Toplam yorum: 3.285.288
Bu ayki yorum: 6.814
E-Dergi
aredhelmelwasul Tarafından Yapılan Yorumlar
Tolstoy’un subay olarak katıldığı Kırım Savaşı izlenimlerini aktardığı eserde ünlü Çeçen savaşçılarından olan Hacı Murat’ın hayat hikayesi ve Şeyh Şamil’le görüş ayrılığı sonucu esaret altındaki ailesini kurtarmak için Rus ordusu için çalışmaya başlaması anlatılır. Kurgunun tarihi bir gerçekliğe dayanması ve Tolstoy’un üstün gözlem gücüyle birlikte canlı Kafkasya betimlemelerini ve Müslüman halk kültürünü , savaşın her iki taraf için yıkıcılığı ve ister Rus olsun ister Çeçen politikanın kokuşmuşluğunu çok iyi anlatan bir eserdi. Tolstoy’un ölüm temasını yine çok etkileyici kullandığı bir roman.Tolstoy eserini ‘’Sürülmüş tarlada gördüğüm ezilmiş devedikeni , işte bu ölümü anımsattı bana.’’ diyerek bitirir. Her eseri çok şey öğreten ve edebi olarak büyük bir keyif veren yazarın romanlarını her yaştan okura tavsiye ediyorum.
Efendi ile Uşağı - Bir Toprak Sahibinin Sabahı : Tolstoy’un soyluluk , mülkiyet ve Rus köylüsü üzerine idealist düşüncelerini en açık şekilde anlatan eserlerinden biri. Rus köylüsünün ve toprak düzeninin anlatıldığı eserleri çok severek okuyorum hele ki Tolstoy’un kaleminden çıkmışsa.. Rus köylüsünün maddi ve manevi sefaletinin , merhametin , tamahkârlığın içimize işleyecek şekilde Tolstoy’un eşsiz doğa betimlemeleriyle harmanlanarak anlatıldığı , hayat amacımızı ve insan olma bilincini gözden geçirtecek , hayatıma Nehlüdov ve Nikita gibi iki harika karakter kazandıran bu eseri çok büyük bir keyifle okudum. Okuyun , okutun diyebileceğim çok değerli bir klasik
Bir hayat kadınının yaşamının tüm gerçekliğiyle anlatıldığı eser yayımlandığında ,kitapta da gösterildiği gibi burjuvazinin iki yüzlü politikası ve adalet anlayışıyla yargılanmış ve ‘’ahlak dışı’’ kabul edilmiştir. Émile Zola , deneysel roman anlayışına devam ederek Nana için Fransa’nın ara sokaklarında , lokantalarında , tiyatrolarında incelemeler yapmış. Karakterlerin duygu durumları , psikolojik tahlilleri , olaylara bakışları , yaşamın hakiki ipliğiyle ince ince işlenmiş. Flaubert’in öngördüğü gibi Zola bir Paris miti ve hayat kadını arketipi yaratmıştır. Kitapta Nana’nın Paris’in kirli yüzünden elmaslar , ipekler ve beyefendiler arasına burjuvazinin içine bırakılmış bir intikam tohumu gibi yükselişini , halk yoksulluktan kırılırken aristokrasinin de bundan payını alarak ahlaki olarak çöküşünü okuyoruz. Kadın erkek ilişkilerinin de tekrar eden döngüsünü ve özünü görebileceğimiz tam bir klasik.
Tragedya yazarı Agathon’un kazandığı tragedya yarışması sonucunda kendi evinde bir Symposion (Şölen , birlikte içme) düzenlemesiyle Sokrates ve Atina’nın önde gelenleri toplanır. Bu toplantıda Eros’un (Sevgi) izi sürülür. Şölen’deki herkes sevginin kökeni , önemi , sevmenin biçimleri üzerine konuşur. Şölen-Dostluk , Sokrates’in maiotik (doğurtma) yöntemini Platon’un diyaloglarında keyifle okuyabileceğimiz ; konunun en derinine inen , sorgulatan , düşündüren , diğer eserleri gibi tekrar tekrar okunası bin yıllar önceden günümüze dokunan bir felsefe klasiği.
Cevdet Bey ve Oğulları , Orhan Pamuk’un 1974 yılında yirmi iki yaşındayken yazmaya başlayıp yirmi altı yaşında bitirdiği ilk romanı. Cevdet Bey ve Oğulları , Işıkçı ailesinin üç kuşağını Abdülhamit dönemi , Cumhuriyet ve 1980 darbesi zaman dilimlerinde anlatan ; zamanı bir bütün olarak değil parça parça ele alması ve yaşamın gerçekliği içinde yüzeylerde değil zihinlerde gezinmesi dolasıyla çok sevdiğim bir çağdaş roman örneği oldu. Tarihi bir kalıp olarak değil bireysellik çerçevesinde karakterlerin öznelliği ve karmaşıklığıyla anlatmış Pamuk.Türkiye’nin ve Türk insanının siyasi ve sosyal değişimini , sanatı , aileyi , birey olmayı , ölümü ele alan ; Türkiye’de siyasetin karakterler , aileler ve şehirler üzerindeki soğuk etkisini çok iyi yansıtan , iyi ki okumuşum dediğim bir roman oldu .