını hayli hayli veren bir yazardır.
08.11.2006

Gazeteci Zeynep Atikkan'ın Amerikan Cinneti kitabının ortaya attığı temel soru şu: Büyük Amerikan rüyasıyla kurulan 'cennette' cinnet geçirilebillir mi, 'cennettekiler' cinnet geçirirse bunun sonucu ne olur? Uzun yıllar ABD'de araştırmalar yapan, yüzlerce kişiyle görüşen Atikkan, kitabında Amerikan dış politikasının son yirmi yılını inceliyor. Ve şöyle başlıyor cevaba: "Cinnet, 'Irak'a demokrasi götürüyorum' deyip on binlerce insanın ölümüne neden olmak ve iç savaş çıkarmaktı."
ABD Başkanı Bush, 11 Eylül'den itibaren hem kendi halkına, hem dünyaya sayısız yalan söyledi. Daha da kötüsü Amerikan halkı tüm dünyayı hayretler içinde bırakarak onu ikinci kez başkanlığa getirdi. Yalan böylece 'demokratik' bir biçimde meşrulaştı. Ülke içinde bir yalan çemberiyle meşrulaşan yalan aynı anda dünyanın geri kalanında Amerika'ya karşı devasa bir nefret büyütüyordu. Amerika ise Dünya savaşlarından sonra bizzat kendisinin kurulmasına öncülük ettiği uluslararası örgütlerin uyarılarını elinin tersiyle iterken 'ittifak değil itaat' istiyordu. Oysa Batı bile Irak Savaşı'yla bölündü ve Amerika bütün o propaganda operasyonuna rağmen Irak'a girdiğinde 'çiçeklerle karşılanmadı'. Irak iç savaşa sürüklendi. Uluslararası hukukun ilkeleriyle meşrulaşmamış güç yaratamıyor sadece yıkıyordu. Hem teröre karşı 'önleyici savaş' bir açıdan da hukuka aykırı bir saldırı sayılmaz mıydı? Atikkan, 11 Eylül saldırılarının beşinci yılında tüm dünyayı ilgilendiren bu sorgulamaları, araştırmalarının izlenimleriyle yeniden yapıyor. Amerikan politikası tüm dünyayı ilgilendiriyor çünkü ABD her hamlesiyle alışılmış düzeni altüst ederken her seferinde dünyayı da yeniden doğuruyor.
Atikkan, kitapta, yaptığı söyleşilerden, ABD yetkililerinin açıklamalarından alıntılar yapıyor. Böylece çoğunlukla anlamakta zorlandığımız Amerikan mantığını kavramamıza yardımcı oluyor. Kitabında yer verdiği alıntıların gerekçesini Atikkan, yine kitabında şöyle açıklıyor: "Yeni muhafazakârların görüşlerinden bazen uzun alıntılar yaptım. Shakespeare piyeslerindeki tiradlar gibi. Söyledikleri ancak kendi sözcükleriyle ifade edilirse inandırıcı olabilirdi."
Amerikan Cinneti, ABD'yi başrolde izlediğimiz Vietnam Savaşı'ndan, Sovyet Rusya çekişmesinden başlıyor 'bugün'ü anlatmaya çünkü Atikkan'a göre 'bugün', yıllar önce filizlenmeye başlıyor: "Avrupalı için Berlin Duvarı'nın yıkılması birbirinden ayrı düşmüş akrabaların buluşmasıydı. Amerikan toplumu açısından ise yıllardır beklenen bir başarının miladı oldu. Doya doya hissedilmesi gereken bir zaferdi bu. ABD'nin askeri ve teknolojik üstünlüğünün tesciliydi."
08.11.2006

Hafıza Mekânları, Pierre Nora'nın editörlüğünde altmış tarihçi ve akademisyenin katkısıyla gerçekleştirilen yedi ciltlik ansiklopedik bir eser. Fransa'da 1984-92 yılları arasında yayımlanan çalışma kavramsal olarak üç bölümden oluşuyor: 1984'te tek cilt olarak basılan La République (Cumhuriyet), 1986'da 3 cilt olarak basılan La Nation (Ulus) ve 1992'de üç cilt olarak basılan Les France (Fransalar). Columbia Üniversitesi Yayınları, Hafıza Mekânları'nın orijinalindeki 132 makaleden 46'sını seçerek Arthur Goldhammer'ın İngilizcesiyle sonuncusu 1998'de olmak üzere üç cilt olarak yayımladı. Son yıllarda Chicago Üniversitesi Yayınları dört ciltlik bir Hafıza Mekânları serisi daha başlattı ve bunların ilk iki cildini sırasıyla 2000 ve 2006'da yayımladı.