Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Kübra Çelik Tarafından Yapılan Yorumlar

30.01.2026

Azdahakı okurken metnin dili ve göndermeleri beni etkiledi ama yer yer mesafeli hissettirdi. İskender Pala, mitolojiyle tarihî ve felsefi unsurları iç içe geçirerek insanın kötülükle olan kadim ilişkisini anlatıyor. Anlatım yoğun; semboller ve alt metinler dikkat istiyor. Her bölümde aynı akıcılığı bulamadım ama kurduğu atmosferi güçlü buldum. Sevdim mi? Tam anlamıyla değil. Ama zihni meşgul eden, üzerine düşünmeye zorlayan bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
30.01.2026

Ayfer Tunç’un keskin gözlemi ve ince mizahının birleştiği bu eser insanda çok başka bir tat bırakıyor. Gündelik aile ilişkilerini anlatırken güldürüyor ama altına hafif bir huzursuzluk da serpiştiriyor. Okurken hem tanıdık sahneler yakaladım hem de insan ilişkilerinin ne kadar kırılgan olduğunu düşündüm. Dili akıcı, anlatımı zeki; hafif gibi duran ama aslında derdi olan bir kitap. Beni hem gülümsetti hem de durup düşündürdü.
30.01.2026

El Kızını okurken sanki dar bir evin içinde, hep aynı sessizliğe bakarak yaşamak zorunda kalan birinin hayatına misafir oldum. Orhan Kemal, dışlanan ve “el” sayılan bir kadının aile içindeki yerini; suskunluk, yoksulluk ve çaresizlik üzerinden anlatıyor. Hikâye büyük olaylarla değil, küçük ama inciten anlarla ilerliyor. Okurken yer yer içim daraldı hele o kaynanayı boğasım yerler oldu; çünkü anlatılanlar tanıdık ve gerçekti. Yazarın yalın dili, acıyı süslemeden vermesi beni etkiledi. Çok sevdim diyemem ama güçlü bir iz bıraktı bende. Bittiğinde boşlukta hissettim kendimi.
30.01.2026

Huzuru okurken kendimi hikâyenin içinde değil, karakterlerin zihninde dolaşıyor gibi hissettim. Tanpınar’ın dili ağır ama çok katmanlı; her cümle üzerinde durmak istiyor. Yer yer yordu, hatta kopardığı anlar oldu ama buna rağmen romanın atmosferini sevdim. Müzik, zaman ve iç çatışmalar kitabın ruhunu taşıyor. Herkese hitap eden bir roman değil ama sabırla okunduğunda zihinde kalan, sindirerek okunması gereken bir eser.
30.01.2026

Kapak Kızı beni anlatım diliyle değil ama anlattığı meseleyle yakaladı. Toplumun “ideal kadın” algısını, dış görünüş üzerinden kurulan değeri sorguluyor. Okurken zaman zaman mesajın fazla açık verildiğini hissettim; bu da edebi derinliği biraz zayıflatıyor. Yine de güncel ve tanıdık bir meseleye temas ettiği için ilgimi kaybetmedim. Büyük bir edebi tat bırakmasa da, hızlı okunan ve düşündüren bir kitap bence. Okunabilir yani