Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
tan0006 Tarafından Yapılan Yorumlar
'İstanbul Hatıralar Kolonyası', İstanbul'a dair bir anlatı olarak düşünülebilir. Kitapta, Türk edebiyatına İstanbul'un yansıma biçimlerinden, Selim İleri'nin çocukluğuna giden ve günümüzle buluşan İstanbul'la ilgili anılarına kadar, birçok ayrıntı yer alıyor. 'İstanbul'u Yazmak', 'Çerez', 'İz Bırakanlar' ve 'Anılar Demeti' olarak dört başlıkta toplanan kitabı için, Selim İleri "Geçmiş elli yılın dökümünde, tarihi ve soylu bir kentin bana yansımış, bende hâlâ yaşayan öyküsünü arıyorum." diyor. Yazar, edebiyatta, sosyal tarihte, gündelik hayata bıraktığı alışkanlıklarda yer etmiş İstanbul öykülerini bulmaya çalışırken, bu şehirle kurduğu kişisel bağdan hareket ederek kendince bir öykü yazıyor. Bu öykü, şimdi olmayan bir İstanbul'a dair olduğu için önemli.
'Eşsiz Olana Yakınlık', ağırlıklı olarak eleştirel yaklaşımları bir araya getiren denemelerden oluşuyor. Burada, daha çok Antonin Artaud, Ece Ayhan, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Arthur Rimbaud, Yves Bonnefoy, Charles Baudelaire, Stephan Mallarme, Behçet Necatigil ve Necip Fazıl gibi isimler başta olmak üzere, poetika okumaları, şiir incelemeleri, fakat en çok da şiire dair felsefe ağırlıklı bir yeniden okuma yapılıyor. Soysal, kitabında şiiri, "yaşamın sözcüklere dönüştüğü an" olarak tanımlayarak, şiiri felsefi bakış açısıyla ele almayı amaçlıyor. Varoluşun sözcüklere dökümü, hele hele şiir düşünüldüğünde büyük bir sorumluluk halini alır. Dolayısıyla Soysal'ın deyimiyle "eşsiz olan", bu sorumluluğu yüklenen şairdir.
Erhan Bener'in 'Asya Seferi', olan Roma İmparatorluğu temsilcisi Macellos Da Vinci'yi Orta Asya'ya uzanan bir yolculuğa çıkarıyor. Bener'in bu seyahatte, Macellos Da Vinci üzerinden atıfta bulunduğu güç ise, günümüzdeki Amerika Birleşik Devletleri'nden başkası değil. Zamanın Roma İmparatorluğu, vasfına yaraşır şekilde, alabildiğine yayılmacı, alabildiğine emperyalist politikalar güderken, gerek Bener'in bu kurgusunda ve gerekse de gerçekte, Amerika'nın bu imparatorluktan aşağı kalır yanı yok. Romanın, 'Asya Seyahati' ya da 'Asya Gezisi' yerine, 'Asya Seferi' olarak isimlendirilmesi de, aslında içeriği ifade ediyor. Marcellos Da Vinci'nin, bu romanda Amerika İmparatorluğunu temsil etmesi de, 'Asya Seferi'nde kurmacayla tarihin buluştuğu asıl nokta.
'Güneşin Altın Elmaları', on iki yaşındaki kahramanı Emily Parmenter'ın, yaz ayını Lulu'yla geçirmesini ve bu beraberliğin getirdiği yenilikleri anlatıyor. Babası av köpeği yetiştiren Emily, Tatlısu Koyu'nda yaşar. Av köpekleri, gelgit zamanlarında koya uğrayan yunuslar ve ağabeyi Buddy, onun dünyasını çerçeveleyen en önemli unsurlardır. Fakat, kendilerine av köpeği almak için zengin Foxworth ailesinin Parmenter'ların çiftliğine gelmesi, Emily'nin hayatına yeni değişimler getirecektir. Yeni gelen ailenin kızı Lulu, Emily'nin hayatında yeni bir dönemin başlangıcı olur. Lulu'nun yaz tatilini Emily'yle beraber geçirme kararı alması, ikisi için de bazı değişiklikleri beraberinde getirecektir.
Amerikan Dışişleri Bakanlığı, arada bir, dış ilişkilerle ilgili belgeleri serbest bırakıyor ve bilim adamlarının incelemesine açıyor. Türkiye ile ABD ilişkileri konusundaki belgelerin tümünün mikrofilmleri Ankara'da Amerikan Kütüphanesi'ne getirilmişti. Bu mikrofilmler, 1803 yılından başlayarak 1929 yılına dek, Türkiye'de bulunan Amerikan temsilcilerinin, büyükelçilerin, konsolosların, komiser ve yüksek komiserlerin gönderdikleri telgrafları, raporları, istihbarat raporlarını kapsıyordu. Dünyanın başka ülkelerinden Türkiye için gönderilmiş raporlar da bu mikrofilmlerin içinde yer alıyordu. Orhan Duru, 300'den fazla mikrofilmin taranmasıyla bu kitabın ortaya çıktığını belirtiyor.