Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

tan0006 Tarafından Yapılan Yorumlar

15.10.2006

Halime Doğru'nun kaleme aldığı Lehistan'da Bir Osmanlı Sultanı: IV. Mehmed'in Kamaniçe-Hotin Seferleri ve Bir Masraf Defteri kitabı içeriği kadar yazılış macerası da ilgi çekici olan bir eser. Halime Doğru, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde katalog tararken bir masraf defterine ait bazı özel bilgileri oldukça dikkat çekici bulur. Defteri isteyip incelemeye başlayınca çok enteresan bilgi ve belgelerle karşılaşır. Defter, IV.Mehmed'in Hotin Seferi sırasında kışladığı Hacıoğlupazarı'ndaki menzil sarayında yapılan harcamalara aittir. Kasım 1673-Nisan 1674 tarihleri arasında toplam yüz yetmiş iki gün konaklanan Hacıoğlupazarı'nda yapılan harcamalar tüm ayrıntılarıyla bu deftere kaydedilmiştir.
Bu defter üzerinde ayrıntılı bir çalışma yapmaya karar veren Halime Doğru, bir yandan defterin detaylı incelemesi sonucu 17. yüzyıl Osmanlı saray hayatı ve saray için yapılan harcamalar konusunda ilgi çekici sonuçlara ulaşırken; bir yandan da mevcut masraf defterini ve defterdeki harcamaları belirli bir tarihi bağlama konumlandırabilmek için dönemin siyasi ve askeri tarihi üzerine de yoğunlaşır. Doğru'nun bu gayretli çalışmalarının sonucunda ortaya elimizdeki eser ortaya çıkar.
15.10.2006

"Menopozla birlikte vücutta ne gibi değişiklikler olur?", "Kaç yaşında menopoza girilir?", Menopoz, her kadında aynı belirtileri mi neden olur?", "Menopozun tedavi edilmesi gerekir mi?... Menopozla ilgili sorulardan uzun bir liste yapabiliriz. Kadınların hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri olan menopozla ilgili sorulara şimdi de İş Kültür Yayınları, '99 Sayfada' dizisinde çıkardığı kitapla cevap arıyor. 99 Sayfada Menopoz adlı kitap Dilek Kaykılar'ın Türkiye Menopoz ve Osteoporoz Derneği'nin kurucularından da olan Prof. Dr. Hakan Seyisoğlu ile yaptığı söyleşiden oluşuyor. Seyisoğlu öncelikle menopozun bir hastalık olmadığını belirterek başlıyor bu konuyla ilgili detayları anlatmaya: "Menopoz bir hastalık değildir. Tümüyle fizyolojik bir olaydır. Çünkü bütün kadınlar uygun yaşa geldiklerinde bu dönemi yaşayacaklardır. Nasıl ki diğer yaşam evreleri normal ise, bu evre de normal fizyolojik bir yaşam dönemidir ve hastalık değildir".
Beş bölüme ayrılan kitapta zaten öncelikle menopozu tanımlıyor Seyisoğlu. İlk bölümün başlığı 'Menopoz Nedir'. Menopozun açıklanmasının ardından sıra menopozun vücutta gösterdiği etkilere geliyor. 'Kalp-Damar ve Kemik' başlıklı ikinci bölümde menopoz sonrasında kalp, damar ve kemikte meydana gelebilecek değişiklikler özetleniyor. Ve bu risklerin azaltılması için ne yapılması gerektiği anlatılıyor. Üçüncü bölüm menopozun fizyolojik değil piskolojik değişimlerine ayrılmış. 'Boş Yuva Sendromu' başlıklı bu bölümde kadınların menopoza girdiklerini bir türlü kabullenememelerinin nedenleri anlatılıyor. Kadınların menopozu bir çöküş olarak algılamalarının yanlışlığından dem vuran Seyisoğlu bu psikolojiyi alt etmenin yollarını da sıralıyor. Burada en dikkat çeken menopozun kadınlığın sonu olmadığının altının çizilmesi. Kitapta fizyolojik ve psikolojik tespitler yapıldıktan sonra tıbbi yardımların neler olduğu açıklanıyor. Dolayısıyla dördüncü bölüm 'Güvenli Kontrol Şart' başlığının taşıyor. Bu bölümde kendinde menopoz belirtilerini gören kadınların hiç vakit kaybetmeden doktoruyla temasa geçtiği altı çokca çizilen bir öğüt. Çünkü menopozla birlikte gelen özellikle fizyolojik değişimlerin kontrol edilmesi şart. Beşinci bölüm ise menopoza giren birinin neler yapması gerektiğine ayrılmış. 'Menopoz Tedavisi' adlı bu bölümde hormon tedavisinin doğru olup olmadığı, östrojen alımının faydasının gerekliliği gibi çokca sorulan sorular tartışılıyor. Ve bu soruların doğru cevapları veriliyor. Ancak kitapta Seyisoğlu sürekli düzenli egzersiz kavramının da altını çiziyor.
15.10.2006

Fuat Bozkurt, Baudelaire'in hayatın kendisine dayanabilme gücünü ve benliği ezmeye çalışan sıkıntılara boyun eğmemek için ayık kalmamayı öğütleyen sözüyle içkinin tarihsel serüvenini anlatmaya başlıyor: "Her zaman sarhoş olmalı. Her şey bunda; biricik mesele bu. Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa çeken zamanın korkunç ağırlığını duymamamak için duymamacasına sarhoş olmalısınız."
Daha çok Alevilik ve Türk dili alanındaki araştırmalarıyla tanıdığımız Bozkurt, Türk İçki Geleneği kitabında, eski Türklerden günümüze Türk toplumunda içki ve eğlence kültürünün tarihini, kımızdan şaraba ve oradan da rakıya uzanan zaman çizgisinde gelenekleşen anlayışların izlerini sürüyor, tam da bir akşamcı masasının o vakur edası ve muhabbet üslubuyla: hikâyeler, fıkralar, anekdotlar ve şiirlerle bezeyerek bize Türk içki kültürünün tarihsel serüvenini anlatıyor.
Türk İçki Geleneği, Geçmişin Düşsel Derinliği, Atanın İçkisi: Köpüklü Kımız, Sakiler Meclisten Çekmiş Ayağı, Sakiname, Gizeme Yolculuk, Gönül Yasak Tanımıyor, Akşamın Gerilimli Çağrısı, Oyuncular, Anıların Gölgesinde ve Akan Zamanın Ardında ana başlıklarından oluşuyor.
İçkinin serüvenini anlatmaya antik dönemden başlayan Bozkurt, özellikle Balkan toplumlarında içkinin yeri ve yıllar yılı anlatıla gelen mitsel öğelerden; asmadan, şaraptan, Dionyssos'tan söz ederek konuya kısa bir giriş yapıyor. Ardından Semavi dinlerin içkiye bakış açısına değinip Türk içki anlayışını anlatmaya Türk'ün tarihsel içkisi kımızdan söz ederek başlıyor.
Eski Türklerde içkinin yeri ve özel günlerde yapılan şölenlerden bahsedip içkievinden meyhaneye geçiş öyküsünü de okuyucuyla paylaşıyor. Osmanlı dönemindeki meyhaneler, yasaklamalar, yasaklamaların halk tarafından algılanışı ve yasaklamaların kaldırılışlarının da anlatıldığı kitapta özellikle İstanbul kültüründeki içki anlayışının, Türkleri etkilemesinden de söz ediliyor. Bozkurt, şiirlere, şarkılara konu olan Agora Meyhanesi'ni, günümüzün içki kültürünün önemli mekanlarından Çiçek Pasajı'nı, Madam Bela'nın meyhanesini, Ahmet Mithat'ın Galata meyhanelerini betimleyişini ve bu meyhanelerde yaşanılan ilgi çekici hikâyeleri de anlatıyor.
15.10.2006

'Kuğu Dalışı', Jeremiah Healy'nin John Cuddy/Boston polisiyelerinin dördüncü macerasını oluşturuyor. Romandaki olay örgüsü, temelde Cuddy'nin bir iyilik yapmayı kabul etmesiyle başlar Cuddy, kendisini pervasızca aldatan kocasından ayrılmak isteyen bir kadınla küçük kızını şiddet kullanmaktan sakınmayan kocadan korumayı üstlenir. Ancak kısa zamanda kendini bir kumpasın içinde bulur. Kokain satıcısı koca bir otel odasının beşinci katından aşağı 'kuğu dalışı' yapar. Odada ise ölü bir fahişenin yanı başında John Cuddy'nin silahı durmaktadır. Healy, 'Kör Atış', 'Kurbanlık Koyun' ve 'Tıpkı Uyku Gibi'den sonra Cuddy maceralarına kaldığı yerden devam ediyor. New England Hukuk Okulu'nda hukuk profesörü olan ve Private Eye Writers of America'nın başkanlığını da yapmış olan Healy'nin, bu diziden çıkan 'Kurbanlık Koyun'la Shamus Ödülü'nü kazandığını da belirtelim.
15.10.2006

Faik Baysal'ın ilk kez 1972 yılında çıktığında büyük ilgi gören romanı 'Drina'da Son Gün', otuz dört yıl sonra yeniden yayımlandı. 'Sarduvan', 'Elleri Sesinin Rengindeydi', 'Kırmızı Sardunya', 'Rezil Dünya' ve 'Madam Bambu' Baysal'ın başlıca eserleri. Roman, parçalanma eşiğindeki Yugoslavya'nın yaşadığı etnik çatışmaları merkeze alıyor ve yüzyıllardır farklı din ve milletlerden insana kucak açan, hoşgörünün hüküm sürdüğü bu coğrafyadaki trajik değişime odaklanıyor. "Bu roman, gerçekten yaşanmış olan olayların bir yansısıdır" diyen Baysal'ın bu romanı, parçalanmış bir coğrafyayı kurgularken, özellikle barındırdığı görsel sahneler ve psikolojik tahlilleriyle de dikkate değer.