Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
tan0006 Tarafından Yapılan Yorumlar
'Cam Irmağı, Taş Gemi', daha çok Türk edebiyatı alanındaki uzmanlığı ile bilinen Nazan Bekiroğlu'nun, 'Nun Masalları', 'Şair Nigar Hanım', 'Halide Edip Adıvar', 'Mor Mürekkep', 'Yusuf ile Züleyha', 'Mavi Lale', 'İsimle Ateş Arasında' ve 'Cümle Kapısı'ndan sonraki dokuzuncu kitabı. Şu an Trabzon'da Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi'nde edebiyat profesörü olan Bekiroğlu'nun bu kitapta yer alan öyküleri şöyle: 'Be', 'Kül Rengi Küçük Kuş ile Beyaz Mermer Şehir', 'Mavi Gül Dalı', 'Cam Irmağı Taş Gemi', 'Zeyl: Nihade'nin Beşinci Defteri' ve 'Gül İbrişim Taarruzu'.
'Dünya Tarihi Atlası', başlangıcından itibaren bütün dünya tarihine ilişkin kronolojik bilgileri, tamamı renkli harita ve tablolarla birlikte vermeyi amaçlayan bir serinin ilk kitabı. Bu kitapta, Herald Bukor ve Ruth Bukor tarafından hazırlanan 128 adet renkli tablo da yer alıyor. Harita ve tablolarla, bunların karşısında yer alan medeniyetler, devletler, olaylar, insanlar gibi pek çok konuda verilen kısa bilgiler birbirini tamamlayan özellikte. Ayrıca kitapta adı geçen coğrafik bölgeler ile tarihi dönemleri gösteren bir dizin de yer alıyor.
'Balık ve Tango', Dergâh dergisinin yazarlarından Sibel Eraslan'ın on yedi öyküsünden oluşuyor. Kadın hakları alanında çalışmalarıyla bilinen Eraslan'ın, hem bu konuda hem de edebiyat dalında kaleme aldığı kitapları bulunuyor. Eraslan'ın bu kitaptaki öyküleri şöyle: 'Mavi Şavrole', 'Dikey Geçiş', 'Aferin', 'Sümbül ile İsmail', 'Kar Kokusu', 'Lavinya'nın Postası', 'Seherde Bir Bağa Girdim', 'Gerisi Yalan', 'Bırak Dağınık Kalsın', 'Bohçasından Belli Gelin', 'Balık ve Tango', 'Her Doğan Ölür', 'İndirim Sezonu', 'Hoşça Kal, Madam Ju Ju', 'Kafesteki Kuşlar', 'Mersiye-i Zahide' ve 'Yüzme Dersi'.
'Körün Parmak Uçları', 'Posta Kutusundaki Mızıka', 'Yangın Merdiveni', 'Makyaj Yapan Ölüler' ve 'İmam Şafii Divanı' gibi kitaplarıyla bilinen A. Ali Ural'ın son kitabı olan 'Resimde Görünmeyen', yazarın denemelerinden oluşuyor. Kitaptan tadımlık: "Hayatı boyunca gündüzü gece, geceyi gündüz sanmak ne kadar korkunç! Bir bahçede otururken otların arasından aniden hışırtıyla çıkıp dişlerini gösteren bir yılandan, uyandığımızda iğneli kuyruğunu kaldırmış şekilde dik dik yüzümüze doğru yürüyen bir akrepten, kafes kapısının açık olduğunu fark edip, bakıcısının üzerine atlamadan önce salyalı ağzını aralayıp tırnaklarını yuvalarından çıkaran bir kaplandan daha korkunçtur geceyi gündüz sanmak."
Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaşanan yoksulluk ve zulüm, şu an içinde bulunduğumuz koşullardan daha hafif değildi kuşkusuz. Ama, bugün tarih kitaplarından okuduğumuz modernleşmenin insanlara ödettiği ağır bedellerinin belleklerimizde bir karşılığı yok, çünkü geçmiş hakkındaki 'bilimsel' bilgilerde geçmişin ruhunu, atmosferini, insanların acılarını hissetmemize yarayacak imgeler yer almıyor. Sayılar, istatistikler, köy ve köylülerin sayısı, tarım ürünlerinin fiyatları ve geçim standartları kaydedilmiştir elbette. Ne var ki, insanların yeni yaşam tarzlarına duydukları tepkiler, çektikleri acılar, karşılaştıkları aşağılanmalar ve açlık sınırına dayanan yoksulluk hiçbir zaman 'bilimin' nesnesi olmamıştır.
İşte bu yüzden, geçmişin uçucu imgesini yeniden canlandırmak için sanata, edebiyata -en çok da romana- başvurmak zorundayız. Cumhuriyet tarihinin nerdeyse elli yıllık bir döneminin toplumsal hayatını en iyi resmeden metinlerse Fakir Baykurt ismiyle bütünleşen 'köy romanları' kanonuna aittir.