Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

tan0006 Tarafından Yapılan Yorumlar

25.06.2006

Asker çocuğu olmak zordur, yorucudur. Tam bir yere, okula, yeni arkadaşlara alıştım derken bir de bakmışsınız; taa ülkenin diğer ucundasınız. Tekrar başlar taşınmalar, alışma devreleri, geride bırakılan sevgililerin hüzünleri... Hele bir de, yaşadığınız ülke, tabiri caizse kaosun dibine vurmuşken, bu durum işkence haline gelir.
Şule Türker de yukarıda bahsettiğimiz türden bir aileden geliyor. Türker, 1989-1991 yılları arasında Cezayir'de bulunduğu süre içerisinde Türkiye Cumhuriyet'i konsolosuluğunda çalıştı. 1992 yılında Sabah gazetesinde muhabirlik yaptı ve Sabah Başkent Gazetesi'nin editörlüğünü üstlendi. Bundan önceki kitabı 'Napolyon-Vatansız Asker'de Napolyon'un hayat hikâyesinden kesitler aktaran Türker, Evimiz Üç Oda Bir Kışla da kendisinin ve ailesinin öyküsünü anlatıyor.
Türkerler bir asker ailesi. Baba Bahtiyar Türker, anne Filiz Türker ve iki kızları... Bahtiyar Bey ordudaki başarılarıyla adından sıkça söz ettirir. Bu başarılı kariyer Bahtiyar Bey'e, Uzunköprü'den Ardahan'a, İstanbul'dan Trabzon'a, Ankara'dan Cezayir'e, Aşkale'den Kıbrıs'a, Türkiye'nin dört bir yanını karış karış gezmesine sebep olur. Elbette sağlam temeller üzerine oturtulmuş ilişkilerle birbirine bağlı olan diğer aile fertleri de bu uzun ve yorucu yolda Bahtiyar Bey'e eşlik eder. Türker ailesi bu serüvende kimi zaman hüzünlü, kimi zaman sürprizlerle dolu anlar yaşar. Ancak hiçbir zorluk onların bağlarını koparmaz. "Yine emektar arabalarıyla yola koyuldular. Bahtiyar, sahil yolundan içeri saptıktan sonra Filiz ve kızların yüzünün asıldığını fark etti. Çok sevdikleri deniz arkalarında kalmıştı, her kilometrede bozkıra biraz daha yaklaşıyorlardı. Dura kalka başkente vardılar. İkisi de deniz olan yerlerde büyüdükleri için şehre girişlerinde hissetikleri kuru hava onları çarptı. Filiz'in içi burkuldu. Gri tonlarındaki bu kurak kente hiç alışmayacağını düşündü." Bu satırlar Türker'in kalbindeki burukluğu rahatlıkla anlatmaya yetiyor.
Evimiz Üç Oda Bir Kışla Şule Türker'in bir roman gibi kurguladığı yaşamöyküsü. Kitap, genelde anne ve babasına duyduğu sonsuz saygıyı ve bir asker çocuğu olmanın getirdiği zorlukları anlatsa da, konu özele indirgendiğinde Türkiye'nin son kırk yılında içinde bulunduğu zorlukları, toplumsal şikâyetleri içinde barındırıyor. Ölümsüz bir aile sevgisi ve bulunduğu çukurda debelenip duran bir ülke... Buruk sevinçlerle dolu bir yolculuğa hazır mısınız?
25.06.2006

Cinsel dünyanın iki ünlü ismi, 'Oyuncu Olarak Beden' adlı kitapta porno filmlerin gerçek mi kurmaca mı olduğunu tartışıyor. Kitap, 'pornonun enteli' olarak tanınan emekli porno yıldızı Ovidie'nin bedene ilişkin ahlaki sorunlar üzerine uzmanlaşmış olan Michael Marzano'yla yaptığı söyleşiden oluşuyor. İkili, porno filmlere iğneleyici bir şekilde değinirken, bunun göstermelik olmadığını belirtiyorlar. Vücudun kullanımındaki ilginç karşıtlıklara yer veren kitap, haz için vücudun kullanım özgürlüğünü, estetik, ahlaki ve felsefi yönden masaya yatırıyor.
25.06.2006

"Ulu yüreklerin erdemi, Scipion. Hiç olmazsa tanısaydım saydamlığını! Ama yaşam uğruna tutkumun gücünü gereğinden çok biliyorum. Doğadan hoşnut olmayacak. Bunu anlayamazsın. Başka bir dünyadansın." Tiyatro sanatının dünyaca ünlü ismi Albert Camus, 'Caligula' adlı oyununda, ölülerin mutsuzluğundan bahsediyor. Roma'nın tek egemeni, sonuna kadar us yolunu dener ve akla gelmeyecek zırvalıklarla çevresine korku salar ve ölene kadar olanaksızın peşinde koşar. Büyük usta okuyucusunu, haksızlıklara, eşitsizliklere getirdiği anlamlı ve eleştirel bir bakış açısıyla baş başa bırakıyor.
25.06.2006

'Gizli Ajan', edebiyatın Nostradamus'u olarak adlandırılan Joseph Conrad'ın politik terörü anlattığı kitabı. Conrad, kitabını Greenwich Gözlemevi'ne yapılan bir saldırıdan yola çıkarak kaleme aldı. İnsan psikolojisinin derinliklerine inen kitabın gerçekçi karakterleri, günümüz terörüne benzerlikleriyle dikkat çekiyor. Terörizm konusunda yazılan ile romanlardan biri olan 'Gizli Ajan', okuru, masum insanların ölümünden sorumlu kişilerin zihinlerinde olup bitenlerden de haberdar ediyor. Joseph Conrad, politik şiddetin anlamsızlığını gerçekçi bir tavırla sergiliyor.
25.06.2006

1980'lerin Türkiye'sinde, Burdur'da liseli bir genç kız ve bir üniversite öğrencisi birbirilerine deliler gibi âşık olurlar. Ancak bahsi geçen zaman aşkın yeterli olmadığı yıllardır. Bu aşk, kızın annesi tarafından anlaşılınca çift için kâbus dolu günler başlar.
Okul hayatı kararan bir öğrenci, kızını öldürmek isteyen bir baba, namusunun beş paralık olduğunu düşünen bir anne... Duygu Uzel ikinci kitabı 'Mor Menekşeler'de bir aşkı merkez alarak, yıkılmayı bekleyen tabularla dolu bir Türkiye panaroması sunuyor. Kitap, toplumun dayattığı baskılara direnmeye çalışan kadınların öyküsü.