Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Uzak12 Tarafından Yapılan Yorumlar
Bu çalışma, genelde denizcilik arkeolojisinin biyografi merkezli bir sözlü tarihçesini sunmakta, özeldeyse bu tarihçede payı olan tüm kişi ve karakterleri meslekî bir perspektifte tanıtarak bir araya getirmektedir. Böylelikle, bir araya getirilen yirmi kişiye ortak bir konu odağında benzer sorular yöneltilmekte ve bu suallere verilen cevaplar denizcilik arkeolojisine dair birbirinden farklı bakış açılarını ortak bir zeminde buluşturmaktadır; bu minvalde de okuyuculara sorgulama ve karşılaştırma yapabilme imkânı verilmektedir.
Erken Selçuklu Tarihi çalışmaları için önemli katkılar sağlayan bir çalışmadır. Türkçe’ye kazandırılması ise Türk Tarihçiliği için önemli bir kazanım olmuştur.
Geniş bir coğrafyaya yayılmış ve farklı halklar üzerinde hâkimiyet sağlamış en erken örneklerden biri olan Pers İmparatorluğu yaklaşık iki yüz yıl boyunca Anadolu’yu (Küçük Asia) yönetti. Perslerin bu iki yüz yıl boyunca farklı kültürlere karşı daima itidalle yaklaşmaları yönetimlerinin devamlılığını sağlayan en önemli etkendi. Yirmi beş yüzyıl sonra bile farklılıklara, ötekiliklere, bizden olmayanlara karşı gösteremediğimiz bu itidal, Perslerin bize halen öğretecek bir şeyleri olduğunu gösteriyor.
Günümüzde, Ortaçağ tarihi alanındaki çalışmalarının en büyük zorluklarından birisi bilinmesi ve kullanılması gereken kaynak dillerin çokluğudur. Söz konusu kaynak dillerde yazılmış eserler çok geniş bir coğrafyaya yayılmış ve çok farklı kütüphanelerde toplanmış olduğu için ulaşılmaları da oldukça güçtür. Ülkemiz özelinde ise, bu zorluğun yanında temel kaynakların önemli bir kısmının Türkçe’ye çevrilmemiş olması Ortaçağ tarihi çalışmalarına sekte vurmaktadır. Bu durum tarihi verilerin bilim camiasında yayılmasını sınırladığı gibi bilimsel çalışmaların hızını da yavaşlatmaktadır. Burada tanıtımı yapılacak olan eser ise Ortaçağ Müslüman tarih yazıcılığının en önemli kaynak eserlerinden birisi olan Hamdullâh Müstevfî-i Kazvînî’nin Târîh-i Güzîde’sinin Selçuklular kısmının Farsça’dan Türkçe’ye çevirisidir.
Geniş bir bilgi birikimi ürünü olarak ortaya konulan bu çalışma büyük bir coğrafyayı içine alan çok zengin bir çalışmadır. Çalışmada bozkırlardan başlayarak Anadolu’ya kadar izi sürülen, göçer Türk toplumunun sanatı, dâhil olduğu tüm ülkelerde politik, sosyolojik, ekonomik ve kültürel alanlar büyük bir titizlikle incelenmiştir. Kültür taşıyıcılığını göçer grubunun tarihi bir işlevi olarak değerlendiren yazar, etkileşim içinde bulunduğu kültürleri, arkeolojik bulguları ve mimari yapıları okuyarak Türk Sanatı sorunsalı tezini ortaya koyar.