Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

tan0006 Tarafından Yapılan Yorumlar

15.10.2006

'Bir Türk Liberal', Cüneyt Ülsever'in 1997-2005 yılları arasında kaleme aldığı makalelerinden yaptığı bir seçki. "25 yaşlarına dek ideolojik kavrayışımı Marksist olarak tarif ettikten sonra aklın ve bilginin içinde yaptığım seyahatte kendime liberal demokrasiyi seçtim" diyen Ülsever'in kitabı, aslında kendisini 'liberal' yapan yazılarından oluşuyor. Ülsever kitabının merkezine liberal demokrasiyi alıyor. Dolayısıyla makalelerin konusu küresel dünya, Türkiye, din, din ağırlıklı partiler ve AKP gibi epey geniş bir yelpazeye yayılıyor. Kitap, yazarın liberal-demokrat tandanslı makalelerinin yanı sıra, kendisinin insana ve romana dair kaleme aldığı bazı makalelerini de barındırıyor.
15.10.2006

Türkiye'nin genç kuşağı, Mükerrem Taşçıoğlu'nu daha çok, Özal'ın ANAP'ında yaptığı bakanlığından bilir. Oysa kendisinin Türkiye'nin politik arenasındaki geçmişi çok daha eskiye dayanır. Doğum tarihinin 1925 yılı olması da, onu neredeyse Cumhuriyet'le yaşıt kılıyor. Özellikle yaşı ve politik arenadaki ağırlığı, bu anılarını daha da önemli kılıyor. Anılar ağırlıklı olarak kendisinin Talebe Birliği Başkanlığı, uluslararası organizasyonlarda geçirdiği yıllar ve siyaset yıllarına odaklanıyor. 6-7 Eylül olayları, Varlık vergisi gibi Türkiye'nin tarihinin kara olayları ile, Galatasaray Lisesi'nde tamamlanan eğitim ve İkinci Dünya Savaşı da Taşçıoğlu'nun anılarında karşımıza çıkan önemli konular.
15.10.2006

'Tanrı'nın Yaşadığı Yer'in yazarları Melvin Morse ve Paul Perry, ölümden sonra hayatın devam ettiğini 'bilimsel kanıtlarla ortaya koyduklarını' iddia ediyor. Yazarlar bu tezlerini, 1997 yılında San Diego Üniversitesi'ndeki nörologların, 'insan beyninde cennetin sesini duymamızı sağlayan bir alanın bulunduğu' açıklamasına dayandırıyor. Nörologlar bu alanı 'Tanrı Modülü' olarak isimlendirmişti. İşte kitabın yazarları da bu açıklamadan hareket ederek, 'Tanrı ve evrenle iletişim kuran bir noktanın' peşine düşüyor. Noktanın nerede olduğu bilinmez ama, akıl dışı dünyanın bilimsel kanıtlarla ispat edilebileceğine inananlara önerilir.
15.10.2006

Aldo Rossi'nin bu kitaptaki mimarlık eleştirisi, işlevselcilik veya kendisinin deyişiyle "modern işlevselcilik" üzerine odaklanıyordu ve modern mimarlık eleştirileri açısından bir dönüm noktasına işaret ediyordu. Rossi'nin işlevselliğe eleştirisi, işlevin mimarlık için bir başlangıç noktası olmayacağı şeklindeydi ve kendisinin önerisi, şehirle mimari arasında karşılıklı bir ilişki kurulmasıydı. Bu, 'mimarlık şehrin inşasından sorumlu olan bir disiplinken, şehir de kolektif belleğiyle mimarlığın kaynağıdır' şeklinde özetlenebilir. Rossi, modern mimarinin tek tipleştirici tasarımından öte, her şehrin kendi morfolojisine dayanan bir mimari anlayışı öneriyordu.
11.09.2006

Franz Kafka'nın trajik yaşamına, II. Dünya Savaşı öncesi Avrupa'ya egemen olan ruh halinin de süzgecinden geçerek bakmak isterseniz yazarın Salyangoz Yayınları'ndan çıkan Defterler adlı kitabına bakmanızda yarar var. Adı üzerinde, Kafka, kitaplaştırılan bu defterlerinde kendi düşünceleri, içinde bulunduğu ruh hali, ailesi üzerine hissettiklerini, sadece düşündüklerini değil, hissettiklerini de kendini hiç sakınmadan dile döküyor. Kafka, hiçbir yere ait değil. Çek kökenli bir aileden geldiği halde, Almancayı anadili olarak kullandığı için, tam bir Çek sayılmaz; Almanlar ise onu tam anlamıyla kendilerinin görmemişti. Nazi döneminin eşiğinde Yahudi olmanın bunaltıcı sancısını yaşadı. Tanıştığı kadınlarla nişanlı olmanın ötesine geçip evlenemedi.
Kendini ait hissetmiyordu çünkü.
Nazilerin Çekoslavakya'yı işgali sırasında üç kız kardeşi de toplama kamplarında öldürüldü, Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. Yirmi yıl süren dostluklarının sonundu Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Ama Brod, dostuna ihanet ederek bu yapıtları bastırdı.
1935'te yapılan ilk toplu basım önce engellendi, sonra da yasaklandı, ama Kafka'nın eseri tüm engellimiliri rağmen gün ışığına çıkıp üne kavuştu.
Kafka'nın romanlarında da sık sık değindiği temel meselelerini, kurgunun sınırlarından kurtularak serbestçe dile getirdiği bu kitap 'Aforizmalar' ve 'Mavi Oktav Defterleri' başlıklı iki bölümden oluşuyor. Ekim 1917 ile Şubat 1920 arasında, kısa süren iki yaratıcılık döneminde kaleme alınmış Aforizmalar. Bu yazılara gösterdiği özenden onları yayımlamayı düşündüğü anlaşılıyor. Kafka'nın yaşam ve ölüm, iyi ve kötü ve sanatın işlevi üzerine düşüncelerini açıkça ortaya koyan bu aforizmalara hâkim olan hava bize Hölderlin, Rilke ve Heidegger gibi romantik ve post-romantik yazarları anımsatıyor. 'Mavi Oktav Defterleri'nde ise mitolojinin, edebiyatın sularında dolaşırken, bu bölümde yazarın yarım kalmış hikâyeleriyle hikâye çalışmaları da yer alıyor.
Defterler, Kafka'nın ruh dünyasına onun ağzından tanıklık etmek için birebir.