Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Kübra Çelik Tarafından Yapılan Yorumlar

30.01.2026

Kırmızı Pazartesi, okuru sessiz bir gerginliğin içine sokan, küçük kasaba sırlarını adım adım ortaya seren bir roman. Marquez cinayeti en baştan anlatıyor ama asıl merak “neden?” üzerinde dönüyor; okurken insan ister istemez kendi vicdanına bakıyor. Dil sade ama etkili, anlatımda gereksiz süs yok; her cümle tetikte olmanı sağlıyor. Tek eksik yanı, olayın baştan verilmesi bazı okurlar için gerilimi zaman zaman azaltabilir. Gene de karakterlerin iç dünyası ve kasabanın atmosferi, kitabı uzun süre akılda tutan bir hâle getiriyor.
30.01.2026

Yüzyıllık Yalnızlık’ı okumak, sanki bir ailenin bütün sırlarını ve çılgınlıklarını bir kahve fincanının içine sıkıştırıp önüne koymaları gibi. Marquez’in Macondo’sunda bir nesil diğerine anlatılmaz tuhaflıklar bırakıyor; okurken hem hayrete düşüyorsun hem de bazen “yok artık” diye gülüyorsun. Romanın dili zengin, zaman zaman öyle büyülü ki gerçek ve hayal birbirine karışıyor. Ama itiraf edeyim, isimler ve nesiller o kadar çok ki arada kimin kim olduğunu takip etmek için not tutasın geliyor. Gene de bu karmaşa, kitabın büyüsüne dahil olmanı sağlıyor. Bir solukta okunacak bir hikâye değil ama unutulması da mümkün değil.
30.01.2026

Gece Yarısı Kütüphanesi, pişmanlıklar ve ihtimaller üzerinden ilerleyen, “ya farklı bir hayat mümkün müydü?” sorusunu merkeze alan bir roman. Farklı olasılıkların açıldığı kütüphane metaforu akılda kalıcı ve düşündürücü. Anlatımı sade ve akıcı; okuru yormadan ilerliyor. Ancak bazı düşünceler fazla açık şekilde sunulduğu için derinlik hissi zaman zaman zayıflıyor. Yine de umut, seçimler ve yaşamla kurulan bağ üzerine düşünmek isteyen okurlar için kolay okunan ve zihni meşgul eden bir kitap.
30.01.2026

Kübra adını taşıdığı için elime biraz merakla, biraz da gülümseyerek aldığım bir kitaptı. İnsan kendi adıyla karşılaşınca ister istemez “bakalım bana ne anlatacak” diye düşünüyor. Roman, beklendiği gibi kişisel bir hikâye anlatmıyor; daha çok inanç, yönlendirilme ve anlam arayışının sisli taraflarında dolaştırıyor. Okurken zaman zaman adımı değil ama çağımızı okuduğumu hissettim. Gücü, okuru rahatsız eden o belirsizlik duygusunda. Yer yer temposu düşse de kurduğu atmosfer etkileyici. Dizisinin çekilmiş olması da hikâyenin güncel ve çarpıcı tarafını gösteriyor. İsmimi taşıdığı için başladım, anlattıkları yüzünden aklımda kaldı.
30.01.2026

Romanı okumaya başladığımda sanki eski bir sandığın kapağı aralanıyor; içinden hem tarih kokusu hem de yarım kalmış sevdalar çıkıyordu. İskender Pala, aşkı yalnız iki kişi arasında değil, zamanın ve kaderin içinde anlatıyor. Kelimeler yer yer şiirleşiyor, imgeler çok güçlü; bazı cümleler insanın zihninde uzun süre asılı kalıyor. En güçlü yanı atmosferi. Okuru geçmişe taşıma konusunda çok başarılı. Ancak bu yoğun dil, zaman zaman hikâyenin önüne geçiyor; anlatım ağırlaştıkça duygudan kopulan yerler olabiliyor. Daha sade bir akışla çok daha vurucu olabilirmiş aslında. Tarih, aşk ve dilin iç içe geçtiği metinleri sevenler için özel ama sabır isteyen bir okuma olacak.