Toplam yorum: 3.284.988
Bu ayki yorum: 6.494
E-Dergi
gulbahcesi_ Tarafından Yapılan Yorumlar
insanlığın bir parçası olan,toplumlarda ve dünyada önemli bir unsur olan bunun için bir çok kurslar ve dersler verilen iletişim gerekli yöntem ve tekniklerle yapıldığında amacına ulaşır.günlük yaşantımızda dahi iletişimimizi salt bilgi yada sürekli konuşmalar çerçevesinde değil bilinçli bir şekilde yaptığımız takdirde kendimizi karşı tarafa daha iyi tanıtmış, ifade etmiş oluruz.böylelikle sağlıklı iletişimle insanlar arası diyaloğun artması toplumlarında ilerlemesine katkıda bulunacağını düşünüyorum.din insan yaşamında gerekli ve en çok ihtiyaç duyulan aşkın varlıktan kaynaklanan değerler sistemidir.günümüz toplumunda din eğitimi ile ilgili sorunların olmasını toplumla din adamları arasındaki yanlış ve eksik iletişimimizde aramamız gerekir.peygamber efendimiz zamanında etkili ve eğitici bir eğitim olan vaaz amacını en iyi şekilde yerine getirebilmekteydi.fakat günümüzde vaaz sistminin eksiklerinin olduğunu görmekteyiz ve bu eksiklerin günümüz sorunlarına değinerek çağdaş teknik ve donanımla giderilmesi gerektiğini düşünüyorum.bu sorunun giderilmesiyle toplumumuzda din gerektiği değer ve konuma yükseltilebilecektir.bu kitap etkili bir iletişimin nasıl olması gerektiğini somut bir şekilde anlatmakta ve hayata tatbik etme noktasında iletişimin yöntemlerini sunmaktadır.
insan akıl sahibi bir varlık olduğu için seçenekler karşısında seçme hürriyetinde ve bu seçimden sonra eylem hürriyetnde bulunur.insan aklı kötüye kullanmaması için değerler kontrolü altında kullanması hem kendi hemde toplum hayatı için kaçınılmaz bir gerekliliktir.akıl sahibi olan insan hürriyetini doğru bir şekilde kullanabilmesi için gerekli iki otorite vardır. bunlar allah ve devlettir.bu ikikaynaktan çıkan değer insan hürriyetini insan hayrına kısıtlayan unsurlardır.insanı kontrol altına alıp olumlu bir yöne sevketmediği için hukuk kuralları(insanın koyduğu değerlerde diyebiliriz.)yeterli olmaz çünkü insan hukuk kurallarının dışına çıkma yollarınıbulabilir dıştan bir kontrol insanı çepeçecre kuşatmaz.sorumluluğun sağlam kaynağı insanın iç kontrolüdür. içkontrol ise ancak insanı aşan mutlak varlığa dayalıysa kuvvetli olur.böyle bir kuvvetten mahrum insanların hakim olduğu toplumda insan hürriyetlerin uygulanması ve korunması her zaman tehlikelerle karşı karşıyadır. o halde anarşist filozofların fikrinin aksine allah inancı insanın köleliğinin sebebi değil insan hürriyetinin teminatıdır.çağımızda hürriyetlerin kötüye kullanılmasıyla insanların içine düştükleri huzursuzluk vemutsuzluğun kaynağı böyle bir otoriteninyokluğunda yani allah inancından uzaklaşmada aramalıyız. doğru bulduğum ve düşüncelerimle uyuşan bu satırları sizlerle paylaşmak istedim ancak kitabın tümünü okuyarak bu satırları daha iyi anlayacağınıza inanıyorum ve bu konulara merakı olanlara kesinlikle tavsiye ediyorum
dünya klasiklerinden ve goethenin baş yapıtlarından olan faust benim için sürükleyici ve etkileyici bir eserdir kendini ilime adamış inançlı bir insan olan faust aynı zamanda ruh bilgisine merak salmış ve bu konu üzerinde çok durarak ruhlar alemini keşfetmeye çalışmıştır.hayatının bir döneminden sonra hep kitaplarla uğraşmaktan küçük evinde sıkılarak kendini mafesto adı altındaki şeytanın elllerine bırakır şeytan faustun imanını yıkmak için ona çok mutlu bir hayat verebileceğine dair söz verir ve aralarında anlaşma yaparlar. en sonunda şeytan hileleriyle faustu allahın yolundan saptırır.bu eserde öğrendiğim ve beni mutlu eden diğer bir haber goethenin müslüman oluşu bunu bizzat kendisi divan-batı eserinde kendisi belirtir herkese şiddetle tavsiye ediyorum
pavlus tarfında tanrısallaştırılan isanın nasıl oluyorda hem insan özelliklerini taşıyorken hemde tanrı sıfatlarını taşıyabildiğini yani hem ölümlüyken hem ölümsüz hem yemek yeme ihtiyacı duyarken hemde acıkmayan yada yemeğe gereksim duymayan hem acı çekerken hemde bu tür duygulardan uzak olan hem hasta olan hemde hasta olmayan ve hastalığa şifa verebilen olabiliyor maalesef hristiyanlar bu tezatlığı göremiyor ve onu tanrı olarak kabul ediyorlar halbuki hz.muhammed(s.a.v)müslümanlar için çok değerli sevilen saygı duyulan ve canını onun için feda edebilecek oldukları halde hiç bir zaman onu tanrısallaştırmamışlar aksine onun allahın kulu olduğuna ve resulu olduğuna iman getirmişlerdir
hristiyanların kurtuluşun yalnızca kendi dinlerinde olduğunu savunan bir düşünceden yani dışlayıcılıktan( ki buna göre diğer dinlerle hiç bir ilişki kurulamaz(monolog) )kapsayıcılığa(kutsal ruhun diğer dinlerde de faaliyette olduğunu bütün insanları kutsadığı için her kesin hristiyan olduğunu kapalı bir manada kurtuluşun yine kendi dinlerinde olduğunu savuvnuyorlar)ve çoğulculukla(kurtuluşun diğer dinlerin kendi peygamberleriyle yada aracılarıylada olabileceğini savunan gelişimdir) diğer dinlerle diyalog sürecini başlatıyorlar yani tek kurtuluşun kendilerinde olduğu için diğer dinlerle diyaloğu reddeden monolog anlayışından kutuluşun diğer dinlerdede olabileceğini savunarak diyalog sürecine giriyorlar bunun arkasında ne gibi gizli emellerin olduğunu yani misyonerliğide bir kenara atmamak gerekir