Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

tan0006 Tarafından Yapılan Yorumlar

29.07.2006

Günlük yaşam, dikkatle bakıldığında, üstünde düşünecek pek çok kırıntı sunuyor insana. Gürhan Tümer'in yeni 'mini deneme' kitabı Hiçbir Şey Yapmamak, bu kırıntıları ve düşündürdüklerini bir kenarda biriktirmiş bir yazarın seyir defteri.
Kitabın adı, mini denemelerden birinin başlığı aslında: 19. yüzyılda İstanbul'a gelen Julie Pardoe, Rus Sarayı'nda verilen bir baloda gözlemlediği yabancı diplomat eşleri hakkında ağır konuşuyor, zamanlarının yarısını hiçbir şey yapmayarak, diğer yarısınıysa tümüyle yararsız işler yaparak geçirdiklerini söylüyor. Gürhan Tümer, dışarıdan bakıldığında aynı şeyin şairler için de söylenebileceğini belirterek tamamlıyor bu denemesini. Kitap, başka bir mini-denemenin adını da pekâlâ taşıyabilirdi, ama kitabın 'duruş'una en uygun ad yine de bu gibi görünüyor: Kırıntılardan bilgelik yoğurma sanatı da, bir anlamda hiçbir şey yapmamak değil midir?
Tümer, Doğu düşüncesinde, 'hiçbir şey yapmama' mertebesine ulaşma konusunda şunları söylüyor:
"Bir Çin öyküsünde, ressamlar canla başla, harıl harıl çalışırlarken, hepsinin ustası olan ressamın, kâğıda yalnızca bir nokta koymakla yetindiğini, onun da ustası olanın ise, o noktayı da koymadığını okumuş; okuduğum bir felsefe kitabında ise, Tanrı'nın, dünyayı, evreni, insanı yaratmak, onları yönetmek, hak edeni ödüllendirmek, günah işleyeni cezalandırmak gibi işlerle uğraşmasının yadırgandığına tanık olmuştum. Hiçbir şey yapmamanın benim ilgimi çeken, beni etkileyen, beni büyüleyen türü işte bu. Hiç kuşkusuz, ben öyle bir bilge değilim. Ama öyle olmak istiyorum, öyle olmanın özlemini çekiyorum."
Birçok insan, yaşamı boyunca, bir tane bile mini deneme yazmıyor. Bu gibiler arasında, kamyon şoförlerinin, bakkalların, tütün tüccarlarının, futbolcuların, ev kadınlarının, hırsızların, dolandırıcıların, çilingirlerin yanı sıra; fizik profesörleri, holding sahipleri, başbakanlar, Büyük İskender, Chopin ve Lavoisier de var. Gürhan Tümer ise hiçbir şeyi anlamlı bulmayınca, her şeyden sıkılınca, canı hiçbir şey yapmak istemeyince ve bütün bu nedenlerden dolayı, alabildiğine hüzünlenince, oturup mini denemeler yazıyor. Mini deneme deyip geçmeyin. Bir mini deneme, kimi zaman incir çekirdeğini doldurmaz ama, kimi zaman da, koskoca bir dünyaya bedeldir. Bir mini deneme örneği sizin için: "Ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, çok eski ölülere ağlanmıyor. Öyle. Örneğin, bundan yaklaşık 23 yüzyıl önce ölen Büyük İskender için gözyaşı döken tek bir kişi bulamazsınız bugün. Oysa, gözünüzün önünde ezilen kedi yavrusunun ölümü allak bullak eder sizi."
29.07.2006

Filiz Yaşar, 'Yunan Bağımsızlık Savaşı'nda Sakız Adası'nda, 1821 yılından başlayarak 1829 yılında bağımsızlıkla sonuçlanan Yunan Bağımsızlık Savaşı'nın, Sakız Adası'ndaki gelişimini araştırıyor. Yaşar, adadan hareketle, bu savaşın Osmanlı İmparatorluğu tarafından nasıl karşılandığı, bu eylemlerin bağımsızlık mücadelesi olduğunun anlaşılıp anlaşılmadığı sorularını cevaplamayı amaçlıyor. Burada, bağımsızlığı amaçlayan ayaklanmaların, Sakız Adası'na nasıl yansıdığı, değerlendiriliyor. Dil sorunu nedeniyle Yunancayı kullanamayan ve daha çok Osmanlıca kaynaklara başvuran Filiz Yaşar, Yunancadan İngilizce, Fransızca ve Türkçeye çevrilen eserlerle, bu eksiklği mümkün mertebe gidermeye çalışmış.
29.07.2006

'Bugün Bizde Temizlik Var', evlerde gündelikçilik yapan on beş kadının öyküsünden oluşuyor. Yakın zamanda, gündelikçi kadınları merkeze alan 'Başkalarının Kiri' başlıklı bir sosyoloji çalışması yayımlanmıştı. İşte, M. Caner Alper'in bu kitaptaki öykülerinin tümü, 'başkalarının kiri'ni temizleyen bu on beş kadını teker teker anlatıyor. Sahip olamadıkları hayatlara ve imkânlara konuk olan, bu kadınlar, çok belli sebepler yüzünden yaptıkları gündelikçilik işiyle, Alper'in vurguladığı gibi "bize hem çok yakın, hem de çok uzak" bir yerde duruyorlar.
Alper'in öyküleri, temizlikçi kadınlara dair otuz beş yılık tecrübeyi öykülüyor.
29.07.2006

Çok okunan romanların yazarı Clive Cussler'ın, Paul Kemprecos'la kaleme aldığı bu roman, okyanusların dibindeki 'Kayıp Kent'in peşine düşüyor. 1914 yılında bir pilotun kullandığı uçağın vurularak düşürülmesiyle başlayan roman, bu tarihi girişten sonra günümüze dönerek, Kurt Austin ismindeki kahramanıyla kayıp kenti aramaya koyulur. Okyanusun dibindeki Kayıp Kent'te kurulan bir laboratuvarda yapılan insanüstü deneyler, okyanusları tehdit eden ve hızla büyüyen yosunlar, kaçırılan bilim adamları bu romanda karşılaşılacak başlıca olaylar. Roman, gençlik iksirini bulmaya çalışan ve ölümcül projeler peşinde olan silah kaçakçıları ile Kurt Austin'in mücadelelerini hikâye ediyor.
29.07.2006

'Reading Zindanı Balladı', kendisi de iki yıl kürek cezasına çarptırılmış Oscar Wilde'ın, suçu ve cezayı tartıştığı bir kitap. Kitabın yayımlandığı dönemde zamanın İngiltere cezaevlerinin, tutuklular açısından daha yaşanabilir olmasını sağlamada büyük bir katkısı var. Ballad, karısını öldüren ve daha sonra idam cezası alan Charles Thomas Wooldridge'in cezaevinde geçen günlerini hikâye ediyor. Metni Türkçeye çeviren Özdemir Asaf, ballad için, "Kesintili, korkulu bir karanlık rüya" yorumunu yapıyor. "Boyunları büküktür böyle zavallıların/Zaten zoraki sürer yüzeysel neşeleri:/Dört yanları çevriktir bu türden adamların,/Hür değildir onların yürüyüşleri bile,/Kanayan yarasıdır bunlar hâlâ İsa'nın,/Görünüşleri bile."