Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Kübra Çelik Tarafından Yapılan Yorumlar
OD okurken kendimi bir romanın içinde değil, eski bir hikmet metninin kıyısında hissettim. İskender Pala bu kitapta olay anlatmaktan çok anlam inşa ediyor; kelimelerle değil, çağrışımlarla ilerliyor. Tasavvuf, aşk ve arayış iç içe geçmiş; her şey biraz sisli, biraz derin. Kolay bir okuma değil, hatta yer yer sabır istiyor. Ama hız aramayan, satır aralarında dolaşmayı seven biriysen karşılığını veriyor. Herkese hitap etmez; fakat doğru ruh hâlinde okunduğunda insanın içine ağır ağır çöken, iz bırakan bir kitap.
Limon Kütüphanesi beklediğimden daha sessiz, daha içe dönük bir kitap çıktı. Okurken sayfalar değil, duygular ilerliyor sanki. Hikâye büyük kırılmalarla değil; yalnızlık, kayıp ve hafif umut anlarıyla örülmüş. Anlatımı yumuşak, acele etmeyen bir ritme sahip. Sevdim çünkü okuru zorlamıyor ama hissettirmeyi başarıyor. Melankolisi ağır değil, insanın içini ferahlatan bir hüznü var. Sakin, duygusal ve yavaş akan kitapları sevenler için zarif bir okuma.
Hizmetçiyi okurken sürekli bir huzursuzluk hissi vardı içimde; sanki evin içinde bir şeyler ters gidiyordu ama adını koyamıyordum. Freida McFadden, hikâyeyi yavaş yavaş gererek ilerliyor ve okuru küçük detaylarla tuzağa düşürüyor. Anlatım dili sade, bölümler kısa; bu da “bir bölüm daha” diyerek hızla ilerlemeye neden oluyor.
Sevdim mi? Evet, özellikle sonlara doğru. Büyük edebi derinlikler sunmuyor ama gerilimi iyi ayarlıyor. Masum görünen şeylerin altından çıkan karanlık, kitabı akılda kalıcı kılıyor. Hizmetçi, ters köşe seviyorsan ve tek oturuşta okunacak bir gerilim arıyorsan doğru bir seçim.
Kırlangıç Çığlığını okurken sanki karanlık bir sokakta yürüyordum; her köşe başında insanın içini ürperten bir gerçek vardı. Ahmet Ümit bu romanda sadece bir suçun izini sürmüyor, vicdanın sesini de okurun kulağına fısıldıyor. Başkomiser Nevzat’ın adımları ilerledikçe hikâye derinleşiyor, suçtan çok suskunluk ağırlaşıyor. Bazı sahnelerde içim sıkıştı, bazı satırlarda durup uzun uzun düşündüm. Yazarın dili net ama sarsıcı; kırlangıç imgesi ise masumiyetle karanlığın çarpıştığı bir yere dönüşüyor. Sevdim mi? Evet, ama rahat ederek değil. Kırlangıç Çığlığı, insanın içini kanatan ama tam da bu yüzden unutulmayan bir roman.
Kitap, bir öğretmenin öğrencinin hayatına nasıl dokunabildiğini, bazen tek bir cümlenin bile bir yön çizebildiğini hatırlatıyor. Anlatımı sade ama duygusu güçlü; abartıya kaçmadan, sessiz bir etki bırakıyor. Her sayfasını aynı yoğunlukta sevdiğimi söyleyemem ama bitirdiğimde öğretmenliğin ne kadar derin bir iz bıraktığını yeniden düşündüm.